Yeni Said’ler

Hüseyin EREN

Fikri hızlı değişim ve dönüşüm her bireyi etkilediği gibi, cemaatleri de etkiliyor, onlarda da anlayışları farklılaştırıyor… Müspete bakan yönü olduğu gibi menfiye bakan yönü de var; klasik yapı çatırdıyor, yeni kırılmalar ve arayışlar, bireyleri yol ayrımında bırakıyor…

Sınıfsal, resmiyetçi ve donuk yapı yeniliğe dirense de, alttan gelen sivil, hür ve samimi sıçrama yeni oluşumlara hamile… Yeni filiz, dâhildeki hizip çekişmeleri ve çatışmaların dışında yeni bir duruş sergiliyor; daha fazla sivillik ve samimiyet…

Eski Said, yeni Said kırılmasına benzer bir kırılma bu; “Said yoktur, Said’in kudret ve ehliyeti de yoktur” diyebilme cesaretini gösteren hakikat âşıklarının şiarı, suni duvarlara razı değil, her duvardan dışa açılan pencereler açmak niyetinde…

Yeni ufuklara, yeni insanlara ulaşma, dünyayı kucaklama hedefinde; bu hedeflere kim gidiyorsa onlarla beraber, gönül dualarıyla iştirak içinde… Biliyor ki kimse Bediüzzman’ın devamı olamaz, hiçbir kimse onu temsil edemez, cihan şümul iman ve Kur’an hizmetini hiçbir grup, hiçbir cemaat tek başına bütünüyle yapamaz; dar daireden geniş daireye hepsi bir eksiği tamamlar veya hepsinin bir eksik yönü var…

Binanın katları var ve her katta ayrı daireler var; herkes kendini en iyi katta, en iyi dairede zannediyor, etrafındakilere de öyle inandırmaya çalışıyor; biz varız ya…

Bölünerek büyüdük, şimdi sıra birbirine nazır pencereler açmakta; tek yön, tek bakış değil; sağını, solunu, yukarısını, aşağısını, önünü ardını, içini bakarak görerek düşünme ve hür serbest iradesiyle hüküm verme zamanı…

Nur dairesi içindeki cemaatlerin içinde böylesi açılımlar var; "gelenek-yenilik" veya adı başka ne olursa olsun çatışmaların dışında Bediüzzaman’a nazır, Risale-i Nur’a odaklı, Kur’ani yönelim içerisinde kendini yeniden yapılandıran var… Kimseyle kırgınlık ve çatışmaları yok, yeter ki hizmet olsun, kimin hangi grubun yaptığı da önemli değil, neticede sonuç sağlıklı olsun…

Şimdilik bunlar az ve azınlıkta, her biri kendi grupları içerisinde bir birlerinden habersiz çoğalıyorlar; bu küçük dereler bir gün birleşip ırmak olduğunda asıl fütuhat o zaman olacak; Said’ler, Ömer’ler, Hamza’lar v.s yerin her yerinde filiz verecek, meyveli ağaç olacak… Yeryüzü o zaman gülecek, bahar o zaman gelecek, Bediüzzaman ve talebeleri o zaman kabirlerinde tebessümlerle manzarayı seyredecekler…

Dâhilde çatışan ve çarpışanlar etraflarına bir bakıp da dikkat etseler, bu genç filizleri görecekler ve bilecekler ki bu filizlere zemin hazırlamalıyız; sırtlarını sıvazlayıp koşun diyebilme büyüklüğünü ve feragatini gösterecekler… Demeseniz de onlar bir gün zaten koşacaklar; bazen gölge etmemek de büyük bir hizmettir…

Kabuklaşmış, sınıflaşmış ve kamburlaşmış cemaati yapılar çatırdıyor, parmak işaretiyle kimse ayıklanmaz, kimse ayıplanmaz, kimse dâhile ve harice atılmaz, zira daire çok geniş, alternatif çok…

Tek çıkış yolu, daha fazla sivillik, daha fazla hürriyet, daha fazla samimiyet, daha fazla şeffaflık, daha fazla feragat ve fedakârlık; hizmeti bugünlere getirenlerin ellerinde öper başımız üstüne koyarız, yarınlara taşımak; bırakın da onları yeni filizler uzak diyarlara, kendi kalpleriyle beraber götürsün…

Geniş Nur cemaati içindeki alt gruplarda böylesi yeni Said’ler var ve bir gün onlar el ele verdiğinde, seyreyleyin muhabbeti, uhuvveti, fütuhatı; her yer Barla, her yer Isparta, yeryüzü Nur’un kuşatması altında.  

huseyineren@risalehaber.com

 

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.