Validen mültecilere örnek uygulama

Mülteciler ikamet ettikleri yerde yerel yönetimlere bağımlılar. Birçok ilde zor durumdaki mültecilerin ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda sıkıntılar var. Niğde'de ise bu konuda tam tersi bir tablo var. Bunda Vali Alim Arlı'nın payı büyük

Recep Korkut'un haberi

Evrensel Bildirge'ye göre temel insan hakları, insan onuru kavramıyla ilişkisi içinde anlaşılması gereken, bölünmez, devredilmez ve vazgeçilmez nitelikteki haklardır. Günümüzün modern dünyasında insan onuruna en uygun olmayan koşullarda yaşayan toplulukların başında da kuşkusuz mülteciler gelmektedir. Ve mülteciler dünyanın en kalabalık topluluklarından biri olmaya başladı.

Öte yandan Nafiz Tok'un da belirttiği gibi göç etme gibi radikal bir karar keyfi verilmez ve kaçak göçmen, sığınmacı veya mülteci ne derseniz deyin, bu insanlar asla nedensiz yere ülkelerinden ayrılan insanlar değil. Bu insanlar modern bir yaşam umuduyla vatanlarını terk edenler de değil. Savaşlar, zulümler, silahlı grupların, çetelerin saldırıları vatanlarından koparıyor bu insanları. Ayrıca şu bir realitedir ki, bu insanların gittikleri ülkelerde yaşam dedikleri şey modern kölelik düzeninden başka bir şey değil.

TÜRKİYE DE UMUT ROTASI ÜZERİNDE

Türkiye olarak biz de mülteciliğe hiç de yabancı değiliz. Türkiye umudun, kaçışın, sığınmanın ve başka yere yerleşme çabasının oluşturduğu insan hareketlerinin göbeğinde olan bir ülke.

Türkiye bulunduğu coğrafyanın etkileri, komşu ülkelerin sorunlu yapılar ihtiva etmesi ve dünyanın en yoğun göç rotasında 'transit' bir konumda bulunması nedeniyle yoğun bir göç sirkülasyonuna uğramış ve sığınma açısında da odak bir ülke olmuştur. Örneğin 1988 yılındaki İran-Irak Savaşı'nda 51,542 kişi, 1992-1997 yılları arasında eski Yugoslavya'daki iç savaş ve bölünme ve Bosna-Hersek olaylarında 20 bin kişi, 1989 yılı Mayıs-Ağustos ayları arasında Bulgaristan'dan sınır dışı edilen 311 bin civarında ve ayrıca vizeli olmak üzere 34 bin olmak üzere toplam 354 bin kişi, 2 Ağustos 1990 ila 2 Nisan 1991 tarihleri arasında Körfez Krizi ve Savaşı'ndan önce 7,489 sonrasında 460 bin kişi, 1999 yılında Kosova'da meydana gelen olaylar sonrasında 17,746 kişi, ülkelerinden sürgün edilerek geniş bir coğrafyaya dağılan Ahıska Türklerinden Türkiye'ye yerleşmek üzere 32,577 kişi olmak üzere, 1980 sonrası dönemde dahi 1 milyona yakın kişi Türkiye'ye sığınmıştır.

Bunlar dışında bugün Türkiye'de 18 bine yakın "geçici sığınmacı" bulunmaktadır. Irak, İran ve Afrikalıların başını çektiği, 50 ülkeden 143 farklı etnik gruba mensup bu sığınmacılar, Türkiye'nin 48 iline dağılmış durumda. Türkiye bu mültecilerin hemen hepsi için bir geçiş ülkesi adeta bir köprü. Çünkü 1951 Cenevre Sözleşmesi'ne taraf olurken Türkiye, koyduğu coğrafi çekince uyarınca sadece Avrupa'dan gelenleri mülteci olarak tanıyor. Avrupalı olmayanları 'geçici sığınmacı' kategorisinde değerlendirip Birleşmiş Milletlerle işbirliği içerisinde "üçüncü ülke" yerleştirme işlemine tâbi tutuyor.

NİĞDE VALİSİ ÂLİM BARUT'A TEŞEKKÜRLER

Türkiye'de mültecilere yönelik yardım ve destekler konusunda ise hukuki anlamdaki eksiklikler nedeniyle parçalı bir yapı var. Bu nedenle kamu kurumları, mültecilere yardım noktasında yetersiz bir işlev gösterebilmektedir. Bunun yanında Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği de mültecilere yönelik yardım imkânını sunamamaktadır. Bu anlamda mülteciler ikamet ettikleri şehirlerde valilik ve belediye gibi yerel yönetimlere bağımlılar. Zor durumdaki mültecilerin yardım gereksinimleri pekçok yerde etkili ve verimli olamamaktadır. Ayrıca uygulama birliği sağlanamamış durumda ve ilden ile farklılıklar görülebiliyor. Bu açıdan mülteciler ve yerel yönetimler açısından örnek uygulamaların olduğu Niğde'ye değinmek gerek: Niğde'de, valiliğin mültecilere yönelik sosyal yardımlarının, sağlık ve eğitimdeki durumların düzenli olması ile son olarak kullanılmayan bir sağlık ocağının "sivil toplum-devlet işbirliği"ne örnek bir uygulamayla mültecilerin barınması için kamp haline getirilmesi gibi uygulamalarla mülteciler açısından bize yakışır bir tablo var. Bu minvalde Niğde Valisi Âlim Barut'a Habermas'ın tabiriyle 'dünya iç politikasının' temel meselelerinden birisi olan bu meseleye yönelik ilgisinden ve Niğde'deki mültecilerin durumlarının insan onuruna yakışır konuma getirilmesine yönelik desteklerinden ötürü alanda çalışan biri olarak içten teşekkürler ediyorum.

Mültecilik insanoğlunun 'iç' meselesi ve çözüm için 'içine' bakması yeterli. Çünkü kendimizi başkasının yerine koyarak, onun acı ve mutluluklarını paylaşmanın köklerinin binlerce yıllık geçmişi var. Bitirirken bir realiteyi ifade etmek gerekir ki; göç çağının kalıcı olacağını ummak için elimizde yeterli nedenler mevcut. Kuzey ve Güney arasındaki artan eşitsizlik muhtemelen artan sayıda insanı daha iyi yaşam şartlarına ulaşmak adına göç etmeye zorlayacaktır; siyasal, ekolojik, demografik sıkıntılar birçok insanı kendi ülkeleri dışında mülteci olmaya zorlayacaktır; farklı bölgelerde artmakta olan etnik ve siyasal çatışmalar gelecekte kitlesel kaçışları da beraberinde getirecektir; ve hükümetlerin niyeti bu olsun ya da olmasın, yeni ticaret bölgelerinin oluşturulması doğal bir biçimde emek hareketlerine mahal verecektir. Türkiye olarak biz de mülteci mevzuunun tam ortasında yer alan bir ülke olmaya devam edeceğiz.

* Sosyal Çalışmacı, Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği
Yeni Şafak

Güncel Haberleri