Yâ Rabbe'l-Âlemîn, aileleri Muhammedî ahlâkla güzelleştir

Celcelutiye'den ilhamla dualar...

​Bismillahirrahmânirrahîm

​Ey zamandan,mekandan ve her türlü noksanlıktan münezzeh olan Müteâl ve Azîz, ey kâinattaki her bir nefesi, her bir esintiyi kudret tahtında evirip çeviren Latîf ve Habîr, ey Habibi Mustafa'sına salat etmeyi Kendine ve meleklerine mukaddes bir vazife kılan Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm, ey külli niyetleri nihayetsiz mükafatlarla taçlandıran Vâsiu'l-Kerîm!

​Ya Allah, Ya Rahmân, Ya Muizz! 'Ve śalli ilâhî kulle yevmin ve sâátin'niyazıyla, zaman perdelerini yırtarak, kalbimi ebedi bir salavat nehrine bırakıp huzuruna geldim. Yâ Rabbi! Kalbimi Habîbinin ﷺ sevgisiyle doldur. Onu tanımayı sevmeyi ve örnek almayı nasip et.

Yâ Vedûd! Muhammedî muhabbeti kalbime yerleştir.

Yâ Nûr! Sünnet-i Seniyyesinin nurunu hayatıma yansıt.

Yâ Rahmân! Onun ümmetine olan şefkatinden bana hisse ver.

Yâ Kerîm! Beni salavâtı seven kullarından eyle.

Ey Rabbim! Her nefes alışımda Habîbini hatırlayanlardan eyle beni.

Her rüzgâr estiğinde onun getirdiği rahmeti düşünebilmeyi nasip et.

Her sabah onun sünnetiyle yaşamayı,

her akşam onun ümmeti olarak uyumayı nasip et.

Mahşerde onun sancağı altında topla. Kevser başında onun cemalini görmeyi nasip et. Şefaatine mazhar eyle.

Firdevs'te komşuluğunu ihsan eyle. Ve onun en çok sevdiği hakikate Senin rızana ulaştır. Ya Rabbi! Geçmişten geleceğe akıp giden her bir günde, her bir saatte, her bir salisede ve zamanın bilmediğimiz her bir an-ı seyyalde; o Senin en sevgiline, risalet tahtının sultanına, seçilmiş "El-Mustafâ"’ya, tercih edilmiş El-Muhtâr'a benim namıma külli, kesintisiz ve ebedi bir salatü selam indir (kulle yevmin ve sâátin). Öyle ki, nefes aldığım her an kalbim O’nun nuruyla vursun, hayatımın her saati Sünnet-i Seniyye’nin bereketiyle dolsun. Ruhumu gaflet karanlıklarından bu külli salavatın ziyasıyla halas eyle.

​Ya Hayy, Ya Kayyûm, Ya Nûru’l-Envâr! 'Álâl Muśŧafâl muħtâri mâ nesmetun semet' fermanının muazzam genişliğiyle Sana iltica ediyorum. Ya Rabbi! Kâinat sarayında yarattığın hava unsurunun her bir zerresi hürmetine, esen her latif rüzgarın dalgalanışı, yaprakları kıpırdatışı sayısınca (mâ nesmetun semet); ve yeryüzüne yayılmış, göklerde ikamet eden bütün canlıların, insanların, meleklerin ve cinlerin alıp verdiği her bir nefes adedince o seçilmiş, süzülmüş Mustafa’ya (s.a.v.) salat eyle. O esen rüzgârları kalbimizin kasvetini dağıtan, ruhumuza asr-ı saadetin kokusunu getiren manevi nesîmlere döndür. Kâinatın bu azim zikir korosuna benim bu cüzi, kırık dökük sesimi de dahil eyle.

​Ey bin dört yüz elli senede, her sene üç yüz elli milyon insanların sultanı ve onların ruhlarının mürebbisi ve akıllarının muallimi ve kalplerinin mahbubu ve her günde ‎ اَلسَّبَبُ كَالْفَاعِلِ‎ sırrınca, bütün o ümmetinin işlediği hasenatın bir misli, sahife-i hasenatına ilâve edilen Zat-ı Ahmediye aleyhissalâtü vesselâm! Ey dünyaya geldiği dakikada "ümmetî ümmetî" rivayet-i sahiha ile ve keşf-i sadıkla dediği gibi mahşerde herkes "nefsî nefsî" dediği zaman, yine "ümmetî ümmetî" diyerek en kudsî ve en yüksek bir fedakârlık ile yine şefaatiyle ümmetinin imdadına koşan Ümmet-i Muhammed(ﷺ )’in yaratıcısı Zât-ı Akdes!

