Bismillahirrahmânirrahîm
Ey yeryüzünü her baharda milyarlarca nebatatla zînetlendirip dirilten Muhyî ve Halîk, ey esen rüzgârlarla bulutları sevk eden, kâinatı temizleyen Müdebbir ve Latîf, ey Habibi'ni ve O'nun pak aline sığınanları rahmetinin en geniş dairesinde ağırlayan Rauf ve Rahîm, ey kullarının cüzi niyetlerini kâinatın zerreleri sayısınca kabul buyuran Vâsiu'l-Kerîm!
Ya Allah, Ya Hayy, Ya Kayyûm! 'Ve śalli álâl muħtâri vel âli kullihim' bereketiyle; kalbimi Efendimiz'in nurlu şahsiyetine ve O'nun izinden giden silsile-i pâkine, Al ve Ashabına ebedi bir sadakatle bağlayarak huzuruna geldim. Yâ Rabbi! Kalbime, ruhuma Resûlullah ve Ehl-i Beyt sevgisi ver. Muhabbetimi ifrat ve tefritten koru. Onların ahlâkından bize hisse ver. Yâ Vedûd! Kalbimi Muhammedî muhabbetle dirilt. Yâ Nûr!
Ehl-i Beyt'in sadakatinden ve ihlâsından nasip ver.
Yâ Kerîm! Salavâtı dilimden eksik etme.
Ya Rabbi! O seçilmiş Mustafa’ya (s.a.v.) ve O’nun dinini, ahlakını bize taşıyan nurlu aline, ashabının her birine katından nihayetsiz rahmetler indir. Beni o mukaddes aileye, o nurani soya manen evlat ve hizmetkar eyle. Kalbimi ehl-i beyt muhabbetiyle ve sünnet-i seniyye ittifakıyla nurlandır.
Ya Bâri, Ya Musavvir, Ya Kâfî! 'Ke áddi nebâtil arđi ver rîĥi mâ seret' sırrının azametiyle arz ve sema genişliğinde Sana iltica ediyorum. Ya Rabbi! Cûz'î varlığımdan çıkarıp kûllîyat dairesine al. Damla gibi olan ‘Ene'mi (ben) ‘nahnü’ (biz) havuzuna dahil et. Ya Rabbi! Yeryüzünde Sultan-ı Zülcelâl'in emriyle birer salavat fidanı olarak yaratılmış, yeşermiş ve kıyamete kadar yeşerecek olan bütün ağaçların yaprakları, bitkilerin hücreleri, çiçeklerin polenleri ve çimenlerin zerreleri adedince (ke áddi nebâtil arđi); ve kâinat sarayında hava unsurunun dalgalandığı, rüzgârların doğudan batıya estiği her an, o esintilerin taşıdığı zerreler sayısınca (ver rîĥi mâ seret) Efendimiz’e salat ü selam eyle. Bahar mevsiminde arzı kaplayan o yeşil zikir halısının dualarını benim namıma kabul buyur. Kıyamete kadar esecek rüzgârları, bu aciz kulunun ebedi salavat elçileri eyle. Kalbimi tam bir inşirah, imanî bir genişlik ve sarsılmaz bir teslimiyet neşesiyle bu ebedi nur kalesine emanet et.
Ey Hz. Muhammed'i ﷺ risalet zincirinin son ve en mükemmel halkası yaratan Ya Hayy!, Ey Resûlullah'ıﷺ kâinat ağacının meyvesidir ve
Ehl-i Beyti o nur ağacının en parlak dalları yapan Ya Hakîm! Ey Sana giden en nurlu yol, Habîbullah'ın (ﷺ) izinden, sünnet-i seniyye ile sırat-ı müstakîme davet eden Yâ Hâdî! Yâ Kayyûm! Yâ Hakk!
Yâ Rabbe'l-Âlemîn! Ümmet-i Muhammed'i birlik içinde yaşat. Amûd-u nuranî sütununa dahil eyle. Kalpleri Peygamber sevgisiyle doldur. Ehl-i Beyt muhabbetini ümmetin kalplerinde canlı tut. Gençleri sünnet-i seniyyeye yönelt. Aileleri Muhammedî ahlâkla güzelleştir. Yâ Vedûd!
Kalpleri sevgiyle birleştir.
Yâ Rahîm! Ümmete rahmet kapıları aç. Bizleri Resûlullah'ın ﷺ yolunu takip eden müminlerden eyle. Muhammedî yol üzerinde yaşayanlardan, Âl-i Muhammed'in duasına dahil olanlardan eyle.
