Bismillahirrahmannirrahim
Ey geleceğin karanlıklarını nuruyla açan Yâ Nûr! Ey kullarını rahmetiyle kuşatan Yâ Rahmân! Ey nimetlerini ikram eden Yâ Rahîm! Ey cennetleri cemalinin ve rahmetinin tecellîgâhı kılan Yâ Cemîl! Ey kullarını lütuf ve kereminle ağırlayan Yâ Kerîm! Ey bütün nimetlerin gerçek sahibi Yâ Mün'im! Ey fânî hayatın ardından ebedî hayatı hazırlayan Yâ Muhyî!
Allah'ım! Geleceğe baktığımızda gördüğümüz büyük kabir karanlığını iman nuruyla gider; onun ardında Senin rahmetinle süslenmiş cennetleri görmeyi nasip eyle.
Yâ Rahmân! Bizleri yalnızca nimetlerinin peşinde koşanlardan değil, nimetlerin arkasında Mün'im'i tanıyanlardan eyle. Dünyadaki her nimeti Senin Rahmânî ziyafetinden bir numune olarak okuyabilmeyi nasip et. Dünyada bize ikram ettiğin nimetleri şükürle karşılamayı, âhirette vaat ettiğin nimetleri de iman ve salih amelle beklemeyi nasip eyle. Geleceğin belirsizliğinden doğan korkularımızı rahmetine olan güvene dönüştür. Ölümü bize yokluk kapısı değil, rahmetinin ve ebedî hayatın eşiği olarak göster. Dünyadaki çiçeklerin, meyvelerin, bahçelerin ve güzelliklerin arkasında Senin cemalinin işaretlerini okumayı; bunları âhiretteki ebedî güzelliklerin numuneleri olarak tefekkür etmeyi nasip eyle. Bizi nimet içinde nimeti vereni unutanlardan değil, her nimette Senin rahmetini gören, her ikramda Senin keremini tanıyan kullarından eyle. Geleceğimizi imanla, ölümümüzü haşirle, haşrimizi rahmetinle, rahmetini rızanla ve rızanı ebedî saadetle ilişkilendir.
Dünyamızı âhiretimizin tarlası, nimetlerimizi Seni tanımaya götüren merdiven, cennet özlemimizi Senin rızana kavuşma arzusu ve nihai gayemizi Senin rızan ve Sana kavuşmak eyle. Âmin.
رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا وَفَهْمًا وَحِكْمَةً، وَاجْعَلْ هٰذَا الْعِلْمَ نُورًا وَإِخْلَاصًا وَنَفْعًا.
"Rabbim! İlmimi, anlayışımı ve hikmetimi artır. Bu ilmi benim için bir nur, ihlâs vesilesi ve insanlığa faydalı bir hizmet eyle."
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." Bakara Sûresi, 2:32.
DİPNOT:
وَبِنِعْمَةِ الْإِيمَانِ تَنْكَشِفُ عَنْ جِنَانٍ مُزَيَّنَةٍ فِيهَا ضِيَافَاتٌ رَحْمَانِيَّةٌ.
“İman nimetiyle o gelecek ciheti, süslenmiş cennetlere ve içinde Rahmânî ziyafetlerin bulunduğu mekânlara açılır.”
Burada cümlenin özündeki büyük dönüşüm:
قَبْرًا عَظِيمًا → جِنَانٍ مُزَيَّنَةٍ yani:
“Büyük bir kabir” →“Süslenmiş cennetler” şeklindedir.
Bu, metnin ümit eksenindeki en güçlü dönüşümlerinden biridir.
Cümlenin Kelime ve Kavram Analizinde;
وَبِنِعْمَةِ الْإِيمَانِ “İman nimetiyle”
Önceki cümlede olduğu gibi değişimin sebebi yine iman nimetidir. Dolayısıyla metin üç aşamalı bir dönüşüm kuruyor:
Karanlık → İman → Nur
Nur → Cennet
تَنْكَشِفُ “Açılır, ortaya çıkar, görünür hâle gelir.” Bu kelime çok önemlidir. Cennet iman sayesinde sonradan yaratılmış bir hayal değildir; burada anlatılan: perdenin kalkması ve hakikatin görünür hâle gelmesi
fikridir. İnsan önce kabiri görür.
