Bismillahirrahmannirrahim
Yâ Allah, Yâ Kaviyy, Yâ Metîn! Ey bütün varlığın Rabbi! Bizim nihayetsiz aczimize nihayetsiz kudretinle dayanak ol. Kalplerimizi mahlûkata değil, Sana istinad eden kalpler eyle.
Yâ Vekîl! Bizi kendi nefsimize bırakma. Kendi gücümüzün sınırlılığını görüp ümitsizliğe değil, Senin kudretine tevekküle yönelt.
Yâ Rahmân, Yâ Rahîm!
Fıtratımızdaki dayanma ve sığınma ihtiyacını Senin rahmetine bağla. Bizi yanlış istinad noktalarından kurtar.
Yâ Âhir! Yâ Bâkî!
Vicdanımızın ebediyet arzusunu dünya ile sınırlama. Bize âhiretin hakikatini iman nuruyla göster.
Yâ Ba‘s! Yâ Muhyî!
Ölümü yokluk zanneden nazarımızı diriliş hakikatine çevir. Sevdiklerimizle ebedî hayat ümidiyle yaşamayı nasip eyle.
Yâ Adl! Vicdanımızdaki adalet arzusunu âhiretin mizanıyla anlamlandır. Dünyada karşılıksız kalan iyiliklerin ve cevapsız kalan zulümlerin Senin adaletinde karşılık bulacağına imanımızı kuvvetlendir.
Yâ Hakîm! Dünyadaki imtihanımızı âhiretteki neticeyle birlikte okumayı öğret. Bugünkü sabırlarımızı yarının ebedî saadetine bağla.
Yâ Nûr! Allah'a imanımızı fıtratımızın istinad noktası, âhirete imanımızı vicdanımızın istimdad noktası eyle.
Yâ Hâdî! Bizi yalnız dünyayı düşünen dar bir nazardan kurtar; dünya ile âhireti, başlangıç ile sonu, vazife ile mükâfatı birlikte gören bir imanî basirete ulaştır.
Yâ Hamîd! Bize, Sana dayanmanın nimetini; âhirete inanmanın ümidini; iman ile yaşamının huzurunu tattır ve bütün bunları hamd ile karşılayan kullarından eyle. Âmin.
رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا وَفَهْمًا وَحِكْمَةً، وَاجْعَلْ هٰذَا الْعِلْمَ نُورًا وَإِخْلَاصًا وَنَفْعًا.
"Rabbim! İlmimi, anlayışımı ve hikmetimi artır. Bu ilmi benim için bir nur, ihlâs vesilesi ve insanlığa faydalı bir hizmet eyle."
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." Bakara Sûresi, 2:32.
DİPNOT:
فَالْإِيمَانُ بِاللّٰهِ هِيَ نُقْطَةُ اسْتِنَادٍ لِفِطْرَةِ الْبَشَرِ، وَالْإِيمَانُ بِالْآخِرَةِ هُوَ نُقْطَةُ اسْتِمْدَادٍ لِوِجْدَانِهِ...
“Öyleyse Allah’a iman, beşerin fıtratının istinad noktasıdır; âhirete iman ise onun vicdanının istimdad noktasıdır.”
Bu cümle, bir önceki cümlede açıklanan istinad ve istimdad hakikatlerini iki ayrı iman esasıyla doğrudan ilişkilendiriyor:
İman billah → fıtratın istinad noktası
İman bilâhiret → vicdanın istimdad noktası
Bu, 3. Nokta'nın en önemli ayrımlarından biridir.
Cümlede özellikle:
فِطْرَةُ الْبَشَرِ denilmesi çok önemlidir.
Çünkü Allah'a dayanma ihtiyacı sonradan insanın içine yerleştirilmiş yapay bir ihtiyaç değildir. İnsan fıtraten güvenmek, sığınmak,dayanmak,
sevmek, sonsuzluk istemek,
mutlak güzelliği aramak ister.
Fakat yaratılmışlar sınırlıdır.
Sınırlı bir varlık, insanın sonsuz arayışını tam anlamıyla karşılayamaz. Bu nedenle fıtratın gerçek istinad noktası sonsuz kudret sahibi Allah'tır.
Kur'ân şöyle buyurur:
فَأَقِمْ وَجْهَكَ لِلدِّينِ حَنِيفًا ۚ فِطْرَتَ اللّٰهِ الَّتِي فَطَرَ النَّاسَ عَلَيْهَا
“Öyleyse yüzünü hanîf olarak dine, Allah'ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata doğrult.”
(Rûm, 30/30) Burada iman ile fıtrat arasındaki bağ açıkça görülür.
İki iman esası insanın iki temel boyutunu kuşatır:
Allah'a iman → kudret karşısındaki aczimi çözer.
Âhirete iman → zaman ve ölüm karşısındaki endişemi çözer.
Allah'a dayanma
وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ فَهُوَ حَسْبُهُ
“Kim Allah'a tevekkül ederse, O ona yeter.” (Talâk, 65/3)
Bu âyet iman billah → istinad ilişkisini gösterir.
Âhiret ve ümit
وَبِالْآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ “Onlar âhirete kesin olarak iman ederler.”
(Bakara, 2/4)
Kur'ân, âhiret imanını mümin şahsiyetinin temel unsurlarından biri olarak zikreder. Ebediyet arzusu
وَالْآخِرَةُ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰ “Âhiret daha hayırlı ve daha kalıcıdır.”
(A'lâ, 87/17) Dünya sınırlıdır; insanın arzuları ise bundan çok daha geniştir. MerhabaÂhiret imanı, bu geniş arzuların ebediyet ufkuna yönelmesini sağlar.
Bu cümlenin bize gösterdiği büyük hikmet şudur. İnsan yalnız bırakılmış bir varlık değildir. Onun acizliği Allah'a yöneliş için; fakirliği Allah'tan istemek için; vicdanı âhireti aramak için; ölüm karşısındaki korkusu ise bekā hakikatini istemek için yaratılmıştır. Böyle bakıldığında insanın birçok zaafı, aslında onu Allah'a ve âhirete yönelten birer işaret hâline gelir.
Hazırlayan: Nuran Şahin