'Tutuklanacaklar' listesindeki gazetecilerden suç duyurusu

Balyoz'a en büyük tepki, darbe planında 'tutuklanacak gazeteciler' olarak fişlenen isimlerden geldi.

Listede adı geçen 35 gazeteciden 28'i, planı hazırlayanlar hakkında Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'nde suç duyurusunda bulundu. "Darbelere dur demek" için bir araya gelen gazeteciler, şikâyet dilekçelerini savcılığa vermeden önce basın toplantısı düzenledi. 'Tutuklanacak gazeteciler' adına yapılan açıklamayı okuyan Sabah Gazetesi yazarı Nazlı Ilıcak, Türkiye'nin uzun yıllardan beri askerî darbelere maruz kalan bir ülke olduğunu söyledi. 'Harp oyunu' hazırlıklarının ardına gizlenen yeni bir darbe planı ile karşı karşıya olunduğunu belirten Ilıcak, planda, gazetecilerin de 'tutuklanacaklar' ve 'faydalanılacaklar' diye tasnif edildiğine dikkat çekti: "137 meslektaşımızın boynuna 'işbirlikçi' yaftasının asılmasını kınıyoruz. Özellikle Parlamento'daki partileri harekete geçmeye davet ediyoruz."
"Darbelere dur" demek için bir araya gelen gazeteciler, şikâyet dilekçelerini savcılığa ulaştırmadan önce Grand Cevahir Otel'de basın toplantısı düzenledi. "Andıç bir daha asla", "Balyoz bir daha asla", "İpekçi, Mumcu, Dink bir daha asla" yazılı pankartlar arasında yapılan toplantıya, Nazlı Ilıcak, Mehmet Altan, Cengiz Çandar, Ali Bayramoğlu, Ekrem Dumanlı, Hüseyin Gülerce, Perihan Mağden, Nuh Gönültaş, Sibel Eraslan, Yavuz Bahadıroğlu, Emre Aköz, Gülay Göktürk, Hasan Karakaya, Kazım Güleçyüz ve Ali İhsan Karahasanoğlu'nun aralarında bulunduğu gazeteciler katıldı. 'Tutuklanacak gazeteciler listesi'ndeki diğer isimler mazeret bildirerek toplantıya iştirak etmezken; Abdullah Yıldız ve Haluk Örgün'e ulaşılamadığı, Umur Talu ve Fehmi Koru'nun toplu bir hareket içinde yer almak istemediği öğrenildi. Listede adı geçen Hrant Dink ise 2007'de suikast sonucu hayatını kaybetmişti.

'Tutuklanacak gazeteciler' adına basın açıklamasını okuyan Sabah Gazetesi yazarı Nazlı Ilıcak, Türkiye'nin uzun yıllardan beri askeri darbelere maruz kalan bir ülke olduğunu söyledi. Ilıcak, "27 Mayıs 1960'da başlayan süreç, 50 sene geçmiş olmasına rağmen hâlâ sona ermedi. 21. asra adım attığımız yıllarda da askerin yoğun bir şekilde siyasete müdahalesinden kurtulamadığımız peş peşe ortaya çıkan belgelerden anlaşılıyor." dedi. 'Harp oyunu' hazırlıklarının ardına gizlenen ayrıntılı bir darbe planının olduğunu belirten Ilıcak, harp oyununda bir iktidarın devrilmesi, çeşitli bürokratların görevden alınmasının yeri olmayacağının açık olduğunu vurguladı. Ilıcak, şöyle devam etti: "Sözde harp oyununda gazeteciler 'tutuklanacaklar' ve 'faydalanılacaklar' diye tasnif edilmiştir. 137 meslektaşımızın boynuna onların iradesi dışında 'işbirlikçi' yaftasının asılmasını kınıyoruz."

Ilıcak, atılması gereken adımları ise şöyle sıraladı: "5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 11/d maddesinin askerin iç güvenlik alanında kullanılmasına dair hükümleri (EMASYA Protokolü) iptal edilmeli. Anayasa'nın 145. maddesine farklı yorumlara sebebiyet vermeyecek şekilde netlik kazandırılmalı, askerî yargı hiç değilse askerlik hizmet ve görevleri ile sınırlı bir alanda faaliyetini sürdürebilmeli. Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve Askeri Yargıtay kaldırılmalı. İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesi iptal edilerek 'Cumhuriyeti korumak ve kollamak' tanımının yanlış değerlendirilmesi sonlandırılmalı. Bu madde veya Anayasa'daki hiçbir hüküm Türk Silahlı Kuvvetleri'ne siyasete müdahale hakkı vermemektedir."