Yâ Rabbe'l-Âlemîn...

Ümmet-i Muhammed'in kalplerini Resûlullah sevgisiyle dirilt. Gençleri sünnet-i seniyyeye yönelt.

Aileleri Muhammedî ahlâkla güzelleştir. Âlimlere hikmet ver.

Hizmet ehline ihlâs ver.

Yâ Vedûd! Kalpleri onun sevgisinde birleştir.

Yâ Hâdî! Bizi onun yolundan ayırma.

Allah’ım! Ahir zamanın günah ve isyan fırtınaları içinde bunalmış, kalpleri dünya sevgisiyle katılaşmış ümmet-i Muhammed’e (s.a.v.) acilen bu mukaddes 'Kesintisiz Salat ve Ruhani Tecelli' sırrıyla külli bir arınma, muhabbet-i Nebeviye ve uyanış ihsan eyle. Müslümanların evlerine, sînelerine ve sokaklarına bu beytin bereketiyle huzur, sekînet ve selamet esintileri lütfeyle. Mazlum, hırpalanmış ve gözü yaşlı din kardeşlerimizin kalplerine, bu külli salavatların hürmetine ferahlık indir; rüzgarları onlara zafer ve nusret müjdecileri eyle. Bizleri dünyada her nefeste O’nun davasına sadık kalan, ahirette ise bu kesintisiz salatın mükafatı olarak Havz-ı Kevser başında O’nun mübarek elinden kana kana içen ebedi mesutlardan eyle.

​Ruhumuzu her an Mustafa’nın (s.a.v.) nuruyla yıka, akıbetimizi kâinatın zikir ritmiyle bütünleşmiş bir iman selametiyle taçlandır.

Peygamber Efendimiz ﷺ buyurur:"Kim bana bir salât getirirse, Allah ona on rahmet indirir." Başka bir hadiste ise; "Kıyamet günü bana en yakın olanlar, bana en çok salavât getirenlerdir." buyurmuştur. Bizleri onun rahmetine ve en yakın olanlardan eyle.

Ya Hayy, Ya Kayyûm! Bu külli ve zerreler sayısınca olan salavat niyazımız, En Sevgili’ye olan sarsılmaz vefa biatımız ve bu nurani beytin esrarı hürmetine dualarımızı kabul eyle.

اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَبَارِكْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ الْمُصْطَفَى الْمُخْتَارِ، عَدَدَ مَا هَبَّتِ الرِّيَاحُ، وَجَرَتِ الْأَنْهَارُ، وَتَعَاقَبَ اللَّيْلُ وَالنَّهَارُ

"Allah'ım! Efendimiz Muhammed Mustafa'ya; rüzgârlar estikçe, nehirler aktıkça, gece ve gündüz birbirini takip ettikçe salât, selâm ve bereket eyle."

Âmin yâ Rabbi'l-Âlemîn.

​Âmin, âmin, âmin... bi-hürmeti Küllî Salavâti’l-Kâinât ve bi-hürmeti Sırr-ı Celcelûtiye.

