Bismillahirrahmannirrahim
Ey geleceğin bütün yollarını ezelî ilminle bilen Yâ Alîm! Ey kullarını gelecek korkusundan emniyete çıkaran Yâ Mü'min! Ey bütün geleceklerin sahibi ve hükümranı Yâ Mâlik! Ey bizim bilemediğimizi bilen, bizim göremediğimizi gören Yâ Basîr! Ey hayatımızın her safhasını hikmetle takdir eden Yâ Hakîm! Ey ölümden sonra yeniden diriltecek Yâ Muhyî! Ey bütün dönüşlerin nihayetinde kendisine dönülen Yâ Evvel ve Yâ Âhir!
Allah'ım! Gelecek cihetine baktığımızda onu bizim için büyük bir kabir gibi gösteren korkuları iman nuruyla gider. Henüz gelmemiş günlerimizi vehimlerin karanlığına değil, Senin ilminin ve rahmetinin aydınlığına teslim etmeyi nasip eyle.
Yâ Alîm! Biz yarını bilmeyiz; Sen yarını da, yarından sonrasını da bilirsin. Bilmediğimiz geleceği Sana emanet edebilmenin huzurunu kalplerimize yerleştir.
Yâ Mü'min! Geleceğin belirsizliğini korkuya değil, Sana güvenmeye vesile eyle. Başımıza gelecekleri değil, onları gönderen Zâtı düşünmeyi öğret.
Yâ Hakîm! Gelecekte karşılaşacağımız her hadiseyi Senin hikmetinin bir parçası olarak okuyabilmeyi nasip eyle.
Yâ Muhyî! Geleceğin sonunda gördüğümüz kabri yokluğun sonu değil, dirilişin başlangıcı olarak bilmeyi nasip et.
Yâ Âhir! Bütün yolların Sana çıktığını, bütün hayatların Sana döndüğünü, bütün faniliklerin Senin bekân karşısında anlam kazandığını kalplerimize yerleştir.
Yâ Nûr! Geleceğin karanlığını iman nuruyla aydınlat. Bize henüz görünmeyen âhiret yolunu imanımızla görünür kıl.
Âmin.
رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا وَفَهْمًا وَحِكْمَةً، وَاجْعَلْ هٰذَا الْعِلْمَ نُورًا وَإِخْلَاصًا وَنَفْعًا.
"Rabbim! İlmimi, anlayışımı ve hikmetimi artır. Bu ilmi benim için bir nur, ihlâs vesilesi ve insanlığa faydalı bir hizmet eyle."
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." Bakara Sûresi, 2:32.
DİPNOT:
وَيَسَارُنَا الَّذِي هُوَ الْجِهَةُ الْمُسْتَقْبَلَةُ مُظْلِمَةٌ وَمُوحِشَةٌ بِكَوْنِهَا قَبْرًا عَظِيمًا لَنَا.
“Solumuzda bulunan ve gelecek cihetimiz olan taraf da, bizim için büyük bir kabir olması itibarıyla karanlık ve dehşet vericidir.”
Burada metin çok güçlü bir simetri kuruyor:
Geçmiş → büyük mezarlık
Gelecek → büyük kabir
İman ise her iki ciheti de nurlandıracaktır.
Cümlenin Anahtar Kavramları
وَيَسَارُنَا “Solumuz / sol tarafımız”
Burada fiziksel bir yön tarifinden ziyade insanın bulunduğu noktaya göre geleceğe doğru yönelişi anlatılıyor.
الْجِهَةُ الْمُسْتَقْبَلَةُ “Gelecek ciheti”Yani:
Henüz yaşanmamış zaman.
مُظْلِمَةٌ وَمُوحِشَةٌ “Karanlık ve dehşet verici.” Gelecek bilinmediği için insanın zihninde belirsizlik meydana getirir.
