“Bilim ve Hizmet Ödülleri 2026” töreni Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.
Bilim ile hikmeti buluşturan çalışmaları teşvik etmek ve Risale-i Nur alanında emek veren isimleri onurlandırmak amacıyla düzenlenen bu ilk törende, ödüller sahiplerine takdim edildi.
Program, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Ardından, Bediüzzaman Said Nursi’nin hayatını ve ilmi mücadelesini konu alan kısa film gösterimi gerçekleştirildi.
PROF. DR. NEVZAT TARHAN: “BU KEZ FARKLI BİR ŞEY YAPALIM İSTEDİK”
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, açılışta yaptığı konuşmada, üniversitenin kuruluşundan bu yana her yıl mart ayında düzenlenen Bediüzzaman’ı Anma ve Anlama Günü programlarının bu yıl farklı bir içerikle ele alındığını söyledi.
Prof. Dr. Tarhan, “Bu tür anma ve anlama programları artık çok yaygınlaştı. Biz de bu kez farklı bir şey yapalım istedik. Bu hizmetin oluşmasında emeği olan, görünen ve görünmeyen tüm emektarları hatırlamak ve tarihe not düşmek amacıyla böyle bir program düzenledik” dedi.
Said Nursi’nin, din ilimleri ile fen bilimlerini bir araya getiren yaklaşımına işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Yeni nesiller, çeşitli toplumsal ön yargılar nedeniyle bu düşünceyi yeterince tanımıyor.” dedi.
Prof. Dr. Tarhan, Risale-i Nur külliyatına uluslararası düzeyde artan ilgiyi de örneklerle anlatarak, “Geçtiğimiz günlerde Endonezya’daydım. Orada Risale-i Nur’a çok ciddi bir ihtiyaç ve yoğun bir ilgi var. İnsanlar dinî bilgileri öğreniyor ancak ibadetlerin nedenlerini açıklamakta zorlanıyor. Risale-i Nur hareketi, ilm-i kelamı lise seviyesine indirerek bu sorulara cevap verebilen bir yaklaşım sunuyor.” ifadelerini kullandı.
“KAHRAMANMARAŞ’TA 9 GENÇ ÖLDÜRÜLDÜ. HEPİMİZİN İÇİ SIZLADI”
Güncel toplumsal olaylara da değinen Prof. Dr. Tarhan, “Kahramanmaraş’ta 9 genç öldürüldü. Hepimizin içi sızladı. Bediüzzaman bu konuyla ilgili bu zamanda yaşasaydı ne derdi? ‘Terbiye-i İslamiye’yi eğer çocuklarınıza öğretmezseniz onlar ileride küçük birer canavar olur.’ diyor. Sadece tevhidi, imanı anlatmıyor, hayata da nasıl davranılacağını anlatıyor. Çocuklara sadece inanç değil; iyi-kötü, doğru-yanlış ve özgürlük-sorumluluk dengesi de öğretilmeli.” değerlendirmesinde bulundu.
EN ÖNEMLİ EKSİKLİKLERDEN BİRİ ‘HESAP VERME DUYGUSU’
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, çocuk ve gençlerin değerler eğitimi bağlamında en önemli eksikliklerden birinin “hesap verme duygusu” olduğunu vurgulayarak, modern toplumda artan sekülerleşmenin bu durumu derinleştirdiğini söyledi.
Çağın iki temel sorununun Said Nursi tarafından da işaret edildiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Bu çağın iki önemli hastalığı var: Biri egoizm, yani enaniyet; diğeri ise dünyevilik, yani sekülerizm. Burada kastettiğim sekülerizm felsefi anlamda dünyacılıktır.” dedi.
ÇOCUKLARIN “EVİN LİDERİ” GİBİ YETİŞTİRİLMESİ İLERLEYEN YAŞLARDA CİDDİ SORUNLARA YOL AÇABİLİYOR
Aile içi tutumların çocukların kişilik gelişiminde belirleyici olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, özellikle çocukların “evin lideri” gibi yetiştirilmesinin ilerleyen yaşlarda ciddi sorunlara yol açabildiğini ifade etti. Prof. Dr. Tarhan, “Bir Hadiste ‘Ahir zamanda çocuklar evin efendisi olacak’ diyor. Çocuğu aşırı ilgi ve sınırsız hoşgörüyle büyütüp her istediğini yaptığınızda, çocuk kendisini dünyanın merkezi olarak algılıyor. 10-11 yaşına kadar bu durum fark edilmeyebilir. Ancak ergenlikle birlikte sosyal çevre devreye girince çocuk ilk kez ‘hayır’ ile karşılaşıyor. Bu durumda bunu haksızlık olarak algılıyor ve öfke birikimi oluşuyor” ifadesinde bulundu.