Kur'ân'da: "Allah'ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinize olsun ey Ehl-i Beyt." (Hûd, 73) salât ayetlerinde Ehl-i Beyt'in Sende özel yeri vardır. Müminlerin: "Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed" salavâtiyla Peygamber sevgisinin taşıyıcıları, sünnetin muhafızları, ümmetin örnek şahsiyetlerinin
Hz. Ali'nin ilmini, Hz. Fâtıma'nın iffetini, Hz. Hasan'ın hilmini, Hz. Hüseyin'in fedakârlığını, ümmet için rehber eyle. Ruhlarımızı onların örnekliğiyle olgunlaştır. Bizleri mahşerde Habîbinin sancağı altında, Ehl-i Beyt'in sevgisiyle dirilen, sıratı geçen, Firdevs'e ulaşan kullarının arasına dahil eyle.
Yâ Rahmân, Yâ Vedûd, Yâ Kerîm! Ahir zamanın kuraklığı, manevi kıtlığı ve sinsi fitneleri içinde kalpleri katılaşmış, sîneleri daralmış ümmet-i Muhammed’e (s.a.v.) acilen bu mukaddes 'Arzi Zerreler ve Ebedi Rüzgarlar' sırrıyla külli bir manevi bahar, kalbi uyanış, vicdanî hassasiyet ve hidayet ihsan eyle. Müslümanların kalplerini, nebatatın yağmurla dirilmesi gibi iman nuruyla yeniden canlandır. Yeryüzünün dört bir yanında zulüm altında inleyen, toprakları işgal edilmiş, hakları çiğnenen mazlum dinkardeşlerimize, bu esen külli rüzgârlar hürmetine acil fetihler, selametler ve sarsılmaz nusretler nasip eyle. Bizleri dünyada her nebat gibi fıtratıyla Sana teslim olan, ahirette ise bu azim tesbihatın mükafatı olarak cennet bahçelerinde ebediyen nimetlenen kullarından eyle. Ruhumuzu arzın tesbihatıyla temizle, akıbetimizi kıyamete kadar sürecek olan o Nebevi korumanın ebedi selametiyle süslendir..
Ya Nûr, Yâ Bâki! Bu arz ve rüzgârlar dolusu salavat niyazımız, Al-i Beyt’e ve En Sevgiliye olan sarsılmaz bağlılığımız ve bu nurani beytin esrarı hürmetine dualarımızı kabul eyle.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ الْمُخْتَارِ وَعَلَى آلِهِ الطَّاهِرِينَ، عَدَدَ نَبَاتِ الْأَرْضِ وَأَوْرَاقِ الْأَشْجَارِ وَحَرَكَاتِ الرِّيَاحِ وَتَعَاقُبِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ
"Allah'ım! Seçilmiş Efendimiz Muhammed'e ve tertemiz âline; yeryüzündeki bitkiler, ağaçların yaprakları, rüzgârların hareketleri ve gece ile gündüzün ardı ardına gelişi sayısınca salât eyle."
Âmin yâ Rabbi'l-Âlemîn.
Âmin, âmin, âmin... bi-hürmeti Kelimâti Nebâtâti'l-Ardi ve bi-hürmeti Sırr-ı Celcelûtiye."
DİPNOT: Celcelutiye’nin 95. beyti; bir önceki beyitte zamanın her anına ve nefeslere yayılan külli salavatın ardından, bu defa mekânın, arzın ve yeşeren hayatın zerrelerine uzanan, ashabı ve Âl-i Beyt’i de içine alan Mutlak Genişlik, Arzi Zerreler Sayısınca Tazim ve Kıyamete Kadar Sürecek Muhafaza makamıdır. Kulun, kâinatın gözbebeği olan o seçilmiş zâta ve O'nun nurlu yolunu takip eden kutlu ailesine, ashabına, aline (ve śalli álâl muħtâri vel âli kullihim); yeryüzünde biten her bir otun, yaprağın, çiçeğin ve ağacın adedince, hem de kıyamet sabahına kadar esip duracak olan rüzgârların tüm dalgalanışları sayısınca (ke áddi nebâtil arđi ver rîĥi mâ seret) kesintisiz bir rahmet çağlayanı talep etmesini beyan eden, duaları arzın ve havanın lisanıyla arşa yükselten muazzam bir vuslat sırrıdır.
