Yemen lideri Salih, ülkesine geri döndü

Muhaliflerin saraya yönelik saldırısında ağır yaralanarak Suudi Arabistan'da tedavi olan Yemen lideri Ali Abdullah Salih, üç ay aradan sonra ülkesine geri döndü.

Son günlerde yeniden şiddetlenen çatışmalar altında ülkesine geri gelen Salih, ateşkes çağrısında bulundu. Ancak daha önce de benzer önerileri muhalifler tarafından reddedilen Salih'in dönüşüyle ülkedeki çatışmaların daha da şiddetlenmesinden endişe ediliyor.

Dün şafak vakti özel bir uçakla ülkesine döndüğü belirtilen Salih için taraftarlarının gösteriler düzenlediği, aynı anda muhaliflerin de saldırılarını artırdığı ifade ediliyor. Son bir haftada çoğu hükümet birliklerinin göstericilerin üzerine ateş açmasından kaynaklanan en az 100 kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor. Uzmanlar, Batı yanlısı olarak adlandırılan Salih'in arkasındaki en büyük gücün kuzey komşusu Suudi Arabistan olduğunun altını çiziyor. ABD ise ülkesine dönen Salih'e, Körfez ülkelerinin girişimiyle hazırlanan "iktidarın devri" anlaşmasını imzalayarak, iktidarı bırakmasını istedi. Daha önce Bahreyn'de göstericilerin başarılı olmasını engellemek için bu ülkeye tanklar ve zırhlı birlikler gönderen Riyad yönetiminin, Arap Yarımadası'ndaki en güçlü muhtemel rakibinin muhaliflerin eline düşmesinden büyük bir endişe duyduğunun altını çiziyor. İki ülke arasında bazı sınır ihtilaflarının yanı sıra mezhepsel olarak da büyük bir rekabet yaşanıyor. Yemen'de demokratik bir yapının tesis edilmesi ya da Suudi rejiminin kontrolü dışında bir yönetimin iktidara gelmesi durumunda Suudi Arabistan'daki istikrarın da bozulacağına kesin gözüyle bakılıyor.

Suudi Arabistan, Körfez'deki en büyük düşmanı olarak adlandırdığı İran'ın, Yemen'deki bazı gruplara yardımda bulunduğunu, dolayısıyla Salih rejiminin devrilmesi durumunda İran'ın bu ülkede etkinliğini artıracağını da öne sürüyor. Salih, her ne kadar Şiiliğin bir kolu olarak adlandırılan Zeydi mezhebine bağlı olsa da Suudi Arabistan yanlısı bir politika izliyor. Salih'in bu yönde bir politika izlemesinde Suudi Arabistan'dan aldığı ekonomik ve askerî yardımların büyük bir rolü bulunuyor.

Batılı ülkeler ise Yemen'deki rejimin devrilmesi durumunda Kızıldeniz'in öteki yakasında da ikinci bir Somali'nin oluşmasından endişe ediyor. Yemen, en fazla El Kaide mensubunun yaşadığı ülke olarak değerlendiriliyor ve ülkenin istikrarsızlığa maruz kalması durumunda Kızıldeniz'in uluslararası deniz ulaşımına kapanabileceği de öne sürülüyor.

Ülkeyi bekleyen en büyük tehlike ise Sünni-Zeydi ayrılığının yanı sıra kabileler arası muhtemel bir çatışma gösteriliyor. Salih iktidarda kalmak için yıllarca kabileler arası dengeyi gözetmiş, bunun için de ülkenin en önemli gelir kalemini oluşturan petrol kaynaklarını kabileler arasında dağıtmıştı. Ancak geçtiğimiz yıl sonunda Tunus'ta başlayarak tüm Arap dünyasını etkisi altına alan demokrasi hareketleri kırılgan bir yapıya sahip Yemen'e de sıçramıştı.

Zaman

Dünya Haberleri