Selçuk Gültaşlı'nın haberi:
AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış karara sert tepki gösterirken, konuyu yakından takip eden uzmanlar da ABAD’ın siyasi bir karar verdiğini savunuyor. 2007’de, 14 yaşındayken, Almanya’da yaşayan ailesini ziyaret etmek için vize talebinde bulunan fakat talebi reddedilen Mersinli Leyla Ecem Demirkan’ın açtığı davayı karara bağlayan Lüksemburg merkezli ABAD, hizmet sunan Türk vatandaşlarına tanınan vize muafiyetinin turistler ve tedavi olmak isteyen hastalar gibi hizmet almak isteyenleri kapsamadığını kararlaştırdı. ABAD, 9 Şubat 2009’da aldığı bir başka kararda, Türk vatandaşlarına hizmet sunumu için AB üyesi ülkelere girişlerinde vize şartı getirilemeyeceğine hükmetmişti. TIR şoförleri Mehmet Soysal ve İbrahim Savatlı’nın yine Almanya aleyhine açtığı dava kararında, Türkiye ve Avrupa Ekonomik Topluluğu arasında imzalanan 23 Kasım 1970 tarihli Katma Protokol’ün 41’inci maddesinin, yürürlüğe girdiği tarihte vize yükümlülüğü bulunmaması nedeniyle, “Türkiye’de kurulu şirketlerde çalışan Türk vatandaşlarına, hizmet sunumu için AB üyesi ülkelere girişlerinde vize şartı getirilemeyeceği şeklinde yorumlanması gerektiği” kararlaştırılmıştı. AB müktesebatında, turistler, tedavi olmak isteyen hastalar ve akraba ziyaretleri gibi potansiyel ya da fiilî hizmet alımını ilgilendiren gruplar ve faaliyetler, hizmet sunumu özgürlüğü kapsamına giriyor.
Kararı “adaletsiz” olarak değerlendiren Bağış, hükmün verilmesinde hukuki mülahazalardan çok siyasi mülahazaların etkili olduğunu belirtti. “AB hukuku önyargılara ve gündelik siyasi hesaplara kurban edilmiştir.” diyen Bağış, kararın AB ile yürütülen vize muafiyeti süreciyle de çeliştiğini vurguladı. AB Bakanı, “Zira Türkiye ile vize muafiyeti sürecinin başlatılması konusunda görüş birliğine varan ve Türkiye’nin bir an önce geri kabul anlaşmasını imzalayarak süreçte ilerleme kaydetmemizi isteyen üye devletlerin bu davaya müdahil olarak olumsuz görüş bildirmeleri ve divan’ı baskı altına almaları tarafımızca not edilmiştir.” dedi.
Zaman