Vefatının 10. Yılında Ahmet Kabaklı

Bir neslin yetişmesinde çok büyük katkıları olan bir isim Ahmet Kabaklı. Yaşadığı dönemin milliyetçi-muhafazakâr milli ve manevi değerlerin bekası için verdiği mücadele yanında hal ve tavrıyla gençlere yol gösteren bir önderdi, ağabeydi.

Bir neslin yetişmesinde çok büyük katkıları olan bir isim Ahmet Kabaklı. Yaşadığı dönemin milliyetçi-muhafazakâr gençlerine milli ve manevi değerlerin bekası için verdiği mücadele yanında hal ve tavrıyla yol gösteren bir önderdi, ağabeydi.

Kabaklı Hoca, milletimizin kültürüne, tarihine ve tarihi şahsiyetlerine, diline, dinine hainane bir anlayışla saldıranlara, iftira atıp hakaret edenlere, yazılarında, sohbet ve konferanslarında daima gerçekleri ifade ederek karşı çıkan bir kimliğe ve kişiliğe sahipti.

O, Tanzimat sonrası başlayan, Meşrutiyetle süren ve Cumhuriyetle zirveye çıkan kültür buhranına karşı, yeni nesli uyaran yazılar kaleme aldı.

Günümüzde küreselleşmenin getirdiği kültürel alandaki olumsuzluklara 1980 öncesi işaret eden Kabaklı, bu alanda yaptığı çalışmaları, "Kültür Emperyalizmi" adı altında kitaplaştırarak, insanımızın istifadesine sundu.

MİLLETİMİZİN DEĞERLERİNE SAHİP ÇIKTI

Özellikle 1930 yıllarda başlayan ve belli kesim tarafından "Güneş Dil Teorisi" adı altında, Türkçemize yapılan haksız, mesnetsiz, bir o kadar da insafsız saldırılara karşı, bir Alperen anlayışı ile "Yaşayan Türkçe" için amansız ve yılmaz bir şekilde mücadele etti.

Yine o yıllarda devletin, pozitivist bir anlayışla, dini insan hayatının dışına itme; İslamiyet'e ve şanlı Peygamberimize yönelik, özellikle ders kitaplarında yer alan iftira ve saldırılara karşı, yazılarında karşı çıkmış; samimi bir mü'min ve dava adamıdır.

O, Tercüman ve Türkiye Gazeteleri'nde Alperen ahlaklı (O, Alperen ahlakını, "Şanlı" Peygamberimizin ahlakı olarak tarif eder) bir üslupla demokrasiyi, evrensel insan hak ve özgürlüklerini, hukukun üstünlüğünü hep savundu.

Milliyetçi muhafazakâr ve Türkçü bir anlayışa sahipti. Ancak, komünizme olduğu kadar, ırkçılığa, Nazizm'e, Faşizm'e ve her türlü totaliter sistemlere, yönetim anlayışlarına karşıydı.

Mensup olmaktan şeref duyduğu Türk milletine, milletinin tarihine, kültürüne, inancına, daima hürmetle sahip çıktı ve bu tavrını kendi yaşantısında gösteren bir insan olarak yaşadı.

Kendi tarihinden, kültüründen koparılmış bir milletin, millet olma özelliğini kaybedeceği düşüncesindeydi. Bunu her fırsatta dile getirdi ve bundan dolayı milliyetçi düşüncelerin yayılmasına ve bu konuda yapılacak faaliyetlerin artmasına çaba sarf ederek, destek verdi.

ALPEREN AHLAKLI BİR NESİL İSTİYORDU

Kurucusu bulunduğu milli kuruluşlarda, bir sevgi halesi ve kendine has etkileyici tavırlarıyla, samimi, kararlı, istikametini hiç bozmayan bir fikir adamı duruşuyla, daima insanları etrafında topladı.

Sevilen, saygı duyulan, sohbeti ve yazıları merakla takip edilen biriydi. Kurduğu Türk Edebiyatı Cemiyeti, Dergisi ve Vakfı ile bu milletin binlerce yıllık geçmişini, çağdaş üslup ve Alperen anlayışı ile gelecek nesillere aktarmak ve bu anlamda yeni nesillerin yetişmesine vesile olmak, onun esas meşgul olduğu konuydu.

Alperenlik Kabaklı hocanın dünyasında çok önemli bir yere sahiptir ve bir eserinin adı da "Alperen"dir. Bir başka ifadeyle, Akif'in "Asım'ın Nesli", Bediüzzaman'ın "Nesl-i Cedid" ve Necip Fazıl'ın "Büyük Doğu Nesli" şeklinde ifadelerini bulan arayışları, O "Alperen Nesli" adı altında sürdürdü.

O, bu yeni nesli "20. yüzyılın materyalist bilim anlayışını dışlayan, ancak dünyadaki ilimi, teknolojik ve insani gelişmeleri yakından takip eden, milleti için lüzumlu gördüğünü benimseyen ilim, irfan ve ahlak sahibi" 'Alperenler' olarak tarif etmiş ve bu neslin yetişmesi için bir ömür boyu yılmadan yorulmadan caba sarf etti.

