Bismillahirrahmannirrahim
Ey Celâl ve azamet sahibi Yâ Zelcelâli ve'l-İkrâm! Ey bütün kemallerin mutlak sahibi Yâ Kemîl! Ey mutlak izzet ve kudret sahibi Yâ Azîz! Ey her işi sonsuz hikmetle yapan Yâ Hakîm! Ey bütün noksanlıklardan münezzeh olan Yâ Kuddûs! Ey göklerde ve yerde en yüce kemal ve sıfatların sahibi olan Yâ A‘lâ!
Allah'ım! Göklerde ve yerde gördüğümüz her kemal, Senin mutlak kemaline işaret eden bir penceredir. Bizdeki sınırlı ilim Senin sonsuz ilmine; sınırlı kudretimiz Senin nihayetsiz kudretine; sınırlı güzelliğimiz Senin Cemâl ve kemaline işaret eder.
Yâ Azîz! Kâinatın büyüklüğü karşısında küçülen nazarlarımızı Senin kudretinin azametine çevir. Yıldızların büyüklüğünü, galaksilerin genişliğini ve yaratılışın ihtişamını seyrederken hayretimizi mahlûkata hapsetme; onları Senin kudretine açılan pencereler kıl.
Yâ Hakîm! Varlıkta gördüğümüz düzeni, ölçüyü ve uyumu hikmetinin işaretleri olarak okuyabilmeyi nasip eyle. İlim bize kâinatın kanunlarını gösterdikçe, o kanunların ardındaki hikmeti arayan bir tefekkür nasip eyle.
Yâ Kuddûs! Eksik ve bâtıl inançların Sana nispet ettiği bütün noksanlıklardan Seni tenzih ederiz. Zihnimizdeki sınırlı tasavvurları Senin hakikatin zannetmekten bizi koru. Seni mahlûkatın ölçülerine indirmekten, sınırlı akıllarımızla Zâtını kuşattığımızı zannetmekten bizi muhafaza eyle.
Yâ A‘lâ! Senin “mesel-i a‘lâ”nı yani mutlak kemalini kâinatın her tarafında okumayı nasip et. Çiçeklerin güzelliğinde Cemâlini, canlıların korunmasında Rahmetini, varlıkların düzeninde Hikmetini, bütün kâinatın idaresinde Rubûbiyetini görmeyi öğret.
Yâ Zelcelâli ve'l-İkrâm! Kâinatı okurken Seni unutmayalım; bilimle meşgul olurken Sâni'i unutmayalım; güzelliği seyrederken Cemîl'i, hikmeti araştırırken Hakîm'i, kudreti keşfederken Kadîr'i hatırlayalım. Âmin.
رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا وَفَهْمًا وَحِكْمَةً، وَاجْعَلْ هٰذَا الْعِلْمَ نُورًا وَإِخْلَاصًا وَنَفْعًا.
"Rabbim! İlmimi, anlayışımı ve hikmetimi artır. Bu ilmi benim için bir nur, ihlâs vesilesi ve insanlığa faydalı bir hizmet eyle."
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." Bakara Sûresi, 2:32.
DİPNOT:
ذُو الْجَلَالِ سُبْحَانَ اللهِ الَّذِي لَهُ الْمَثَلُ الْأَعْلَى فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ الْمُقَدَّسُ الْمُنَزَّهُ عَمَّا تَصِفُهُ الْعَقَائِدُ النَّاقِصَةُ الْبَاطِلَةُ
“Celâl ve azamet sahibi Allah, her türlü noksanlıktan münezzehtir. Göklerde ve yerde en yüce misal ve kemal sıfatlar O'na aittir. O Azîz ve Hakîm'dir. Eksik ve bâtıl inançların O'na nispet ettiği her türlü yanlış nitelemelerden mukaddes ve münezzehtir.”
Bu cümlede özellikle “المثل الأعلى / El-Meselü’l-A‘lâ” kavramı öne çıkıyor. Burada “mesel” kelimesini Allah’a bir benzetme şeklinde değil, kemal sıfatlarının en yüce ve mutlak şekilde Allah’a ait oluşu anlamında okumak gerekir. Kur'ân'da:
وَلِلَّهِ الْمَثَلُ الْأَعْلَى “En yüce misal/sıfat Allah'ındır.” (Nahl, 60) buyurulur.
Buradaki mesel, Allah'ı başka bir varlığa benzetmek anlamında değildir. Bilakis Mutlak kemal Allah'a aittir. şeklinde anlaşılır.
Dolayısıyla yaratılmışlarda gördüğümüz her kemal,
Allah'ın mutlak kemalinin sınırlı bir tecellisini düşündürür.
Bu nedenle cümle:
Allah'ı yanlış tanımlayan bütün bâtıl tasavvurlardan tenzih
üzerinde duruyor.
Bu cümlenin doğrudan dayandığı en önemli âyet:
وَلِلَّهِ الْمَثَلُ الْأَعْلَى “En yüce sıfat Allah'ındır.” Nahl, 60
Bir diğer âyet:
وَلَهُ الْمَثَلُ الْأَعْلَى فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ
“Göklerde ve yerde en yüce vasıf O'nundur.” Rûm, 27
Burada çok güzel bir bütünlük ortaya çıkıyor:
Gökler + yer + mutlak kemal + Allah
Risale-i Nur'un temel tefekkür metodunda kâinat; Allah'ın isim ve sıfatlarının bir kitabı olarak okunur. Bu cümle özellikle “Esmâ-i İlâhiyenin cilveleri” ve “kemalâtın kaynağı” düşüncesiyle ilişkilidir.
İnsan kâinatta güzellik, düzen,
merhamet, hikmet, kudret, ilim,
sanat gördükçe bunları bağımsız ve kendiliğinden var olan nitelikler olarak değil, İlâhî isimlerin tecellileri olarak okuyabilir.
Hazırlayan: Nuran Şahin