16 Aralık 2010'da başlayan davada usulü işlemler tamamlandı. 13 duruşmada kimlik tespitlerinin yapılması, 968 sayfalık iddianamenin okunması ve mağdurların müdahillik taleplerinin kabul edilmesinin ardından sıra savunmalara geldi. İlk 13 duruşmada, sanıklar ve avukatları eski savunma stratejisini sürdürerek, dava dosyasında bulunan delillerin ve Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarata Karşı Koyma (İKK) Müdürlüğü'nde ele geçirilen belgelerin 'sahte ve üretilmiş' olduğu iddiasını gündeme getirdi. Hatta sanık avukatları o kadar abarttı ki, "Bir er, Donanma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü'nün odasına girmiş ve döşemelerin altına bu belgeleri koymuş olabilir." bile dedi. Ancak, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Balyoz dava dosyasına gönderdiği 43 klasörde yer alan resmi belgelere göre arama savcı yönetiminde askerler tarafından yapıldı.
Donanma Komutanlığı'nda İstihbarat Şube Müdürü'nün odasının zemininde 'zulalanmış' halde ele geçen hard disk imajları da binbaşı rütbesinde bulunan askerî görevlilere verildi. Yani 9 çuval belge, hem sivil savcı hem de askerî yetkili önünde çıktı. Ve bizzat askerî personel tarafından kayta geçirildi. Öte yandan daha önce operasyonlarda ele geçirilen hard disk imajlarının kendilerine verilmediğinden yakınan avukatların Gölcük'te ele geçirilen hard disklerin imajının alınıp askerlere verilmesini eleştirmesi dikkat çekici. Savcı ve asker eşliğinde mahkeme kararı ile yapılan aramada camilerin bombalanması, Türk jetlerinin düşürülmesi gibi kanlı planların bulunduğu Oraj, Suga, Çarşaf ve Sakal eylem planlarına ilişkin belge bulunması doğrudan Balyoz davasına bakan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'ni ilgilendirdiği için bu belgeler de dosyaya gönderildi.
TUTUKLAMA GEREKÇESİ: KUVVETLİ SUÇ ŞÜPHESİ
Balyoz planı soruşturmasında ilk operasyon 22 Şubat 2010'da yapıldı. Bu operasyondan sonra başta emekli Orgeneral Çetin Doğan hakkında 4 kez olmak üzere defalarca yakalama ve tutuklama kararı çıktı. Beşiktaş'taki özel yetkili mahkemelerde görevli hemen her hakim, Balyoz davasında tutuklama ya da tutuklama kararına itiraz kararı verdi. İddianame tamamlandıktan sonra davaya bakan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, 102 sanıkla ilgili yakalama kararı verdi. Bu karar ise bir sonraki mahkemece 'usuli' eksik gerekçesiyle kaldırıldı. Bugün ise aynı mahkeme sadece başkanı değişik olmak üzere 163 kişi hakkında tutuklanmasına yönelik karar verdi. Mahkeme, sanıkların haklarındaki delil durumu, dosyada kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların bulunması, delillerin henüz tam olarak toplanmamış oluşu, sanıkların konumları itibarıyla delillere etki yapma ihtimalinin olması, tanıkların henüz dinlenmemiş oluşu, atılı suçun CMK madde 100'de belirtilen katalog suçlardan olması, belirtilen bu sebeplerle adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı gerekçesiyle tutuklama kararı verdiğini açıkladı. Gölcük'te çıkan belgelerin 'kuvvetli suç şüphesi'ni artırması da tutuklama kararı alınmasında etkili oldu.
Hakim, rüşvet iddiaları nedeniyle alındı
Kamuoyunda, Balyoz mahkemesi hakiminin değiştiği ve tutuklamaların da böyle çıkarıldığı iddiaları gündeme getiriliyor. Bu iddianın karşılığı yok. Çünkü, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Zafer Başkurt, Balyoz davası sürecine hiç dahil olmadı. Temmuz 2010'da iddianame mahkemeye gönderildiğinde Başkurt izinliydi. Diğer üç üye hakim Davut Bedir, Ali Efendi Peksak ve Murat Üründü 102 sanık hakkında 'yakalama' kararı çıkardı. HSYK, 5 Kasım 2010'daki kararnamesinde Zafer Başkurt'un özel yetkisini kaldırdı. Başkurt'un ismi Ergenekon kapsamında eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay'ın şüpheli olduğu 'yargıyı etkileme' soruşturmasında takibe takılmasıyla gündeme gelmişti. Ayrıca hakkındaki rüşvet iddialarına ilişkin HSYK'nın önünde soruşturma dosyaları mevcut. Başkurt'un başka bir yere atanmasında da bu iddialar etkili oldu. Başkurt'un zaten tayin için HSYK'dan talepte bulunduğu ifade ediliyor.
Zaman