Bismillahirrahmannirrahim
Ey insanlığa rahmet olarak gönderdiğin Habîbinin ﷺ getirdiği dini kıyamete kadar muhafaza eden Yâ Hafîz! Ey kullarının hayatını adalet ve ihsanla güzelleştiren Yâ Adl, Yâ Muhsin! Ey çirkinliği güzelliğe, zulmü adalete, kabalığı merhamete dönüştüren Yâ Cemîl! Ey dünyayı hikmet ve nizamla süsleyen Yâ Bedî'!
Dünyanın, Habîbin Muhammed'in ﷺ şeriatının bıraktığı eserlerle Seni hamdinle tesbih etmesi ne büyük bir şehadettir! Onun ﷺ getirdiği dinin ibadetlerdeki nuru, ahlâktaki güzelliği, adaletteki ölçüsü, merhametteki şefkati ve insanlıktaki kardeşliği Senin isimlerini gösteren birer izdir.
Yâ Adl! Dünyayı adaletle süsle. İnsanların hukukunu koruyan, zulmü reddeden, hakkı gözeten bir toplum anlayışını insanlığa nasip eyle. Dinimizin güzelliğini yalnız sözlerimizde bırakma; davranışlarımızda, aile hayatımızda, komşuluğumuzda, ticaretimizde ve insanlarla ilişkilerimizde görünür kıl.
Habîbinin ﷺ güzel ahlâkından bizlere hisse ver. Onun ﷺ merhametini merhametimize, affını affımıza, adaletini adaletimize ve kulluğunu kulluğumuza yansıt.
Dünyanın maddî güzelliklerini insanlığın mânevî güzelliğiyle birleştirmeyi nasip eyle. İlim ve teknolojiyi hikmetten, gücü adaletten, ilerlemeyi ahlâktan ayırmayan bir gelecek inşa etmeyi nasip et.
Muhammed'in ﷺ getirdiği hakikatin eserlerini zamanın tahribatından muhafaza eyle. Bizleri de o hakikati sadece muhafaza eden değil, güzel yaşayarak gelecek nesillere aktaran kullarından eyle.
Rabbimiz! Dünyayı zulmün, haksızlığın, bencilliğin ve israfın izleriyle değil; iman, adalet, şefkat, hikmet ve güzel ahlâkın eserleriyle süsle.
Bize öyle bir kulluk nasip et ki ibadetimiz Senin huzurunda bir tesbih, ahlâkımız Habîbinin ﷺ sünnetine bir şehadet, insanlara hizmetimiz dinimizin güzelliğine bir delil ve hayatımız gelecek nesillere bırakılmış bir emanet olsun.
Allah'ım! Ey Hafîz, ey Adl, ey Muhsin, ey Cemîl, ey Bedî'! Dünyayı iman nuruyla, güzel ahlâkla, şeriatın adaletiyle ve Peygamberin Muhammed'in ﷺ rahmetiyle güzelleştir. Onun ﷺ dininin eserlerini kıyamet gününe kadar dünyada muhafaza et. Bizi bu emaneti taşıyanlardan eyle; onu nefislerimizde yaşatmayı, onunla ahlâkımızı güzelleştirmeyi ve nurunu bizden sonraki nesillere aktarmayı nasip et. Âmin.
رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا وَفَهْمًا وَحِكْمَةً، وَاجْعَلْ هٰذَا الْعِلْمَ نُورًا وَإِخْلَاصًا وَنَفْعًا.
"Rabbim! İlmimi, anlayışımı ve hikmetimi artır. Bu ilmi benim için bir nur, ihlâs vesilesi ve insanlığa faydalı bir hizmet eyle."
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." Bakara Sûresi, 2:32.
DİPNOT:
سُبْحَانَكَ يَا مَنْ تُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ الدُّنْيَا بِآثَارِ شَرِيعَةِ مُحَمَّدٍ عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ.
