Nazif Kahraman’ın röportajı
Aktüel hukuki tartışmaları konuştuğumuz Anayasa profesörü Prof. Dr. Servet Armağan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün görev süresinin 7 yıl olması gerektiğini söylerken acilen gerçekleştirilmesi gereken yargı reformu çerçevesinde AB sürecindeki Türkiye’ye yakışmayan HSYK’nın da acilen ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi.
Prof. Dr Servet Armağan Türkiye’nin önde gelen Anayasa hukukçularından. Harran Üniversitesi’nin kurucu rektörlüğünü yaptı. 1996 yılında Ergenekon sanığı Kemal Gürüz tarafından görevden alınan Prof. Armağan mahkemeden görevine iade kararı alsa da bu kararı bir türlü uygulatamadı. 1997 yılından beri görevine dönmeyi bekleyen Servet Armağan ile aktüel hukuki tartışmaları masaya yatırdık.
YARGI REFORMU İHTİYAÇ
Yargı reformu çalışmaları gündemde. Türkiye’nin acil bir yargı reformuna ihtiyacı var mı?
Yargı reformuna ihtiyaç muhakkak ancak hükümetin son dönemdeki gerek HSYK gerekse de Danıştay kararlarından duyduğu rahatsızlıklar sebebiyle yargı reformuna giriştiği kanaatindeyim.
Yargı reformu kapsamında neler yapılmalı?
Hukuk Fakültelerinden işe başlanmalı. Hukuk fakülteleri öncelikle ıslah edilmeli. Çünkü yargı organında çalışan kişileri yetiştiren kurum hukuk fakültesi. Hukuk Fakültelerinin çok donanımlı hukuku iyi öğreten hatta hukuk dilini iyi benimseten kurumlar olması şart. Bir başka acil mesele hakimlerin özlük haklarının iyileştirilmesi olmalıdır. Böyle bir şey yapılmadığı taktirde yargı reformunun hiçbir faydası olmaz. Mesela şu darbe planları ile ilgili adliyeye sevk edilen kişileri sorgulayan hakim ve savcıların gece gündüz demeden mesai yapmalarına hepimiz şahit oluyoruz. Bu şartlarda çalışıp tatmin edilmeyen bir yargı mensubundan hatasız olması beklenemez. Yargı mensuplarının donanımları araç gerek lojman gibi ihtiyaçları en iyi şekilde karşılanmalıdır.
HSYK RAHATSIZLIK VERİCİ DURUMDA
HSYK için ne yapılmadır peki?
Ya kaldırılmalı ya da kararları idari yargıya açılmalıdır. Böyle bir kurum anayasa içinde rahatsızlık verici durumda. Bilhassa AB’ye girmek istediğimiz şu zamanda böyle bir kurum Türkiye’ye hiç yakışmadığı gibi batı demokrasilerinde de benzeri yok. HSYK gibi yargı denetimi dışında tutulan bir de Yüksek Askeri Şüra(YAŞ) var. Her ikisinin de kaldırılması isabetli olacaktır.
Gereksiz midir sizce kaldırılırsa boşluğunu kim dolduracak?
Adalet Bakanlığı’nın ilgili müfettişlerinden kurul oluşturulur ve bu kurulun kararları da yargıya açık olur. Bu kurul bu görevi layıkıyla yapacaktır hiç şüphesiz.
HSYK’ya meclisten temsilci gönderilmesi teklifi için ne diyeceksiniz?
1961 Anayasasında vardı bu hüküm. 1961 anayasasına göre HSYK 18 üyeden meydana geliyordu. 6’sını Yargıtay, 6’sını Danıştay ve 6’sını da TBMM seçiyordu. Meclisten temsilci gönderilmesi mümkün. Ama beni önerim HSYK’nın tümüyle ortadan kaldırılmasıdır, fayda getirmeyen bir kurum. Her bakanlığın tayin terfi görevden ayırma kurulları var. Bu kurulun kararları yürürlüğe bakan tarafından konur. Ama yargıya açıktır.
Bir tek Adalet Bakanlığı bünyesinde HSYK gibi bir kurul var ama…
Evet sadece Adalet Bakanlığı’nda var. İçişleri Bakanlığı’nın da Adalet Bakanlığı’na benzer bir yapılanması var ama böyle bir kurulları yok.
YÜKSEK YARGININ HÜKÜMETE ZIT GİTME YÖNÜNDE DURUŞU VAR
Danıştay, Yargıtay, HSYK ve Anayasa Mahkemesi’nde ideolojik bir duruş seziyor musunuz?
Bu kurumlardan özellikle Danıştay, Yargıtay ve HSYK’nın hükümetle bir zıt gitme gibi bir duruşları var. Mesala Danıştay’ın öyle kararları var ki hiçbir şekilde hukuk açısında izahı mümkün olmayan kararlar. Anayasa gereği Danıştay idari eylem ve işlem niteliğinde karar veremez. Ancak Danıştay’ın bu ilkeyi hiçe sayan bir çok kararı mevcut. Öyle bir karar veriyor ki idarenin başka bir seçeneği kalmıyor. Böyle bir yetkisi yok bu kurumların. Mesela son olarak Tekel işçileri kararı. Hükümet fabrikayı kapattığını söylüyor işçileri başka statüye aldığını söylüyor ama Danıştay yürütmeyi durduruyor. Böyle bir şey olamaz. Bir başka örnek de Danıştay’ın başörtüsü ile ilgili verdiği kararlar.
Bütün bunların sonucu ne oluyor hocam?
