Yeni Anayasa

İbrahim KAYGUSUZ

12 Haziran günü demokrasimizin miladı olmalıdır.
Sivil ve demokratik bir anayasa çılgın hedeflerimizin “en”i olmalıdır.
Ağır faturalar ödeten, sivil toplumu boğan, vesayet rejimi ile demokrasiyi rafa kaldıran darbe anayasası artık tarihin tartışma konusu olmalıdır.

Türkiye, 12 Eylül’ün militarist ve buyurgan kabına sığamıyor.
Yeni Anayasa değişimin ruhunu temsil edebilmeli. Bizi dünyaya bağlamalı, ezberlerimizi bozmalıdır.

Anayasalarımız hep “devletin bekası” sopası ile vatandaşlarını dövdü. Halbuki devlet bütün kurumları ve kuralları ile sadece bir aracıdır. Aynı Anayasaların “ruhları” yönetimini üstlendiği vatandaşları hep “potansiyel suçlu” olarak gördü.

Dindar olamazdınız!
Nurculuk yapamazdınız!
Öyle olmadı mı?

1950’lerde, Demokrat Parti zaferinin ikinci yılında İstanbul’da Gençlik Rehberi mahkemesi vardı. 1960’lar Bediüzzaman’ın mezarına balyozların vurulduğu tarihlerdi. 70’li yıllar Bekir Berk’in fırtına gibi estiği “mahkemeli” yıllardı. 80’li yıllar nurcuların birlikteliklerine balyozların indiği dönemlerdi. 90’lı yıllar Bediüzzaman mevlütlerinde nurcuların yaka paça edildiği kara günlerdi.
2000’li yıllara gelindiğinde aynı zihniyet “fiş” listelerinin başına hep nurcuları koymadı mı?
“Cemaatlerin faaliyetleri yasaklansın” cümlesi ise çok taze!

Öyle ise sil baştan! Korkuya ve zorbalığa mahkûm edilen Türkiye bu kalıpları kırmalı hür olmalı, şüphelerden ve ideolojilerden beri kalmalı.

Din-devlet ilişkileri de yeniden tanımlanmalı, devletin din üzerindeki tekeli kalkmalı. Buyurgan devlet kendi doğrularını vatandaşına zorla dayatmamalı. Laiklik yeniden tanımlanmalı, laikliğin üzerindeki “laisizm” ayıbı kaldırılmalıdır.

Kimliklerin önündeki barikatlar kırılmalı, ırksal dayatmalar tarihe karışmalı.
Kısaca dünya ile paralel yürümeli.
Dünyanın yeni yüzünde devlet hakem, fert önceliklidir. Devlet ideolojik değildir. O bütün fikirlere, inançlara ve geleneklere eşit mesafededir.
TESEV raporunda dünyanın bu yeni yüzüne paralel bir irade ortaya koydu ve “devletin resmi ideolojisi olamaz” dedi. Evet olamaz!

Yeni dünyanın amentüsü hiç şüphesiz “hürriyet”tir. Hürriyet, insanın tev’emi hukukun mayasıdır.
Yeni Anayasa bu anlamda hürriyeti merkezine alan bir hukuk manifestosu olmalı.
Hürriyeti yaralayıcı askeri ve sivil kurumlar cesurca kaldırılmalıdır.

Değişen dünyada Anayasa metinlerinin hazırlık süreçlerine baktığımızda sürece herkesin dahil edildiğini görüyoruz. Tecrübeleri taze olan Güney Afrika ve Brezilya’nın uygulamalarına baktığımızda binlerce ve hatta milyonlarca önerilerin ilgili mercilere ulaştığını görüyoruz.

Sözü şuraya getiriyorum: Yeni Anayasanın ufukta göründüğü şu günlerde, Risale-i Nur hiç söz söylemeyecek mi?
Risale-i Nur’un hukuk kurmayları, siyaset bilimcileri ve akil adamları olayların seyircisi mi olacak?
Dünyanın ve Türkiye’nin değiştiği ve farklı geleceklerin önümüzde durduğu bu kavşakta ikazları ve irşatları hep birbirimize mi yapacağız?
Bera-i malumat arz ediyorum!

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.