Bismillahirrahmânirrahîm
Ey kâinattaki en küçük haşerattan en büyük yırtıcıya kadar her canlının perçeminden tutup yönlendiren Lâtîf ve Habîr, ey sığınan kullarına sinsi düşmanların zehrini şifa eyleyen Şâfî ve Selâm
Ya Allah, Ya Selâm, Ya Hâfız! Nefsimin vehimlerinden şeytanın vesveselerinden ve insan suretindeki hainlerin haset zehirlerinden Sana sığınarak huzuruna geldim. Ya Rabbi! İsmi Azam’ının nurlu kalkanını ruhuma öyle bir zırh eyle ki, dünyada ve ahirette karşıma çıkacak hiçbir sinsi düşmanın, hiçbir zehirli dilin ve hadisenin yırtıcılığından korkmayayım. Hayat yolculuğunda arkamdan kuyu kazanların, münafık iki yüzlü insanlardan, gıybet ve hıyanetle sokmak isteyen akreplerin şerlerini bana gösterme, onları benden uzak tut. İçimdeki nefs-i emmâre yılanını imanımın nuruyla ram eyle.
Ya Kâfî, Ya Azîz, Ya Musahhir! 'Ve lâ esedun ye’tî ileyke bi hemhemet' fermanının sarsılmaz güvencesiyle kâinata bakıyorum. Ya Rabbi! Karşıma açıkça, gürleyerek, azametle ve gururla çıkan; beni yutmak isteyen dağvari musibetleri, ölümcül hastalıkları ve gaddar zalimleri Senin celal isminin haşmetiyle durdur. Üzerime kükreyerek gelen o aslan misali dehşetli hadiseleri, katından indireceğin bir sekînetle birer munis hizmetkara döndür. Sen koruduktan sonra, kâinat bir araya gelse kılıma dokunamaz. Beni sadece Senin azametinden korkan, mahlukatın sahte heybetini kalbinden silen muvahhidlerden eyle.
Ey kükreyen canavarları, azılı zalimleri kudretiyle uysallaştıran Muzill ve Musahhir, ey her türlü şerri hayra tebdil eden Vâsiu'l-Mağfiret!
Allah’ım! Ahir zamanın sinsi ideolojileri, imanı zehirleyen dinsizlik akımları (yılanları) ve içten içe ümmeti kemiren münafık networkleri karşısında çaresiz kalmış ümmet-i Muhammed’e (s.a.v.) acilen bu mukaddes 'Teshir ve Def-i Âfât' sırrıyla külli bir uyanış, koruma ve selamet ihsan eyle. Müslümanların üzerine gürleyerek, küresel ordularıyla saldıran şer güçlerin seslerini kes, heybetlerini darmadağın eyle. Mazlum coğrafyalarda sinsi tuzaklarla ve açık zulümlerle kuşatılmış din kardeşlerimize, Hz. Ali’nin (r.a.) ve Bediüzzaman’ın mazhar olduğu o sarsılmaz hıfz u emniyeti lütfeyle. Bizleri dünyada her mahlukatı dost gören, ahirette ise cennet bahçelerinde hiçbir korku duymadan ebediyen şen ve şâdan yaşayan kullarından eyle.
Ruhumuzu hıfzu himayenle muhafaza et, akıbetimizi mutlak selâmetinle taçlandır.
Ya Hayy, Ya Kayyûm! Bu samimi emniyet niyazımız, sinsi ve açık tüm şerlerden Sana sığınışımız ve mukaddes beytin esrarı hürmetine dualarımızı kabul eyle.
Âmin, âmin, âmin... bi-hürmeti Sırri Muhafazati'l-Esmâ ve bi-hürmeti Sırr-ı Celcelûtiye
DİPNOT: Celcelutiye’nin 89. beyti; bir önceki beyitlerde kuşanılan İsmi Azam zırhı ve kazanılan mülûke (zalim krallara) meydan okuma izzetinin ardından, kâinatın tabiat boyutundaki en yırtıcı ve zehirli unsurlarının mümin ruh karşısında nasıl ram olduğunu ilan eden Emniyet-i Mutlaka, Zararlı Mahlukatın İtaati ve Maddî-Manevi Zehirlerden Muhafaza makamıdır.
Kulun, İsmi Azam'ın bereketiyle sinsi ve gizli tehlikeleri simgeleyen yılandan korkmamasını, ansızın vuran akrebin şerrini görmemesini (fe lâ ĥayyetun teħşâ ve lâ áqrabun terâ); açıkça, gururla ve gürleyerek hücum eden azılı aslanın bile onun huzurunda sesinin kesilip uysallaşmasını (ve lâ esedun ye’tî ileyke bi hemhemet) beyan eden, kâinatı emniyetli bir beşiğe çeviren sığınak sırrıdır.
Bediüzzaman Said Nursi hazretleri, "Sözler" (Birinci Söz, Üçüncü Söz ve Yirmi Üçüncü Söz) bünyesinde, kâinattaki yırtıcı ve zehirli mahlukatın aslında başıboş birer canavar değil, Allah’ın emirber birer memuru olduğunu harika bir dille şerh eder. Üstad der ki:
"Eğer insan, Sultan-ı Kâinat'a intisap etse (O'na kul olsa), her bir mahluk onun namına hareket ettiği için, o kul kâinata meydan okuyabilir. Yılan, akrep gibi zehirli hayvanlar ve aslan gibi yırtıcı canavarlar, o vakit birer düşman değil, belki o Sultan'ın musahhar (boyun eğmiş) birer memuru olurlar. O kul, bismillah der, o memurların şerrinden emin olur."
Bediüzzaman, esaret ve sürgün hayatında bu beytin hakikatini bizzat yaşamıştır. Barla’da nefyedildiği odada muazzam zehirli bir yılanla baş başa kaldığında ona dokunulmamış, Kastamonu ve Emirdağ'da odasına bırakılan zehirli akrepler ona zarar verememiştir. Üstad'a göre, ahir zamanın manevi yılanları olan "dalalet komiteleri" ve akrepleri olan "münafıklar", iman nuru karşısında etkisiz kalır. Celcelutiye’nin bu beytini vird edinen bir mümin, kâinatı dehşetli bir vahşetgâh olarak değil, her mahlukun zikir ve vazife ile meşgul olduğu emniyetli bir saray olarak görür.
Hazırlayan: Nuran Şahin