قَبْرًا عَظِيمًا لَنَا “Bizim için büyük bir kabir.” Cümlenin en çarpıcı kısmı budur. Çünkü gelecek,
yaşanacak hayatın alanı olmaktan çıkarılıp; insanın kendisini içine girecek büyük bir kabir olarak görünüyor. Buradaki düşünce zinciri:
Geçmiş = ölümler
Gelecek = kendi ölümümüz
şeklindedir.
Kur'ân, insanın geleceğini Allah'ın bilgisi içinde görür.
وَمَا تَدْرِي نَفْسٌ مَاذَا تَكْسِبُ غَدًا “Hiçbir nefis yarın ne kazanacağını bilemez.” Lokmân 31/34
Bu âyet insanın geleceğe ilişkin sınırlılığını gösterir. Fakat aynı âyetin devamında:
وَمَا تَدْرِي نَفْسٌ بِأَيِّ أَرْضٍ تَمُوتُ “Hiçbir nefis nerede öleceğini de bilemez.” buyurulur.
Dolayısıyla cümlemizdeki:
قَبْرًا عَظِيمًا لَنَا ifadesi Kur'ân'ın insanın gelecek ve ölüm karşısındaki bilgisinin sınırlı oluşuyla doğrudan ilişkilendirilebilir.
Kur'ân'ın Gelecek Perspektifine göre, Karanlıktan Nura
Ancak Kur'ân geleceği yalnızca ölümle tanımlamaz. Allah:
اللَّهُ وَلِيُّ الَّذِينَ آمَنُوا يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ “Allah iman edenlerin velîsidir; onları karanlıklardan nura çıkarır.” Bakara 2/257 buyurur. Dolayısıyla metindeki
مُظْلِمَةٌ “karanlık” ifadesinin karşısında:
نُور “nur” vardır. İman geleceği değiştirmeden önce geleceğin anlamını değiştirir.
Bu cümle Yirmi Üçüncü Söz'deki altı cihet tasvirinin mantığıyla çok güçlü biçimde örtüşür. İmansız nazarda:
Gelecek → kabir
İman nazarında:
Gelecek → âhiret
İmansız nazarda:
Ölüm → yokluk
İman nazarında:
Ölüm → ebedî hayata geçiş
İmansız nazarda:
Gelecek → belirsizlik ve korku
İman nazarında:
Gelecek → kader ve rahmetin tasarrufu
Risale-i Nur'un temel yaklaşımı burada şudur; İman, insanın geleceğini anlamsız bir boşluk olmaktan çıkarır.
Bu cümlenin hikmeti: İnsanı geleceğin belirsizliği üzerinde tefekküre sevk etmektir. Çünkü insan geleceği kontrol edebileceğini zanneder. Oysa
geleceğin tamamını bilemez,
ölüm zamanını bilemez, nerede öleceğini bilemez, yarın ne kazanacağını bilemez. Bu
acziyet insanı Allah'a tevekküle
götürür. Dolayısıyla cümlenin ikinci katmanı:
Geleceğin bilinmezliği → insanın aczi → Allah'a ihtiyaç. şeklindedir. Buradaki gaye insanı korkutmak değildir.
Asıl gaye Geleceğin sahibini tanıtmaktır. İnsan “Geleceği bilmiyorum.” der.
İman ise: “Sen bilmiyorsun; fakat Allah biliyor.” hakikatini verir. İnsan “Nereye gideceğim?”
der.
İman:“O'na döneceksin.”der.
İnsan“Ölüm ne olacak?” der.
İman: “Ölüm, ebedî hayatın kapısıdır.” der.
İmansız nazar
Gelecek->Belirsizlik->Korku ->
Yaşlanma->Ölüm->Kabir-> Yokluk vehmi
İmanlı nazar
Gelecek->Allah'ın ilmi->Kader
->Tevekkül->Ölüm->Kabir-> Berzah->Haşir->Ebedî hayat
->Allah'ın rızası.
Böylece “Büyük kabir” tasavvuru, “ebedî hayatın kapısı” tasavvuruna dönüşür.
Hazırlayan: Nuran Şahin