2.BAB
ELHAMDÜLİLLAH HAKINDADIR
9 noktadan oluşur.
BİRİNCİ NOKTA
Bismillahirrahmannirrahim
Ey iman nuruyla karanlıkları gideren Yâ Nûr! Ey iman edenlerin Velîsi Yâ Velî! Ey kullarını karanlıklardan nura çıkaran Yâ Hâdî! Ey geçmişi rahmet, geleceği hikmet ve ölümü ebediyet kapısı kılan Yâ Hakîm! Ey korkularımıza emniyet veren Yâ Mü'min! Ey kalplerimize sekînet indiren Yâ Selâm! Ey bize varlık yolunda rehberlik eden Yâ Allah!
Ey Rabbimiz! Sen bize iman nimetini verdin; o iman ile geçmişimizin karanlığını kaldırdın. Bize kayıp gibi görünenleri hikmetinle anlamlandırdın. Ölümlerimizi mutlak yokluk olmaktan çıkarıp ebediyet yolculuğunun bir durağı olarak gösterdin.
Yâ Hâdî! Geleceğin belirsizliğini iman nuruyla aydınlat. Bizi henüz gelmemiş günlerin korkusuna esir etme; geleceğimizi Senin rahmetine ve hikmetine emanet etmeyi öğret.
Yâ Mü'min! Sağımızdaki dostlarımızı Senin rahmetinin hediyeleri, solumuzdaki imtihanları Senin hikmetinin dersleri olarak okuyabilmeyi nasip eyle.
Yâ Nûr! Üstümüzdeki gökleri kudretinin âyetleri, altımızdaki toprağı haşir ve rahmetinin bir işareti olarak görmeyi nasip et.
Yâ Selâm! Bizi altı cihetin maddî ve mânevî korkularından selâmete çıkar. Kalbimizi geçmişin hüznünden, geleceğin endişesinden, dünyanın korkularından ve ölümün dehşetinden iman nuruyla muhafaza eyle.İmanımızı yalnız dilimizde kalan bir tasdik değil, bütün hayatımızı aydınlatan bir nur eyle.
Yâ Hakîm! Gördüğümüz her şeyi tefekküre, tefekkürümüzü marifete, marifetimizi muhabbete, muhabbetimizi şükre ve şükrümüzü kulluğa ulaştır.
Âmin.
رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا وَفَهْمًا وَحِكْمَةً، وَاجْعَلْ هٰذَا الْعِلْمَ نُورًا وَإِخْلَاصًا وَنَفْعًا.
"Rabbim! İlmimi, anlayışımı ve hikmetimi artır. Bu ilmi benim için bir nur, ihlâs vesilesi ve insanlığa faydalı bir hizmet eyle."
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." Bakara Sûresi, 2:32.
DİPNOT:
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلَى نِعْمَةِ الْإِيمَانِ الْمُزِيلِ عَنَّا ظُلُمَاتِ الْجِهَاتِ السِّتِّ
“Altı cihetin karanlıklarını bizden gideren iman nimeti için Allah'a hamdolsun.”
Bu cümle, önceki Üçüncü Fasıl’daki tenzih ve tevhid çizgisinden, şimdi imanın insanın varlık ve yöneliş dünyasında meydana getirdiği dönüşüme geçiş yapıyor.
Burada iman, yalnızca zihinsel bir kabul olarak değil, insanın bütün varlık algısını aydınlatan nurânî bir idrak olarak ele alınmaktadır.
Cümlenin merkezindeki ifade:
نِعْمَةِ الْإِيمَانِ yani: “iman nimeti”
ve imanın gerçekleştirdiği fiil:
الْمُزِيل yani: “gideren, ortadan kaldıran” ifadesidir. Dolayısıyla cümlenin temel ilişkisi:
İman → nur
İmansızlık → karanlık şeklindedir.
“الْجِهَاتِ السِّتِّ” – Altı Cihet
Buradaki altı cihet, insanın varlık karşısındaki altı yönünü ifade eden çok derin bir kavramdır.
Klasik Risale-i Nur terminolojisinde insanın çevresindeki altı cihet:
- Geçmiş
- Gelecek
- Sağ
- Sol
- Üst
- Alt
şeklinde düşünülebilir. Bunlar yalnızca geometrik yönler değildir. İnsanın varoluşsal tecrübesinin altı boyutunu da temsil eder: Cihet İnsan açısından anlamı
Geçmiş; Hatıralar, kayıplar, tarih
Gelecek;Belirsizlik, ölüm, âhiret
Sağ;Yakın çevre ve destek
Sol;Rakipler, karşıtlıklar,tehditler
Üst;Gökyüzü, kader, hâkimiyet
Alt;Toprak, ölüm, maddî sınırlılık
İman bu altı yönü yeniden anlamlandırır.
Altı Cihetin Karanlığı Nasıl Ortadan Kalkıyor?