DİPNOT: Celcelutiye’nin 94. beyti; kasidenin başından beri ilmek ilmek dokunan esma nurlarının, marifet sırlarının ve düşmanlara karşı kazanılan şecaatin ardından, kâinatın varlık sebebi olan o kutlu zata yönelik sonsuz bir hürmet ve ebedi bir sadakat ilanı olan Külli ve Kesintisiz Salavat, Zaman ve Mekan Boyutunu Aşan Salatüselam ve Ruhani Tecelli makamıdır. Kulun, zamandan ve mekandan sıyrılarak,yeryüzünde akıp giden her saniyede, her saatte ve her günde (kulle yevmin ve sâátin); kâinatta can taşıyan her bir varlığın aldığı her nefeste ve esen her latif rüzgarın zerreleri sayısınca (mâ nesmetun semet) o seçilmiş, Mustafa’ya (s.a.v.) ilahi rahmetin, bereketin ve selamın inmesini niyaz etmesini emreden, ruhu kâinat çapında bir zikir halkasına dahil eden muazzam bir vuslat ve vefa sırrıdır. "Külli Zaman ve Esen Rüzgarlar Sayısınca" Bu beyit, dar ve şahsi bir duadan çıkıp, bütün kâinatın ibadet ve zikir ritmine ortak olma mertebesidir. "Kulle yevmin ve sâátin" ifadesi, zaman dairesinin tamamını kuşatır. Kul bu niyetle, geçmiş ve gelecek bütün zaman dilimlerinde, saliselerde ve anlarda Efendimiz’e (s.a.v.) salat edilmesini isteyerek, kendi cüzi niyetini külli bir ibadete çevirir. Bu, kesintisiz bir nur akışına dahil olmanın sırrıdır. "Nesme" kelimesi hem esinti, latif rüzgar anlamına gelir hem de ruh, can, nefes alan canlı demektir. "Semet" ise yükselmek, hareket etmek, dalgalanmak manasındadır. Dolayısıyla bu ifade iki muazzam kozmik hakikati içerir. Kâinatta hava unsurunun her bir zerresinin hareketiyle, esen her rüzgarın zerreleri sayısınca salat etmek.

​Yeryüzünde nefes alıp veren, ruh sahibi olan her bir canlının aldığı ve verdiği nefeslerin sayısınca o temiz ruha rahmet dilemek. Maddî-manevi hayatın devamı salavata bağlanmıştır. Beytin Kalbindeki Hakikat

Celcelûtiye'nin sonlarına doğru Hz. Ali (ra), bütün münâcâtları ve duaları salavâtla taçlandırmaktadır. Çünkü İslâm geleneğinde dua; salavâtla başlar, salavâtla tamamlanır.

Peygamber Efendimiz ﷺ buyurmuştur: "Dua, bana salât getirilinceye kadar gökle yer arasında bekler." Bu sebeple birçok âlim; "Salavât, duaların kabulüne vesiledir." demiştir.

​Ayet-i Kerîm'de peygamber efendimize salât ve selâmı emreder. "Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salat ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle selam verin."(33:56).

​Bediüzzaman Said Nursi hazretleri, "Lem'alar" (On Birinci Lem'a - Sünnet-i Seniyye), "Sözler" (Lemaat) ve hususan "Barla Lahikası" ile "Delailü'n-Nur" bünyesinde, Efendimiz’e (s.a.v.) getirilen külli salavatların ehemmiyetini ve havadaki zerrelerin vazifesini harika bir dille şerh eder. Üstad der ki: ​"Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm, kâinatın en büyük vesile-i rahmetidir. O’na getirilen salavat, O’nun makam-ı Mahmud'una ilahi bir hediye olduğu gibi, bizim için de rahmet kapılarını açan muazzam bir anahtardır. Bir mümin, kâinatın zerreleri, ağaçların yaprakları veya mahlukatın nefesleri sayısınca salat getirdiğinde, bütün kâinatı kendi namına o salavata şahit tutar. Hava unsuru, ilahi emirlerin taşınmasında ve canlıların hayat bulmasında esen rüzgarlarıyla (nesemât) nasıl vazifedar ise, o rüzgarların kıpırdanışı da o nurlu zâta hitap eden külli bir salatüselamdır."

​Bediüzzaman, her sabah ve akşam evradında okuduğu "Delailü'n-Nur" içinde tam da bu beytin manasını taşıyan "Mahlukatının nefesleri sayısınca, rüzgarların esintileri sayısınca salat ü selam olsun" ifadeleriyle külli tefekkür yapardı. Sürgünde, Barla’nın çam dağlarında rüzgarın ağaçların yapraklarını kıpırdatışını dinlerken, o esintileri başıboş bir uğultu değil, bu beytin sırrıyla "mâ nesmetun semet" hakikatinin bir tezahürü olarak görür ve kâinat korosuna kendi kalbiyle eşlik ederdi. O’na göre, sünnet-i seniyyeye ittiba eden bir Nur talebesinin her anı, her saati nurani bir salavat iklimine dönüşmelidir.

Hazırlayan: Nuran Şahin

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.

İslam Haberleri