İman nuru geldiğinde kabir arkasındaki âhiret hakikati
görünür. Bu cümlenin en açık Kur'ânî karşılığı:
Âl-i İmrân 3/133
وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا السَّمَاوَاتُ وَالْأَرْضُ
“Genişliği göklerle yer kadar olan cennete...” Burada cennet:
dar bir mekân değil, insan tasavvurunun çok ötesinde geniş bir âlem olarak sunulur.
Rahmân Sûresi Cümlenin:
ضِيَافَاتٌ رَحْمَانِيَّةٌ ifadesi özellikle Rahmân Sûresi'nin nimet ve cennet tasvirleriyle anlam bakımından çok yakındır.
Sûrede tekrar tekrar:
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ buyurularak Allah'ın nimetleri hatırlatılır. Dolayısıyla Rahmânî ziyafet
kavramı, dünyadaki nimetlerin âhiretteki daha mükemmel karşılığı olarak okunabilir.
Risale-i Nur'daki temel düşünce açısından cennet, Allah'ın rahmetinin tecellî ettiği bir âlemdir. Özellikle Onuncu Söz – Haşir Risalesi, insanın ölümden sonra dirilişini ve âhiretin hakikatini kâinatın yaratılışı, rahmet ve hikmet üzerinden temellendirir. Bu bakımdan:
جِنَانٍ مُزَيَّنَةٍ ifadesi: Allah'ın cemal ve rahmetinin âhiretteki tecellî alanı,
ضِيَافَاتٌ رَحْمَانِيَّةٌ ifadesi ise: Allah'ın rahmet ve kereminin kullarına yönelik ikramı olarak okunabilir.
İnsanın geleceğe ilişkin korkusunu ümit ve şevke dönüştürmektir. İnsan gelecekte:
“Beni ne bekliyor?” diye sorar.
İman: “Rahmân'ın rahmeti seni bekliyor.” anlamını verir.
Bu nedenle cümlenin temel psikolojik dönüşümü:
Kaygı → ümit ve daha derinde:
ölüm korkusu → Allah'a kavuşma arzusu şeklindedir.
İnsanın hayatını âhiret perspektifiyle yeniden yapılandırmaktır. İnsan geleceği
cennet ve Rahmânî ziyafet
olarak görürse bugünkü hayatına da farklı bakar.
Artık ibadet → yük değil, ziyafete hazırlık olur. Sabır, bekleyiş olur. Şükür, nimeti vereni tanıma olur. Dua, Rahmân'a yönelme olur.
Tefekkürde derinleştikçe bir üst tefekkür katmanına geçilir.
1.katman: Gelecekten korkuyorum.
2. katman:Gelecekte ölüm var.
3. katman:Ölümden sonra hayat var.
4. katman: O hayat Allah'ın rahmetine açılıyor.
5. katman: Rahmet, cennet ve ziyafet olarak tecelli ediyor.
6.katman: Bu ziyafetin sahibi Rahmândır. Böylece tefekkür:
korkudan marifete ve marifetten muhabbete ulaşıyor.
Önceki cümlede: Gelecek büyük kabir olarak görünüyordu. Şimdi
Gelecek süslü cennetler ve Rahmânî ziyafetler haline geliyor. Dolayısıyla İman, geleceği değiştirmeden önce geleceğe ilişkin insanın ontolojik perspektifini değiştirir. Geleceği kontrol edemeyiz. Geleceği kimin elinde gördüğümüzü değiştirebiliriz. İman burada
“Gelecek benim kontrolümde değil; Rahmân'ın rahmet ve hikmeti altındadır.”şuurunu verir.
Hazırlayan: Nuran Şahin