Risale Haber-Haber Merkezi
Hekimoğlu İsmail, insanın bir yolcu olduğunu her yıl başında muhasebe yaptığını söyledi.
Hekimoğlu'nun Zaman'daki yazısı şöyle:
Yeni bir yıla hangi hislerle girdim?..
Yılbaşı akşamı düşündüm: “İşte bir yıl daha elimden kuş gibi uçup gitti. O kuş, ömrümden bir yılı daha mahkeme-i kübraya taşıdı. Hesabını vermek üzere beni bekliyor. Ölüme bir yıl daha yaklaştım…”
Bu düşüncelerle yeni yıla girdim...
İnsan bir yolcudur. Ruhlar âleminden maddi âleme, buradan da gün gün ahirete gidiyoruz. Burada yaşadığımız hayat, ahiretimizi şekillendirecek. Bu sebepten dünya önemlidir. Çünkü cennet dünyada kazanılır.
Yılbaşı akşamı düşündüm: Koca bir yılı nerede ve nasıl geçirdim? Ne yedim, ne içtim? Allah’ın verdiği kabiliyetleri nerede kullandım? En çok nelere vakit ayırdım? Derslere ne kadar devam edebildim? Ne kazandım, ne harcadım? Bana en çok ne kaybettirdi? Efendimiz’in (sas) “Bir kimse, herhangi bir mü’minden dünya sıkıntılarından birini giderirse, Allah da kıyamet gününde onun sıkıntılarından birini giderir. Bir kimse darda kalana kolaylık gösterirse, Allah da ona dünyada ve ahirette kolaylık gösterir. Bir kimse bir Müslüman’ın ayıbını örterse, Allah da onun dünya ve ahirette ayıplarını örter. Mü’min kul, din kardeşinin yardımında olduğu sürece Allah da onun yardımındadır.” hadisine ne kadar ittiba edebildim?
Bu bilançoyu herkes kendine uygulayabilir...
Yılbaşı gecesi bazıları haramlar âleminde coştular. Biz Müslüman’ız; öyleyse biz de helal dairedeki durumumuzu gözden geçirip, yeni yılımızı cennet edeceğiz. Müslüman’ın vücudu cami gibidir. Nasıl ki camilere haram şeyler sokulmaz. Müslümanların vücuduna da haram şeyler girmemelidir. Camiyi meyhaneye çevirmek ne kadar korkunç bir günahsa, kalbe meyhane açmak da o kadar korkunçtur.
Buyrulmuş ki: “Ölmeden evvel ölünüz!” Yani haramlarda ölüp, helallerde dirileceğiz. Bir olay karşısında haramlarda ölüp, helallerde dirilen daima kazançlı çıktı. İçkiye, kumara, dedikoduya, malayaniyata, köle olanlar ise kaybetti. Amma tövbe kapısı her zaman herkese açıktır. Esas mesele fiilen tövbe etmektir.
Bazen rüzgâr altında sarsılan ağaçları seyrederim. Dalları yatıp yatıp kalkıyor, yaprakları dökülüyor. Şimdiki sosyal hayat da, fırtınalı bir kış mevsimi gibidir. Müslüman, rüzgârın önündeki yaprak gibi oradan oraya savrulmamalı; ilmihal kalesine sığınmalı…
Koparılan takvim yaprakları, eskiyen takvimler çöplüğe atılıyor. Tövbe edip, haramları çöpe atalım ki, geçen günler de takvim yaprakları gibi çöp olmasın…