Bu tür yetiştirme tarzının narsistik eğilimleri beslediğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Narsisizm, egoizmin kişilik haline gelmiş şeklidir. Böyle bir çocuk ‘Ben özelim, benim dediğim olmalı’ düşüncesiyle hareket eder. Beklentileri karşılanmadığında ise çevresini düşman olarak görmeye başlar.” dedi.
TOPLUMSAL ŞİDDET OLAYLARININ ARKA PLANI
Toplumsal şiddet olaylarının arka planında da benzer dinamiklerin görülebildiğine işaret eden Prof. Dr. Tarhan, 2014 yılında ABD’de yaşanan ve Elliot Rodger’ın altı kişiyi öldürdüğü saldırıyı örnek göstererek, bu olayın "incel" diye bir hareket başlattığını ifade etti.
Prof. Dr. Tarhan, çocukların sağlıklı bireyler olarak yetişmesi için sadece akademik ya da davranışsal eğitimlerin yeterli olmadığını belirterek, “Eğer çocuklarımızın elinden silahı almak istiyorsak, onlara hesap verme duygusunu öğretmemiz gerekiyor. Ölüm, ahiret ve yaptıklarının karşılığını verme bilinci kazandırılmalı. Bir insanı koruyan yalnızca iyi niyeti ya da vatanseverliği değil; hesap verebilirlik bilincidir.”
ÇOCUĞA BAŞKASININ HAKKINI GÖZETME ÖĞRETİLMELİ
Dinî ve ahlaki kavramların bu noktada önemli bir çerçeve sunduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “İslam düşüncesinde ‘din günü’ olarak ifade edilen kavram, aslında hesap günü anlamına gelir. Bu dünyada amel var, hesap yok; ölümden sonra ise amel yok, hesap vardır. Bu bilinç kazandırılmazsa çocuk empati geliştiremez, başkasının hakkını gözetmeyi öğrenemez. Kul hakkını öğrenemez.” dedi.
Erdem temelli ahlak eğitiminin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, bu eğitimin bilimsel yöntemlerle desteklenmesi gerektiğini belirterek, “Çocuklara yalnızca kurallar değil, erdem ahlakı kazandırılmalı. Bu da bilimsel metodolojiyle ele alınmalı” ifadelerini kullandı.
"İMAM-I GAZALİ’Yİ BU ZAMANA GETİRDİ"
Bediüzzaman’ın eserlerinde gelenekseli tekrar etmek yerine, temel esasları koruyarak tamamen yeni bir bakış açısı geliştirdiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, şu ifadeleri kullandı:
"Bediüzzaman eserlerinde şunu görüyoruz; dini almış, yani sanki İmam-ı Gazali’nin zamanına gidip sorulara cevap vermemiş. İmam-ı Gazali’yi bu zamana getirmiş, 'bu zamanda olsa nasıl cevap verirdi' düşünerek cevap vermiş. Yani İmam-ı Gazali Hazretlerine şerh yazmakla vakit geçirmemiş. Yeni baştan almış, esasatı koruyarak İslamiyet’le ilgili tamamen 6000 sayfayı hiç benzeri olmayan başka eserlerde yeni bir bakış açısıyla bu çağın idrakine göre sunmuş."
“200 SENELİK YÖNTEMLER, BUGÜNÜN GENCİNDE İŞE YARAMIYOR”
Toplumdaki yanlış din algısına ve kültürel baskılara değinen Prof. Dr. Tarhan, "Bir Amerikalı mühtedi olan William Chittick, 'Türkiye’de bakıyorum insanlar Allah’a değil dine tapıyor' demişti. Çok ağır bir söz ama şunu kastediyor: Biz geleneği din zannediyoruz. Mezopotamya’nın baskı kültürünü İslami öğreti kabul etmişiz. Oysa Nebevi ahlakta, Resulullah’ın hayatında ses tonunu yükseltmek bile yok. 200 sene önce işe yarayan yöntemler, bugünün gencinde işe yaramıyor." ifadesinde bulundu.
YAPAY ZEKA DÜNYANIN KILCAL DAMARLARINA ULAŞMAMIZI SAĞLAYACAK
Gelecek vizyonunda teknolojinin rolüne vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, "Bu çağın insanlarına ulaşmak için yapay zekayı kullanmamız gerekiyor. Yapay zeka, eğer amacımıza uygun kullanırsak, bizim dünyanın bütün kılcal damarlarına ulaşma avantajı sağlayacak. Herkesin 'Bana ne vazife düşüyor, bu hakikatleri kaç yeni kişiye anlatabiliyorum' motivasyonuyla hareket etmesinde fayda var." şeklinde konuştu.