HÜSEYİN GÜLERCE: DENİZ BAYKAL SAMİMİ DEĞİL

Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı da Türkiye'de artık mızrağın çuvala sığmadığına işaret ederek, "Sauna, Eryaman, Ergenekon çeteleri; AK Parti ve Gülen'i bitirme planı, Kafes planı; Hrant Dink, Malatya ve Trabzon cinayetleri bir süreç. Buna herkes karşı olmak zorunda." diye konuştu. Dumanlı, "Geleneğimizde en ücra yerde bile bir bürokratla ilgili suçlama varsa soruşturma açılır ve o kişi açığa alınır. Andıçlar, eylem planları, darbe planları, yer altından silahlar, bombalar çıkıyor. Harekete geçmeye yetmiyor. Türkiye'de demokrasi ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya. Bu tehlike bütün Türkiye'yi tehdit etmekte." uyarısında bulundu.

Zaman Gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce, "Ordu, camiye bomba koyar mı?" sorusunun önemli olduğuna dikkat çekerek, şunları kaydetti: "Elbette bu ordu savaşa gittiğinde Allah Allah diyecektir. Ama biz ordudan bahsetmiyoruz. 27 Mayıs 1960'tan beri orduda yer alan cuntacılar, başbakanı ve iki bakanı astılar. Bunu yapanlar, camiye de bomba koyar." Gülerce, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ı ise şu sözlerle eleştirdi: "Baykal, '12 Eylül'ün hesabı sorulsun' diyor, Kafes Planı'na ses çıkarmıyor. Demek ki darbecilere karşı mücadele verdiğini söylerken samimi değil."

Radikal Gazetesi yazarı Cengiz Çandar, planın asıl mağdurunun 137 kişilik 'faydalanılacaklar' listesindekiler olduğunu ifade etti. "Taraf bu gazeteciler listesini yayımlamasa daha iyi olmaz mıydı?" sorusuna cevap arayan Yenişafak yazarı Ali Bayramoğlu şöyle konuştu: "Daha iyi olmazdı. Gazetecilik gerçek olanı ortaya koymaktır. Bu liste olmasaydı, biz burada olmaz, suç duyurusunda bulunmazdık. Suç duyurusunda bulunmak, darbe planlayıcılarını yargıçların karşısına çıkarmaktır. Gazeteci tarafsız olamaz, hele ki demokratik, hukuk devleti söz konusu olduğunda. Şu anda eşit güçler mücadele etmiyor."

Gazeteci Sibel Eraslan da ortada büyük bir skandal olduğunu dile getirerek, "Gazeteciler bu skandal karşısında susmamalı. Bu masada oturanlar ölümle burun buruna. İşte, listedeki Hrant Dink öldü." dedi. Sabah Gazetesi yazarı Emre Aköz ise şunları söyledi: "Basının içinde darbeci zihniyeti destekleyen bir kesim var. Cuntacılar tarafından görevlendirilmiş gibiler. Bu kişilerin çoğu aynı yayın grupları içinde yer alıyor."

Suç duyurusunu 28 gazeteci imzaladı

'Tutuklanacaklar listesi'nde yer alan 28 gazeteci, Balyoz darbe planını hazırlayanlar hakkında İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Gazetecileri temsilen Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'ne gelen Nazlı Ilıcak ve Sibel Eraslan, dilekçelerini Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı'ya verdi. Dilekçede, "Taraf Gazetesi'nde 20 Ocak 2010'dan itibaren yayımlanmaya başlanan 'Balyoz planı' haberinden başta dönemin 1. Ordu Komutanı olmak üzere birçok üst rütbeli subayın Anayasa'yı ihlal suçu ile yasama organına ve hükümete karşı suç oluşturan eylemlerde bulunduklarının anlaşıldığı" belirtildi. Adliye önünde gazetecilere açıklama yapan Ilıcak, "Balyoz Harekât planını hazırlayan veya hazırladıkları iddia edilenleri TCK'nın 309, 311 ve 312. maddelerine aykırı davrandıkları için savcılığa şikâyet ettik. Bu anayasal düzene, Parlamento ve hükümete karşı, onları devirmeye teşebbüs etme suçudur." dedi.
Zaman

Güncel Haberleri