اللَّهُمَّ فَزَيِّنِ الدُّنْيَا بِآثَارِ دِيَانَةِ مُحَمَّدٍ عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامِ.
“Sübhânsın! Ey öyle bir Zât ki, dünya Muhammed'in ﷺ şeriatının eserleriyle Senin hamdinle Seni tesbih eder.
Allah'ım! Öyleyse dünyayı Muhammed'in ﷺ dininin eserleriyle kıyamet gününe kadar süsle.”
Bu cümle önceki bölümün “tesbihin asırlar ve nesiller boyunca devam etmesi” fikrini bir adım daha ileri taşıyor. Burada artık yalnızca Hz. Peygamber'in ﷺ tesbihinin yankısının devamı değil, onun şeriat ve dininin dünya üzerindeki izlerinin kıyamete kadar devam etmesi dua ediliyor. Burada dikkat çekici bir dönüşüm var.
Tesbih → şeriat → dünya hayatı → medeniyet → gelecek.
Yani tesbih yalnız dilde kalan bir zikir değildir; hayata, ahlâka ve topluma yansıyan bir hakikat hâline geliyor.
Bu cümlenin en doğrudan bağlantılarından biri:
وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ
“Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.”(Enbiyâ, 107)
Buradaki:
دِيَانَةِ مُحَمَّدٍ ifadesi, Hz. Peygamber'in ﷺ getirdiği dinin rahmet boyutuyla birlikte okunabilir.Bir diğer önemli âyet:
إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْإِحْسَانِ
“Şüphesiz Allah adaleti ve ihsanı emreder.” (Nahl, 90)
Dolayısıyla dinin dünyadaki “eserleri” denildiğinde yalnız ibadetler değil adalet + ihsan + merhamet + emanet + ahlâk
gibi toplumsal değerler de düşünülebilir. Ayrıca:
لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ
“Allah'ın Resûlünde sizin için güzel bir örnek vardır.” (Ahzâb, 21) âyeti, dinin dünyadaki en güzel tezahürünün yaşanmış bir örnek olarak Hz. Peygamber'in ﷺ hayatında görünmesini açıklar.
Bu cümle, Risale-i Nur'daki nübüvvet–şeriat–insanlık–medeniyet ilişkisi açısından oldukça önemlidir. Bediüzzaman'ın yaklaşımında Hz. Muhammed ﷺ sadece iman esaslarını bildiren bir peygamber değildir; aynı zamanda; insanlığın ahlâkını,
toplumsal hayatını, adalet anlayışını, ibadet hayatını,
kardeşlik bağlarını dönüştüren bir rehberdir. Özellikle 19. Söz / 19. Mektup bağlamında Hz. Peygamber'in ﷺ risaletinin insanlık üzerindeki tesiri düşünüldüğünde, burada geçen
آثَارِ شَرِيعَةِ مُحَمَّدٍ ifadesi daha geniş anlam kazanır. Risale-i Nur'un genel yaklaşımıyla söyleyecek olursak Nübüvvet, insanın yalnız kalbini değil; aklını, ahlâkını ve sosyal hayatını da düzenleyen bir rehberliktir. Hz. Peygamber'in ﷺ getirdiği dinin hayatın içine taşınmasını istemektir. Yani:
Münâcât → ahlâk → amel → toplum → medeniyet
arasında bir bağ kuruluyor.
Bu sebeple şeriatın eserleri, kulluktan medeniyete uzanan bir etki alanı oluşturur. Dinin gayesinin dünyadan kopmak olmadığını göstermektir. Aksine din; dünyayı anlamlandırır, güzelleştirir ve insan hayatını düzenler. “Dünyayı süsle” duası bu açıdan çok anlamlıdır. Buradaki süs, yalnız maddî güzellik değildir. Asıl süs,
iman + ahlâk + adalet + merhamet + hikmet + insan onuru ile ortaya çıkan güzelliktir.
Hazırlayan: Nuran Şahin