PROF. DR. MEHMET ZELKA: “BEDİÜZZAMAN ‘BEN EKMEKSİZ YAŞARIM FAKAT HÜRRİYETSİZ YAŞAYAMAM.’ DERDİ”
RİNAP Başkanı Prof. Dr. Mehmet Zelka da açılışta yaptığı konuşmada, içinde bulunulan çağın teknolojik gelişimine rağmen derin adaletsizlikler barındırdığını belirterek, Bediüzzaman’ın hürriyet vurgusuna değindi ve Said Nursi’nin ‘Ben ekmeksiz yaşarım fakat hürriyetsiz yaşayamam.’ dediğini hatırlattı.
Prof. Dr. Zelka, Bediüzzaman’ın İslam dünyasına ve Asya toplumlarına yönelik yaptığı "uyanış" çağrısının evrensel bir nitelik taşıdığını ifade ederek, "Bizim düşmanımız cehalet, zaruret ve ihtilaftır. Bunlara karşı ilim, marifet ve ittifak silahlarıyla cihat edeceğiz." dediğini de söyledi.
Programın amacının bir vefa örneği sergilemek olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Zelka, "Bugün burada ödüllendirdiğimiz değerli isimler, bu hakikatlerin yaşayan temsilcileri olmuşlardır. Onlar cehalete karşı ilmi, zarurete karşı dayanışmayı, ihtilafa karşı ittifakı esas alarak sessiz fakat tesirli bir hizmet yürütmüşlerdir. Onlara şükranlarımızı sunmak ve bir vefa örneği sergilemek üzere toplanmış bulunuyoruz." dedi.
“9 ÖDÜL BİR BAŞLANGIÇTIR; LAYIK OLAN PEK ÇOK BÜYÜĞÜMÜZ VAR"
Törende takdim edilen ödüllerin sembolik birer vefa borcu olduğunu belirten Prof. Dr. Zelka, "Bugün burada dokuz ödül takdim ediliyor fakat takdim edilmesi gereken ödüllerin sayısı kesinlikle bu rakamla sınırlı değil. Gelecek dönemlerde de bu takdimler devam edecek. Bugün dokuz ödülden dördünü 'Özel Hizmet Ödülü', beş tanesini de 'Bilim Ödülü' olarak takdim ediyoruz. Biliyoruz ki bu ödüllere layık, merhum ve hayatta olan pek çok büyüğümüz mevcuttur." şeklinde konuştu.
BİLİM VE HİZMET ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU
Törende, Risale-i Nur’un anlaşılması, araştırılması ve topluma ulaştırılmasına katkı sağlayan isimlere ödüller takdim edildi.
RİNAP Özel Hizmet Ödülü, Risale-i Nur davalarında gösterdiği katkılar dolayısıyla Av. Gültekin Sarıgül’e verildi.
RİNAP Bilim Ödülü ise, yaptığı araştırmalar ve belge çalışmalarıyla tanınan Necmettin Şahiner’e takdim edildi.
Hizmet ödülü alan bir diğer isim, Risale-i Nur’un tanıtımına katkıları nedeniyle Fevzi Allahverdi oldu.
Bilimsel çalışmaları ve eserleriyle öne çıkan Prof. Dr. Ahmet Akgündüz de RİNAP Bilim Ödülü’ne layık görüldü.
Akademik çalışmalarıyla katkı sunan Dr. Öğr. Üyesi Abdülvehap Erin de ödül alan isimler arasında yer aldı.
Törende bazı ödüller sahiplerinin katılamaması nedeniyle vekâleten takdim edildi.
RİNAP Özel Hizmet Ödülü, Abdulvahit Mutkan adına temsilcisine verilirken, Arapçaya tercüme çalışmalarıyla öne çıkan İhsan Kasım Salihi adına ödülü oğlu aldı ve gönderdiği video mesaj izletildi. Ayrıca, Şerafettin Kartal adına ödül vekâleten takdim edilirken, Risale-i Nur’u İngilizceye kazandıran Şükran Vahide de bilim ödülüne layık görülen isimler arasında yer aldı.
PROGRAM FOTOĞRAF ÇEKİMİYLE SONA ERDİ
Yoğun katılımla gerçekleşen tören, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi. Etkinlikte, “marifet iltifata tabidir” anlayışıyla ilim ve hizmet ehline vefa gösterilirken, Risale-i Nur çalışmalarının akademik ve toplumsal alandaki etkisinin artırılmasının hedeflendiği vurgulandı.
Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)