Yeni Şafak'tan Abdülkadir Selvi, Türkiye'nin Suriye politikasını değerlendirdi. Selvi, ülkede yaşanan son gelişmeler karşısında Türkiye'nin neden rol aldığını, amacını, Davutoğlu'nun Şam'a gidiş sebeplerini ve Türkiye'den Beşar'a iletilen mesajları değerlendirdi.
İşte Selvi'nin o analizi:
Beşar'a verilen mesaj
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ellerini iki yana açıp, "Bizden günah gitti" sözleriyle tamamlamıştı konuşmasını.
5 Şubat 2003 günüydü.
Ankara'daki gazetelerin sorumluları, Dışişleri Konutu'na davet edilmiştik.
Irak Savaşı'nın soluğunu ensemizde hissediyorduk.
Dışişleri Bakanı Gül'ün davetini alınca, büyük bir merak içinde Konut'a gittik.
Dışişleri Bakanı Gül, Irak rejiminin iki numaralı ismi Taha Yasin Ramazan'ın gizli bir operasyonla Başbakanlığa ait Ata uçağıyla Ankara'ya getirildiğini açıkladı.
Ata uçağının üzerindeki yazılar kapatılmış, uçak radarlara yakalanmadan bütün dünyanın gözü üstündeki Bağdat'a inerek Taha Yasin Ramazan'ı Ankara'ya getirmişti.
Türkiye, iki numaralı adamı aracılığıyla Saddam Hüseyin'e, "Bir oyun oynanmıyor. Savaş kaçınılmaz. Ülkenizin tahrip edilmesine fırsat vermeyin. BM denetimini kabul edin" mesajını göndermişti.
Abdullah Gül mesajın özünü, "Savaşı durdurmak elinizde" cümlesiyle açıklamıştı.
5 Şubat günü savaşı durdurmak elinde olan Saddam bunu yapmadı. Her diktatör gibi gururunun peşinden koştu. Önlemediği savaş onun sonu oldu. Ülkesini bir felaketin kucağına atarken, kendisinin sonu darağacı oldu.
Türkiye'nin Saddam Hüseyin'e başka bir mesajı daha vardı.
Gizli mesajdı bu:
"Ülkenizin işgal edilmemesi, sizin ve ailenizin zarar görmemesi için, sizi bir süreliğine ailenizle birlikte ülkemizde, güvenlik içinde misafir edebiliriz."
Saddam bu öneriyi de elinin tersiyle geri çevirdi. Babil krallarının günümüzdeki temsilcisi görüyordu kendisini, Seyfül Arap'tı, yani Arabın Kılıcı...
1.5 metrelik bir çukurda yakalandı. Çocukları Uday ile Kusay'ı trajik bir şekilde kaybetti. Hayatta olan çocukları ise Ürdün'de hayata tutunmaya çalışıyor.
Bunlardan Beşar Esad'a da aynı mesajların gönderildiği sonucu çıkarılmasın.
Ama şiddete son vermesi için, "dost uyarısı" yapıldığı kesin.
Saddam Hüseyin'in Türkiye'nin uzattığı dostluk elini geri çevirmesi hem canına maloldu, hem ülkesinin işgaline yol açtı.
Türkiye'nin uyarısından 41 gün sonra Irak işgal edildi, Saddam devrildi.
Suriye için aynı şartlar söz konusu değil.
Burada durum farklı.
TÜRKİYE İŞGALİ ÖNLEMEYE ÇALIŞIYOR
Bir süre önce Suriye'yi dünya ile entegre etmeye çalışan Türkiye, şimdi Suriye'ye yönelik bir askeri müdahalenin önüne geçebilmek için son adımları atıyor.
Beşar Esad'ın önünde iki fotoğraf var. Birinde demir kafesin ardında yargılanan Hüsnü Mübarek diğeri ise ülkesi fiilen ikiye bölünmüş olan Kaddafi...
Ama tam karşısında çerçeveli olarak bir de Saddam Hüseyin fotoğrafını bulundursa yarar var.
"Arap baharı" ile birlikte Türkiye ile girdiği yoldan ayrılıp halkına karşı katliamlara girişen Esad'ın, yol arkadaşı olarak da İran'ı seçmesi şaşırtıcı değil.
Mirasını devraldığı babası Hafız Esad da dünyanın sayılı diktatörlerinden biriydi.
Şimdi bunları tartışacak durumda değiliz.
ARAP BAHARININ ROL MODELİ TÜRKİYE
Bölgede çok önemli gelişmeler yaşanıyor.
Şam'daki gelişmelerin Tahrir Meydanı'ndaki uyanıştan farkı yok.
Bölgedeki gelişmeler bizi birkaç açıdan doğrudan ilgilendiriyor.
Arap baharı denilen uyanışın rol modeli Türkiye.
Ancak bizim arzuladığımız uyanış, Avrupa-Amerika öncülüğündeki işgal anlayışıyla amacından saptırılan hareket değil.
Rol modellerinden biri olduğumuz Arap baharının tam tersine Türkiye'nin bölgedeki etkinliğini sona erdirmek için kullanılmaya çalışıldığı gerçeği ile karşı karşıyayız.
Ortadoğu, bizim için hüzün demektir. Kaybedilen bir imparatorluğun parçaları üzerine inşa edilen yapay devletler demektir.
O gün bunu önleyemedik.
Bugün ise bölgede Türkiye'nin rolünü engellemeye yönelik çabaları, "Diplomasi masasında" kalmak suretiyle savuşturmaya çalışıyoruz.
Suriye bizim Ortadoğu'ya açılan kapımız.
PKK sorunu nedeniyle de bizim için yakıcı bir rolü söz konusu.
Bir yandan Suriye'nin yeni bir Irak ya da Libya olmaması için çaba gösterirken, müdahale için fırsat kollayan ABD'yi frenlemeye çalışırken, diğer yandan masum insanların katledilmesinin önüne geçmeye çalışıyoruz.
ABD'NİN İRAN'A MÜDAHALE PROVASI VE TÜRKİYE'DEN SURİYE'YE ÜÇ ÖNEMLİ MESAJ
Çünkü ABD için Suriye'ye müdahale demek, İran'a müdahalenin provası demek.
Sabırsızlanmaları da ondan.
Türkiye'nin Suriye'ye ısrarla ve samimiyetle anlatmaya çalıştığı bu.
Davutoğlu'nun götürdüğü üç önemli mesaj var.
-Kanı durdurun. Sivil katliamının önüne geçin. Askeri kışlasına döndürün.
-Siyasi tutuklulara af ilan edin.
-Serbest seçimlere girme koşullarını düzenleyin ve ilan edin. Takvimi başlatın.
Bunlar Türkiye'den çok Suriye'nin hayrına olan işler.
Türkiye geçmişte Saddam'a olduğu gibi bugün de Esad'a komşuluğun ve dostluğun gereğini yapıyor.
Bu açıdan 9 Ağustos tarihi bir dönüm noktasıydı.
memurlar.net