Bismillahirrahmannirrahim
Yâ Cebbâr! Kırılan ve kaybedilen nimetlerin ardından incinen kalplerimizi Sen onar. Fânî nimetlerin zevaliyle oluşan teessüfü, rahmetinin tesellisine çevir.
Yâ Latîf! Bize, bir nimetin elimizden alınmasında bile fark edemediğimiz lütuflarını göster. Giden şeyin ardından yalnız kaybı değil, Senin gizli hikmetini okuyabilmeyi nasip et.
Yâ Vedûd! Kalplerimizi fânî nimetlerin kendisine mahkûm etme. Her sevdiğimiz güzellikten Seni sevmeye, her ayrılıktan Sana yönelmeye bizi ulaştır.
Yâ Muğnî! Bir nimetin yokluğu karşısında bizi yalnızlık ve mahrumiyet duygusuna teslim etme. Kalbimizi Senin yakınlığınla zenginleştir.
Yâ Mu‘tî! Bize verdiğin nimetlerin zevali karşısında Senin ihsanından ümidimizi kesmeyelim. Gidenin yerine dilediğin başka nimetleri, görünür veya görünmez lütuflarını fark edebilelim.
Yâ Rauf! Kaybettiklerimiz için kalbimizde oluşan teessüfe merhametinle muamele eyle. Bizi geçmişte kalan nimetlerin hüznünde bırakma.
Yâ Müteâlî! Bizi nimetlerin suretinden nimetlerin hakikatine yükselt. Meyveyi tüketip nimeti kaybedenlerden değil, nimetten Mün'im'e ulaşanlardan eyle.
Allah'ım! Bir meyve yenildiğinde onun yalnızca tükendiğini düşünmeyelim. Bize onun arkasındaki ağacı, ağacın arkasındaki rahmeti, rahmetin arkasındaki kudreti ve kudretin arkasındaki hikmeti okuyabilen bir iman ver. Kaybolan nimetin ardından teessüfte kalan değil; nimetin kendisini veren Zât'a yönelen kullardan eyle. Ve bize öyle bir kalp ver ki:
nimet gelince şükretsin,
nimet devam edince tefekkür etsin, nimet gidince sabretsin,
nimetin kaybında Seni arasın,vSeni bulunca da kaybettiği hiçbir şeyin mutlak kayıp olmadığını anlasın.
Yâ Cebbâr, Yâ Latîf, Yâ Vedûd, Yâ Muğnî, Yâ Rauf! Kalplerimizi fânî nimetlerin zevalinden doğan teessüflerden kurtar; onları Sana yönelten marifet ve muhabbet vesilelerine çevir. Âmin.
رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا وَفَهْمًا وَحِكْمَةً، وَاجْعَلْ هٰذَا الْعِلْمَ نُورًا وَإِخْلَاصًا وَنَفْعًا.
"Rabbim! İlmimi, anlayışımı ve hikmetimi artır. Bu ilmi benim için bir nur, ihlâs vesilesi ve insanlığa faydalı bir hizmet eyle."
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." Bakara Sûresi, 2:32.
DİPNOT:
فَتَزُولُ بِأَكْلِهَا، وَتُورِثُ تَأَسُّفًا عَلَى فَقْدِهَا.
“Böylece o meyve yenilmekle ortadan kalkar ve kaybedilmesi üzerine bir teessüf, bir üzüntü bırakır.” Burada önceki cümlenin verdiği meyve–ağaç misali somutlaştırılıyor. Meyve vardır.
meyve yenilir, tükenir, kaybedilir ve teessüf doğar. İnsan yalnızca meyveyi görüyorsa, nimet de meyvenin ömrüyle sınırlı kalır.
Meyve bittiğinde, nimet de bitmiş gibi görünür. İşte iman nuru burada devreye girerek bu sınırlı bakışı kırar.
Kur’ân dünya nimetlerinin geçici olduğunu bildirir.
كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ وَيَبْقَىٰ وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ “Yeryüzünde bulunan herkes fânidir. Celâl ve ikram sahibi Rabbinin Zâtı ise bâkîdir.” Rahmân, 55/26-27
Meyvenin yenilmesiyle zeval bulması, bu büyük hakikatin küçük bir örneğidir. Kur'ân insanı yalnızca fâniliğe bakmaya bırakmaz. Hemen arkasından Bâkî olan Allah'ı gösterir. Bu yüzden müminin tefekkürü,
meyve, zeval noktasında durmaz. Şöyle devam eder.
meyve, zeval, Bâkî olan Allah, yeniden yaratma ve âhiret.
Bir başka önemli âyet
وَمَا عِنْدَ اللّٰهِ بَاقٍ “Allah katında olan ise bâkîdir.” Nahl, 16/96
Dünya nimetinin kendisi geçicidir. Allah'ın katındaki karşılığı, şükrü, sevabı ve âhiretteki neticesi bâkî olabilir.
Bu, “meyvenin kaybolması ile nimetin bütün sonuçlarının kaybolmasının aynı şey olmadığı” hakikatini gösterir.
Bu cümledeki meyve, Risale-i Nur açısından dünya nimetlerinin mahiyetini anlamak için çok güzel bir temsil oluyor.
Meyveyi yiyen insanın karşısında iki farklı nazar vardır.
Gaflet nazarı; “Meyve güzeldi, yedim ve bitti.” Sonuç
lezzet, zeval, teessüf.
İman nazarı; “Bu meyveyi bana kim verdi? Bu ağacı kim yarattı?
Bu ağacı her yıl kim meyvelendiriyor? Bu nimet bana hangi İlâhî isimleri gösteriyor?”
Sonuç, meyve, nimet, Mün'im, şükür, marifet ve muhabbet.
Burada nimet, yalnız tüketilen bir şey olmaktan çıkar; Allah'ı tanımaya vesile olan bir âyet hâline gelir. Risale-i Nur'un tefekkür çizgisinde önemli olan da budur: eşyanın kendisinde kalmamak, eserden müessire geçmek.
Hazırlayan: Nuran Şahin