Söz konusu yargı organları güven kaybedici bir sürece girdiler. Kararlarını anayasanın amaçları doğrultusunda verseler sorun kalmayacak. Anayasamız Türk milletinin esenliği için yapılmış bir anayasadır. Kararlar Tük milletini mesut kılmıyorsa o karar anayasaya aykırı demektir. Uçlarda verilen kararlar milletimizi memnun değil rahatsız etmektedir.
Söz konusu organlara yönelik güven kaybı bu yargı organlarının hükümetle zıt gitme duruşlarından mı kaynaklanıyor sizce?
Maalesef böyle bir görüntü var. ‘Siz milletin ekseriyeti ile iktidar olmuş bir hükümetsiniz ama bizde aldığımız kararlarla sizin müktedir olmanızı engelleriz’gibi bir manzara var sanki ortada. Tabi bunu somut şekilde ispat etmek çok zor.
HSYK’nın Erzincan’daki Ergenekon soruşturması ile ilgili Erzurum savcılarının özel yetkilerini ellerinde alması hukuki mi sizce?
HSYK Erzurum savcıları hakkında yetkilerini aşarak hatta gaspederek bir karar verdi. Hakim ve savcıların görevlerini icralarına müdahale edilmemlidir. HSYK böyle bir karar veremez çünkü bir idari kuruldur. Hakimlerin tayin, terfi ve yer değiştirme işlemlerine bakar. Böyle yargı kararı niteliğinde bir karar veremez HSYK. Adalet Bakanı Sadullah Engin’in yetki gaspı tespiti çok doğruydu. Fakat HSYK’nın Erzurum savcıları ile ilgili kararını yürürlüğe koymasına şaşırdım işin açıkçası. Ben bakan olsam böyle bir yetkilerinin olmadığını açıklar kararı yok hükmünde sayardım. Erzurum’a da o kararı bildirmezdim.
Bildirmese ne olurdu?
Uygulanmazdı.
Erzurum’daki savcıların özel yetkileri ellerinden alınırken terör zanlısı Erzincan başsavcısı halen açığa alınmıyor. Burada HSYK’nın bir çelişki söz konusu mudur?
Gariplik var tabiki. Erzincan savcısı şahsi suçlarından dolayı gözaltına alınıyor ve tutuklanarak ceza evine konuyor. Fakat açığa alınmıyor. Açığa alınması terör gibi önemli bir konuda yapılan soruşturmanın selameti açısından uygun olur.
13 YILDIR GÖREVE İADE EDİLMİYORUM
Memleketimizde bazı kurumlar anayasamızın 138. maddesini hiçe sayarak yargı kararlarını uygulamıyor. Böyle bir sorunumuz da var. İdare makamları Danıştay’dan veya başka bir yargı organından çıkan kararları uygulamıyorlar.
Bu bahsettiğiniz sıkıntıyı yaşayan mağdurlardan birisi de sizsiniz….
Evet bir mağdur da benim. YÖK 1996’da Harran Üniversitesi rektörüyken beni görevden aldı. Ben bu işleme idare mahkemede dava açtım ve kazandım. YÖK itiraz etti ama Danıştay 8. Dairesi lehime karar verdi. İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’na da götürdüler ama oradan da lehime karar çıktı. Fakat, YÖK 1997’de alınan bu kararı halen uygulamıyor.
Sizin uygulanması için bir çabanız oldu mu?
YÖK’e defalarca dilekçe verdim göreve iade etmediler. Dönemin cumhurbaşkanı Demirel’e 5 kez dilekçe yazdım umursamadı. Dilekçelerim halen Cumhurbaşkanlığında ve YÖK’tedir. Kıyametin koptuğu güne kadar bu işin peşinde olacağım. Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül beye de buradan bir mesaj göndermek isterim: Benim elimde lehime verilmiş bir mahkeme kararı var ve sizin tayin ettiğiniz YÖK bu mahkeme kararını uygulamıyor. Bu kararın zamanaşımı da yoktur. Bu karar uygulansın ve ben haksız şekilde alındığım görevime iade edileyim.
PROF.DR. SERVET ARMAĞAN KİMDİR?
1939’da doğdum. İlk ve ortaöğrenimimi Şanlıurfa’da, yükseköğrenimimi İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yaptım. Aynı fakültenin Anayasa Hukuku kürsüsüne asistan oldum (1961). Anayasa Hukuku dalında hukuk doktoru(1966), Üniversite doçenti (1971) ve Profesörü unvanlarını aldım (1976). Federal Almanya Köln Üniversitesi’nde 6 yıl uzmanlık çalışmamı Alexander von Humboldt, DAAD ve Heinrich Hertz gibi uluslararası kuruluşlar destekledi ve düzenledi. İstanbul’daki üniversitelerde Anayasa ve İdare Hukuku dersleri ile Devrim Tarihi, Sakarya ve Isparta Üniversiteleri’nde İş Hukuku ve Genel Hukuk dersleri verdim. Diyarbakır Dicle Üniversitesi’nde Hukuk Fakültesi Dekanlığı yaptım. Şanlıurfa Harran Üniversitesi’ni kurdum ve 4 yıl rektörlüğünü yaptım. Anayasa Mahkemesi üzerine hazırladığım tez, İÜ Hukuk Fakültesi tarafından bastırıldı. Yargıtay’ın bazı kararlarına kaynak oldu. Anayasa Mahkemesi bile bu kitaba başvuruyordu. Mesela A. Necdet Sezer, Anayasa Mahkemesi üyesi iken, Ankara’da beni odasına davet etti. Odasında kitabım duruyormuş, kitabımı göstererek, “Başımız sıkıştığı zaman buna başvuruyoruz..” dedi. İddia sahibi olmak iyi değil ama, Anayasa Mahkemesi’ni en iyi bildiğimi biliyorum. Yayınlanmış 50 kitabım var.
Vakit