1. Geçmişin karanlığı
İmansız bakışta geçmiş:kayıplar,
ölümler, ayrılıklar,geri dönmeyen zaman olarak görünür.
İman ise geçmişe: “Rahmetin ve hikmetin tecellileri” olarak bakar.
Ölüm; mutlak yokluk olmaktan çıkar.
2. Geleceğin karanlığı İmansız insan için gelecek: belirsizlik,
yaşlanma, hastalık, ölüm ile çevrilidir. İman ise geleceğe:
âhiret, rahmet, hesap, ebediyet
penceresini açar. Böylece:
gelecek = bilinmez karanlık olmaktan çıkar.
Gelecek = Allah'ın hikmet ve adaletine teslimiyet haline gelir.
3. Sağ cihet; İnsan çevresindeki dostlarını, ailesini ve kendisine destek olan insanları düşündüğünde iman: onları yalnızca geçici insanlar olarak değil, Allah'ın rahmetinin vesileleriolarak görmesini sağlar.
4. Sol cihet;Düşmanlıklar, rekabetler ve insanın karşılaştığı tehditler de imanla farklı anlam kazanır. İman: “Her şey Allah'ın izni ve ilmi dahilindedir” şuurunu verir. Bu nedenle insan:
sebeplerden korkmak yerine Müsebbibü'l-Esbâb'a yönelir.
5. Üst cihet;Gökyüzü, sonsuzluk ve kâinatın büyüklüğü imansız bakışta: insanın küçüklüğünü ve çaresizliğini hissettirebilir. İman ise: “Bu muazzam kâinatın Rabbi benim de Rabbimdir.” şuurunu verir. Böylece gökyüzü: korku alanı olmaktan çıkar, âyet ve tefekkür alanına dönüşür.
6. Alt cihet;Toprak, beden, ölüm ve maddî sınırlılık:faniliği hatırlatır. İman ise toprağı: kabir ve yeniden diriliş perspektifinde okur. Böylece: toprak = son değil, toprak = yeni bir başlangıcın kapısı olarak anlaşılır.
3. Risale-i Nur'daki Çok Önemli Bağlantısı vardır. Bu ifade, Birinci Söz, Yirmi Üçüncü Söz ve Ayetü'l-Kübrâ çizgisindeki temel bir tefekkür modelini hatırlatmaktadır. Risale-i Nur'da iman, insanın kâinata bakışını değiştiren bir nur olarak ele alınır. Bediüzzaman'ın çok meşhur ifadesi: “İman, insanı insan eder; belki insanı sultan eder.” Bu yaklaşımda iman, sadece: “Allah vardır.” demek değildir. İman: “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum ve kâinat nedir?”
sorularının anlamını değiştiren bir dünya görüşüdür.
Bu cümlenin temelindeKur'ân'ın:
الظُّلُمَاتِ وَالنُّورِ yani: “karanlıklar ve nur” kavram çifti bulunur. Bakara 257
اللَّهُ وَلِيُّ الَّذِينَ آمَنُوا يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ “Allah iman edenlerin velîsidir; onları karanlıklardan nura çıkarır.” Bu âyet, cümlenin:
الْمُزِيلِ عَنَّا ظُلُمَاتِ ifadesiyle çok güçlü bir anlam paralelliği taşır.
İman burada karanlıktan nura geçiş olarak anlaşılmaktadır. “İman” Bir Nurânî Sistemdir
Bu cümlede çok önemli bir nokta var. İman: karanlığın sadece bir kısmını değil, “altı cihetin karanlıklarını” kaldırmaktadır.
Bu nedenle iman: tek boyutlu bir inanç değildir. O, geçmişi, bugünü, geleceği, çevreyi, tabiatı, ölümü ve hayatı yeniden yorumlayan bütüncül bir bilinç sistemidir.
İman
↓
Varlık algısını değiştirir
↓
Varlık algısı
↓
Tefekkürü değiştirir
↓
Tefekkür
↓
Marifeti derinleştirir
↓
Marifet
↓
Muhabbet ve ubudiyete dönüşür.
Cümlenin en büyük hikmeti:
İnsanın yalnızlığını ve varoluşsal korkusunu anlamlı bir güvene dönüştürmesidir. İnsan altı cihetle çevrilmiştir. Fakat iman:
altı ciheti altı tefekkür penceresine dönüştürür.
Bu çok önemli bir dönüşümdür:
Geçmiş → ibret
Gelecek → ümit
Sağ → ünsiyet
Sol → imtihan
Üst → tefekkür
Alt → âhiret
Böylece karanlıkların her biri:
bir iman penceresine dönüşür.
Cümlenin gayesi: İnsanı kâinat içinde kaybolmuş bir varlık olmaktan çıkarıp Allah'ın huzurunda anlamlı bir kul hâline getirmektir.
Hazırlayan: Nuran Şahin