Bu beyit, müminin niyet dairesini arzın bütün coğrafyalarına ve kıyamet ufkuna kadar genişletir:
Salavatın sadece Efendimiz’e (s.a.v.) değil, "Âl" kavramıyla O'nun pak ehl-i beytine, nurlu nesline ve kıyamete kadar O'nun izinden giden sadık ümmetine yayılmasıdır. Bu, İslam'ın vahdet ve sadakat sırrıdır. Sünnet-i Seniyye deryasına bütünüyle dehalet etmektir. “Ke Áddi Nebâtil Arđi Ver Rîĥi Mâ Seret” (Yeryüzünün Bitkileri ve Esen Rüzgarlar Adedince!) "Nebâtil Ard" (Yeryüzünün bitkileri): Arz sahifesinde yaratılan her bir yaprak, her bir çiçek, her bir çimen ucu aslında birer kelime-i tesbihiyedir. Kul, "Ya Rabbi, yeryüzündeki bütün bitkilerin hücreleri, yaprakları ve meyveleri sayısınca salat indir" diyerek, arz büyüklüğünde bir tesbihatı kendi niyet hanesine yazdırır. "Ver-Rîhi Mâ Seret" (Esen rüzgarlar boyunca) Burada zaman boyutu kıyamete bağlanır. Rüzgârın yeryüzünde akıp gittiği, estiği ve dalgalandığı her saniye boyunca, o rüzgârın dokunduğu her bir zerre adedince salat talep edilir. Kâinat var oldukça bu salavat fabrikası mümin adına çalışır. Fabrikayı şu ayet bildirir: "Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanlar O'nu tesbih eder; O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur..." (17:44).
Bediüzzaman Said Nursi hazretleri, "Sözler" (Yirminci Söz, Yirmi İkinci Söz - Nebatat Bahsi) ve "Şualar" (Üçüncü Şua - Münacat) bünyesinde, bitkilerin ve rüzgârların başıboş değil, her birinin azim birer zikir kelimesi olduğunu harika bir dille şerh eder. Üstad der ki: "Yeryüzü bir mescid-i azamdır. O mescidde nebatat ve ağaçlar, her biri binler dillerle Sânî-i Zülcelal’in esmasını zikreden birer zâkirdir. Ağaçların yaprakları adedince, nebatatın çiçekleri sayısınca Sûbhanallah, Elhamdülillah, Allahû ekber ve La İlâhe illallâh kelimeleri arşa yükselir... İşte mümin, getirdiği salavatta 'ke addi nebatil ard' dediği vakit, o koca arz camiindeki bütün bitkilerin zikir korosunu kendi namına Efendimiz'e (s.a.v.) bir hediye-i rahmet olarak takdim eder. Keza, hava unsurunun rüzgârlar şeklinde esmesi dahi (ver-rîhi mâ seret), o salavat kelimelerini kâinatın her tarafına neşreden ilahi bir radyo fermanıdır." Bediüzzaman, Emirdağ ve Barla hayatında dağlara çıktığında yeşeren çimenlere, ağaçların yapraklarına hayranlıkla bakar, her birini ilahi birer mektup olarak okurdu. Bediüzzaman haşir bahsinde sıkça kullandığı;
"Ver-Rîhi Mâ Seret" Rüzgâr estikçe...Bu ifade; Kıyamete kadar, zaman devam ettikçe, hayat sürdükçe demektir.
Kur'ân'da rüzgârlar; rahmet taşıyıcısı olarak anlatılır. "Biz rüzgârları rahmetimizin müjdecileri olarak göndeririz." (A'râf, 57) Bu nedenle rüzgâr burada rahmetin sürekliliğini temsil eder. Hadislerde Salavâtın Fazileti Peygamber Efendimiz ﷺ buyurur:
"Kim bana bir salât getirirse Allah ona on rahmet indirir." Başka bir hadiste: "Bana en yakın olanınız, bana en çok salât getirendir." buyurmuştur. Dolayısıyla bu beyit: yalnız bir dua değil, aynı zamanda ümmete bir salavât davetidir. Risale-i Nur Perspektifinde Said Nursî'ın eserlerinde salavât çok merkezi bir yere sahiptir. Özellikle:"Allahümme salli ve sellim alâ seyyidinâ Muhammed..." ifadeleri sıkça tekrar edilir.
Celcelutiye'nin bu beytini vird edinen bir Nur talebesi, bahar mevsiminde yeryüzünün yeşermesini sadece fiziki bir olay değil, Efendimiz ve âli adına getirilen milyarlarca salavatın arz sahnesinde tecessüm etmesi olarak müşahede eder. Rüzgârın uğultusu, onun ruhuna kıyamete kadar sürecek olan bu Muhammedî davanın ebedi muzafferiyet şarkısı gibi gelir.
Hazırlayan: Nuran Şahin