Sivil-asker ilişkilerini düzenleyen Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 250. maddesinde yapılan değişiklik, Türkiye'nin AB müzakere sürecindeki taahhütleri arasında. Bu düzenlemeyle ilgili talepler, Katılım Ortaklığı Belgeleri, İlerleme Raporları, Ulusal Raporlar gibi pek çok uluslararası belgede yer alıyor. AB uzmanları bu değişikliğin, müzakere sürecinin 'olmazsa olmaz' şartı olduğuna dikkat çekiyor.
Prof. Dr. Mehmet Altan, Türkiye'nin uzun süredir Kopenhag kriterlerinin eşiğinde kaldığını belirtiyor. Askerî harcamaları denetleyen Sayıştay Yasası'nın 5 yıldır çıkarılamadığını hatırlatan Altan, "Türkiye, siyasî reformların gereğini yapmazsa müzakereleri yürütemez. Bu yolda yürüyüp, Kopenhag Kriterleri'nin eşiğinde kalmak olmaz. Bunlar bu eşiği aşmaya ve gerçek demokratik ülkeye geçmeye yönelik reformlar. Türkiye çok geç kaldı. Eğer bunlara dayatma diyenler varsa, dünyada eşi benzeri olmayan Askerî Yargıtay ve Danıştaylara izin veren Türkiye'yi yönetenlere yönelik bir dayatmadır. Millete yönelik değil." şeklinde konuşuyor.
Referans Gazetesi yazarı Mensur Akgün, AB sürecinin Türkiye'de reform isteyenler için bir manivela niteliği taşıdığını kaydediyor. Akgün, "AB'ye üyelikte iki tane temel koşul var. Birincisi AB müktesebatına uyum sağlamak. İkincisi siyasî alanda, insan hakları ve demokrasi alanında reformlar yapmak. Müktesebatı benimsemezsek, demokrasi ve insan hakları yönünde reformlar yapmazsak AB üyesi olamayız. 'Yabancılar istiyor, biz yasal değişiklik yapıyoruz.' deniyor. Öyle bir şey yok. Bu ülkede yaşayan herkes için önemli bu reformlar." ifadelerini kullanıyor.
Bahçeşehir Üniversitesi AB İlişkileri Bölüm Başkanı Cengiz Aktar, askerin siyasette söz sahibi olduğu bir AB ülkesinin olmadığının altını çiziyor. Aktar, şu görüşleri dile getiriyor: "Türkiye AB üyeliğini önünde bir hedef olarak tutuyorsa bu değişiklikleri yapmak zorunda. AB'ye üye olan bir ülkede asker siyasete karışmaz. Bu ülkenin 21. yüzyılda yol alabilmesi için askerin vesayetine ihtiyacı yok. Ancak böyle gerçek anlamda modern ülke olabilir."
TÜSİAD'ın Brüksel Temsilcisi Bahadır Kaleağası ise, Mehmet Altan'ın aksine Türkiye'nin AB yolundaki reformları gerçekleştirmede bir sıkıntısının olmadığını, hatta belli bir başarısı olduğunu anlatıyor. Kaleağası, değişikliklerin kutuplaşmaya meydan verilmeden gerçekleştirilmesini istiyor. Kaleağası, "Değişik dönemlerde iç politikada sıkıntılar olabilir ama Türkiye'nin AB üyeliği 21. yüzyıl projesi. AB süreci günlük tartışmalara kurban gitmemeli. Demokrasinin pazarlığı olmaz, ne
gerekiyorsa yapılmalı." diyor.
Zaman