Yâ Hamîd! Dilimizi Senin hamdinle, kalbimizi Senin zikrinle, ruhumuzu Senin tesbihinle meşgul eyle

29. Lem’a Tefekkürname’den ilhamla dualar

Bismillahirrahmannirrahim

Ey bütün noksanlıklardan münezzeh Yâ Kuddûs! Ey yedi göklerin, yerin ve içindekilerin tesbih ettiği Yâ Sübbûh! Ey bütün varlıkların hamdiyle kendisine yöneldiği Yâ Hamîd! Ey bütün kâinatın azametini ilan ettiği Yâ Azîm! Ey her türlü noksanlıktan yüce olan Yâ Müteâlî! Ey bütün varlıkları kendi fıtratlarına uygun tesbih ve kulluğa sevk eden Yâ Rab!

Seni hakkıyla tesbih edemedik. Yedi göklerin tesbihini işitemedik; yerin ve içindekilerin Sana yönelen hamdini anlayamadık. Senin huzurunda bizim tesbihimiz ne kadar küçük, kâinatın tesbihi ise ne kadar küllîdir!

Yâ Kuddûs! Kalplerimizi Seni noksanlıklardan tenzih eden temiz bir marifetle nurlandır.

Yâ Sübbûh! Bize varlıkların sessiz tesbihini anlayacak basiret ver.

Yâ Hamîd! Dilimizi Senin hamdinle, kalbimizi Senin zikrinle, ruhumuzu Senin tesbihinle meşgul eyle.

Yâ Azîm! Yedi göklerin ve yerin büyüklüğü karşısında Senin azametini; onların tesbihi karşısında kendi aczimizi bize göster.

Yâ Müteâlî! Bizi mahlûkata takılıp kalmaktan kurtar; mahlûkatın tesbihinden Senin kudsiyetine ve azametine yükselt.

Bizi öyle bir tefekkürle yaşat ki bir çiçeğe baktığımızda onun tesbihini, bir ağaca baktığımızda onun hamdini, göğe baktığımızda onun azamet karşısındaki ubûdiyetini, yıldızlara baktığımızda onların intizam içindeki tesbihini okuyabilelim.

Ve bizi, kendi tesbihimizi bütün kâinatın tesbihine bağlayan kullarından eyle.

Âmin.

رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا وَفَهْمًا وَحِكْمَةً، وَاجْعَلْ هٰذَا الْعِلْمَ نُورًا وَإِخْلَاصًا وَنَفْعًا.

"Rabbim! İlmimi, anlayışımı ve hikmetimi artır. Bu ilmi benim için bir nur, ihlâs vesilesi ve insanlığa faydalı bir hizmet eyle."

سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ

"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." Bakara Sûresi, 2:32.

DİPNOT:

سُبْحَانَكَ مَا سَبَّحْنَاكَ حَقَّ تَسْبِيحِكَ، يَا مَنْ تُسَبِّحُ لَهُ السَّمَاوَاتُ السَّبْعُ وَالْأَرْضُ وَمَنْ فِيهِنَّ، وَإِنْ مِنْ شَيْءٍ إِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ

“Sübhânsın! Seni hakkıyla tesbih edemedik. Ey yedi göklerin, yerin ve onlarda bulunanların kendisine tesbih ettiği Zât! Hiçbir şey yoktur ki O'nu hamdiyle tesbih etmesin.”

Bu cümle, önceki ibadet merhalesinden sonra yeniden tesbih merkezine dönüyor; fakat artık tesbih yalnız tek tek varlıkların diliyle değil, bütün kâinatın küllî tesbihi olarak ele alınıyor. Özellikle âyetin cümlenin içine alınması, 29. Lem'a'daki tefekkürün doğrudan Kur'ânî bir zemine oturduğunu gösteriyor.

Cümlenin son kısmı doğrudan İsrâ Sûresi 44. âyetin ifadesidir:

وَإِنْ مِنْ شَيْءٍ إِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ

“Hiçbir şey yoktur ki O'nu hamdiyle tesbih etmesin.” Âyetin devamında:

وَلَٰكِنْ لَا تَفْقَهُونَ تَسْبِيحَهُمْ

“Fakat siz onların tesbihini anlayamazsınız.” buyurulur.

Bu son kısım özellikle önemlidir.

Çünkü burada problem:

“Kâinat tesbih ediyor mu?”

değil; “Biz kâinatın tesbihini anlayabiliyor muyuz?” sorusuna dönüşüyor. Bu cümle, insanın kendisini kâinatın dışında görmesini engellemektir. İnsan,

tesbih eden kâinatın içinde tesbih eden bir varlıktır. Dolayısıyla insanın zikri, küllî tesbihin bir parçası hâline gelir. İnsana: “Ben yalnız değilim; bütün kâinatla birlikte Allah'ı tesbih ediyorum.” şuurunu kazandırmaktır. Bu, ibadeti ferdî bir eylemden küllî bir kozmik uyuma dönüştürür.

Hazırlayan: Nuran Şahin

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.

İslam Haberleri