Bismillahirrahmannirrahim
Yâ Nûr! Meşru lezzetlerin içine karışan fanilik ve ayrılık elemlerini iman nuruyla bizden gider.
Yâ Rahmân, Yâ Rahîm! Bize verdiğin nimetleri yalnız geçici birer lezzet olarak değil, sonsuz rahmetinin numuneleri olarak görmeyi nasip eyle. Her nimetin arkasında Senin ikramını, her güzelliğin arkasında Senin cemâlini, her rızkın arkasında Senin Rezzâk ismini okumayı öğret.
Yâ Vehhâb, Yâ Kerîm, Yâ Rezzâk! Bize nimetlendirme ağacının dallarını ve meyvelerini göster. Bir nimetin elimizden alınmasıyla nimet veren Zât'ın rahmetinin de sona erdiğini zannetmekten bizi muhafaza eyle.
Yâ Bâkî! Fânî nimetlerin arkasında bâkî nimetleri göster. Geçici güzellikleri ebedî cemâlinin işaretleri olarak okuyabilmeyi nasip et.
Yâ Âhir, Yâ Bâis, Yâ Muîd! Ayrılıkların arkasındaki kavuşmaları, ölümlerin arkasındaki dirilişleri, dünyadaki geçici misallerin arkasındaki âhiret hakikatlerini kalbimize göster.
Yâ Şâfî! Ayrılığın yaraladığı kalplerimize iman nuruyla şifa ver.
Yâ Selâm! Fânilik karşısında ruhumuza selâmet, kayıplar karşısında kalbimize itminan, gelecek karşısında vicdanımıza ümit ihsan eyle.
Yâ Hamîd, Yâ Şekûr! Bize verdiğin her nimeti Seni tanımaya, Seni sevmeye ve Sana şükretmeye vesile eyle. Bir nimetin sona ermesiyle şükrümüzü sona erdirmeyelim; bilakis o nimetin arkasındaki sonsuz nimetlendirme ağacını görerek hamdimizi çoğaltalım.
Allah'ım! Bize öyle bir iman nuru ver ki, lezzetin içinde elemi değil nimeti; nimetin içinde yalnız dünyayı değil Mün'im'i; ayrılığın içinde yokluğu değil dönüşü; faniliğin içinde yalnız kaybı değil ebediyetin müjdesini görelim.
Elhamdülillâhi alâ nûril-îmân.
İman nurunu bize nimet eden Sensin; o nur ile nimetlerini gösteren de Sensin; nimetlerin hakikatini ve ebedî meyvelerini bize tattıracak olan da Sensin.
Yâ Rab! Bizi fânî nimetlerin peşinde tükenenlerden değil, fânî nimetlerden Senin bâkî rahmetine intikal edenlerden eyle. Âmin.
رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا وَفَهْمًا وَحِكْمَةً، وَاجْعَلْ هٰذَا الْعِلْمَ نُورًا وَإِخْلَاصًا وَنَفْعًا.
"Rabbim! İlmimi, anlayışımı ve hikmetimi artır. Bu ilmi benim için bir nur, ihlâs vesilesi ve insanlığa faydalı bir hizmet eyle."
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." Bakara Sûresi, 2:32.
DİPNOT:
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلَى نُورِ الْإِيمَانِ الْمُزِيلِ لِلْآلَامِ عَنِ اللَّذَّائِذِ الْمَشْرُوعَةِ بِإِرَاءَةِ دَوَرَانِ الْأَمْثَالِ، وَالْمُدِيمِ لِلنِّعَمِ بِإِرَاءَةِ شَجَرَةِ الْإِنْعَامِ، وَالْمُزِيلِ آلَامَ الْفِرَاقِ بِإِرَاءَةِ لَذَّةِ تَجَدُّدِ الْأَمْثَالِ.
“Meşru lezzetlerin elem ve acılarını, onların misallerinin dönüp gelmesini göstererek gideren; nimetleri, nimetlendirme ağacını göstererek devamlı hâle getiren; ayrılıkların acılarını ise misallerin yeniden tazelenmesindeki lezzeti göstererek gideren iman nuruna Allah’a hamdolsun.”
Bu cümlede iman, yalnızca insanın sıkıntılarını gideren bir inanç olarak değil; lezzet, nimet ve ayrılık gibi hayatın üç temel tecrübesini yeniden anlamlandıran bir nur olarak ele alınıyor.
Cümlenin üç ana ekseni var:
لِلْآلَامِ عَنِ اللَّذَّائِذِ الْمَشْرُوعَةِ → Meşru lezzetlerdeki elem ve acıyı giderme
الْمُدِيمِ لِلنِّعَمِ → Nimetleri devam ettirme
الْمُزِيلِ آلَامَ الْفِرَاقِ → Ayrılık acısını giderme
Ve iman bunları üç ayrı tefekkür penceresiyle gerçekleştiriyor:
دَوَرَانُ الْأَمْثَالِ → شَجَرَةُ الْإِنْعَامِ → تَجَدُّدُ الْأَمْثَالِ
Yani: Misallerin dönüşü →
nimetlendirme ağacı → misallerin yeniden tazelenmesi.
Hazırlayan: Nuran Şahin