Türkiye'nin ölüm istatistikleri ve Hz. Azrail'in şikayet sözleri!

Sebepler ve sayılar, değişmeyen hakikat ölümü bir kez daha gündeme getirdi.

Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerini açıkladı.

Buna göre, ölüm sayısı 2024'te 489 bin 734 iken, 2025'te 491 bin 684 olarak belirlendi. Ölen kişilerin yüzde 55,1'ini erkekler, yüzde 44,9'unu kadınlar oluşturdu.

Bin kişi başına düşen ölüm sayısını ifade eden kaba ölüm hızı, 2025'te bir önceki yıla göre değişim göstermeyerek binde 5,7 oldu. Diğer bir ifadeyle 2025'te bin kişi başına 5,7 ölüm düştü.

ÖLÜM SEBEPLERİ

Ölümler sebeplerine göre incelendiğinde, 2025'te yüzde 34,7 ile dolaşım sistemi hastalıkları ilk sırada yer aldı. Bu ölüm nedenini yüzde 16,1 ile iyi huylu ve kötü huylu tümörler, yüzde 15,1 ile solunum sistemi hastalıkları takip etti.

Dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklı ölümler alt ölüm nedenlerine göre incelendiğinde, ölenlerin yüzde 42,3'ünün iskemik kalp hastalıklarından, yüzde 24,6'sının diğer kalp hastalıklarından, yüzde 18,2'sinin serebro-vasküler hastalıklardan kaynaklandığı belirlendi.

HAZRET-İ AZRAİL, CENÂB-I HAKKA DEMİŞ Kİ: KULLARIN BENDEN ŞİKAYET EDECEKLER, KÜSECEKLER

Ölüm istatistikleri Risale-i Nur külliyatının Lem'alar eserinde geçen bir örneği hatırlattı.

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, haksız şikayetlerin Cenab-ı Hakk'a yönelmemesi için Azrail'in (as) perde olduğunu belirtiyor. Aynı şekilde ölüm sebepleri olan hastalık, kaza ve musibetlerin de şikayetlerin Azrail'e (as) yönelmemesi için perde olduğunu ifade ediyor.

İlgili kısım şöyle:

Hem esbab-ı zahiriyenin (görünürdeki sebepler) diğer bir hikmeti şudur ki: Haksız şekvâları (şikayet) ve bâtıl itirazları Âdil-i Mutlaka (Sınırsız adalet sahibi Allah) tevcih etmemek (yöneltmemek) için, o şekvâlara, o itirazlara hedef olacak esbab vaz edilmiştir. Çünkü kusur onlardan çıkıyor ve onların kabiliyetsizliğinden ileri geliyor.

Bu sırra bir misal-i lâtif (güzel bir örnek) suretinde bir temsil-i mânevî rivâyet ediliyor ki:

Hazret-i Azrail aleyhisselâm, Cenâb-ı Hakka demiş ki: "Kabz-ı ervah (ruhları teslim alma) vazifesinde Senin ibâdın (kulların) benden şekvâ edecekler, küsecekler."

Cenâb-ı Hak, lisan-ı hikmetle ona demiş ki: "Seninle ibâdımın ortasında musibetler, hastalıklar perdesini bırakacağım—tâ şekvâları onlara gidip senden küsmesinler."

İşte, bak: Nasıl hastalıklar perdedir; ecelde tevehhüm (zannedilmek) olunan fenalıklara mercidirler (kaynak). Ve kabz-ı ervahta hakikat olarak olan hikmet ve güzellik, Azrail aleyhisselâmın vazifesine mütealliktir (ilgili). Öyle de, Hazret-i Azrail dahi bir perdedir. Kabz-ı ervahta zahiren merhametsiz görünen ve rahmetin kemâline münasip düşmeyen bazı hâlâta (haller) merci olmak için, o memuriyete bir nâzır ve kudret-i İlâhiyeye bir perdedir.

Evet, izzet ve azamet ister ki, esbab, perdedâr-ı dest-i kudret (Allah'ın kudret elinin önündeki perde) ola aklın nazarında. Tevhid ve celâl ister ki, esbab ellerini çeksinler tesir-i hakikîden.

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.

Nur Talebeleri Haberleri