EDEBİYAT HAYATINDA ÖNEMLİ İDİ

Bu bakımdan, Cumhuriyet dönemi kültür temsilcilerimiz içinde en önemli, önder ve Bayrak isimlerinden biridir. Balkanlardan Orta Asya'ya uzanan coğrafyada yaşamakta olan insanımızla gönül bağı kurmayı; onların üzüntü ve kaygılarını kendi üzüntü ve kaygısı bilerek, bunu yazılarında, sohbetlerinde dile getirerek, etrafıyla paylaşarak sürdürmeyi kendine prensip edinmişti.

Özelikle çıkarmış olduğu Türk Edebiyatı Dergisi ile Türk Dünyası'nı kucakladı. Türk Dünyasının bilinen ve tanınan isimlerin çalışmalarına dergide yer verdi.

Kabaklı Hoca, bir millet kendi varlığını hem bugüne, hem de geleceğe "Edebiyatla" anlatabilir anlayışına sahip bir insandı. Bu anlayış ve inancının bir gereği olarak, 5 ciltlik "Türk Edebiyatı" adlı eseri hazırladı. Yaptığı bu çalışmayla, mensubu olduğu Türk Milletinin edebiyatının dününü bugüne, bugününü yarına taşıyan en önemli isimdir.

TOPLUMUMUZUN ORTAK PAYDASIYDI

Kabaklı Hocaya, 55 Kurum ve Kuruluşun ortak kararıyla, "Şeyhülmuharirin (Yazarların Şeyhi)", unvanı verilmesi, bir bakıma O'nun büyüklüğünün ve toplumun adeta "ortak paydası" olarak tescili anlamını taşır.

O, fikir ve eylem adamı olarak yaptıklarıyla, gelecek nesillerin istifadesine sunduğu onlarca eseriyle daima hayırla yad edilecek, sık sık hatırlanacak ve yeni nesiller tarafından örnek alınacak bir insandır. Tarihe baktığımızda, milletleri Kabaklı Hoca gibi örnek şahsiyetlerin geleceğe taşıdıklarını görüyoruz.

Bütün bu ifadelerden sonra, şimdi geçmişe dönüp baktığımda, ömrünün son yıllarında o kadar bir arada bulunmamıza rağmen, gazeteciliğin günlük koşturmacısı içerisinde, merhum Kabaklı Hocadan yeterince istifade edemediğimizi üzülerek belirtmek durumundayım.

Bugün milliyetçi-muhafazakâr camiada, yazılı ve görsel medyada böyle bir şahsiyetin ve kalemin eksikliği her açıdan hissedilmektedir.

Böylesi şahsiyetleri dönemin şartları yetiştiriyor. Yetiştiği döneme baktığımızda; Cumhuriyetin ilk yılları. Türkiye için hayli zor ve kıyasıya fikri kavgalarının en çetin dönemlerinin yaşandığı yıllar.

Vefatının 10. Yılında Kabaklı Hocamızı rahmetle andık. Bu münasebetle düzenlenen, gerek Türk Edebiyatı Vakıf Binasının açılışında Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın teşrif ve ifadeleriyle, gerekse İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü desteği ile CRR'de düzenlenen anma toplantısında dile getirilenler, Hocayı sevenlerini ziyadesi ile memnun ettiğini bizzat müşahede edenlerdenim.

Konuştuğum Milliyetçi camianın önde gelen isimleri, Başbakanın yaptığı konuşmadan duydukları memnuniyeti hassaten dile getirdiler.

ADI OKULA YENİDEN VERİLMELİ

Ancak, Kabaklı Hoca'nın sevenleri, İstanbul'da isminin silindiği okulda, Ahmet Kabaklı adının yeniden yaşatılmasını Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'dan beklemektedir. Öte yandan, eserlerinin yeni baştan yayınlanması ve milletin istifadesine sunulması hususunda da, Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'ın gereken ilgiyi göstereceğini umuyorum.

Ahmet Kabaklı adının verildiği tarihi Çapa Öğretmen Okulu'ndan (bugün Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi) bu adı kaldıranlar, çok ciddi bir yanlış yapmışlardır. Bu yanlış, öyle inanıyor ve ümit ediyoruz ki, yeniden restore edilen İstanbul Sultanahmet Divanyolu Caddesi'ndeki Türk Edebiyatı Vakfı binasının açılış törenine katılan Başbakan Erdoğan tarafından düzeltilecek ve bu konuda üzerine düşeni yapacaktır.

Kabaklı Hoca'nın ismini oradan kaldırtan Milli Eğitim Bakanı'nın kim olduğu bugün hatırlanmıyor. Ancak O, milletin gönlünde yaşamaya devam ediyor.

Hüseyin Sarıkoç (Araştırmacı-Yazar) - Yeni Şafak

Güncel Haberleri