Gazikent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim ÖZDEMİR'in Yazısı;
Bu inşanın siyasi ve ekonomik alanda olduğu kadar, eğitim alanında da hızla sürdüğü görülüyor.
Bunun tipik bir misali, Alman ve Iraklı akademisyenlerin 29 Kasım-1 Aralık 2010 tarihlerinde Erbil'de bir araya gelmesiydi. Sadece Almanya'nın değil, Avrupa ülkelerinin komşu Irak'a gösterdiği ilgi dikkat çekici. Milli Eğitim Bakanımız Nimet Çubukçu ve beraberindeki heyetle birlikte Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi'nce 14-16 Aralık 2010 tarihlerinde düzenlenen Araştırmayı Yeniden Canlandırma Konferansı'na katıldık. Bakan Çubukçu, Bölgesel Yönetim'in yükseköğretim ve bilimsel araştırma bakanı ile eğitim bakanı başta olmak üzere, Başbakan Berham Salih ve Mesud Barzani ile de görüştü. Bakanın ziyareti tüm taraflarca büyük bir memnuniyetle karşılandı: Kürtler, Türkmenler ve hatta Araplar, Sayın Bakan'a büyük ilgi gösterdiler. Bakan da yaptığı konuşmalarda, herkesi kucaklayan mesajlar verdi.
Araştırmayı Yeniden Canlandırma Kon-feransı'na katılan Batılı bilim insanlarının sayısı hepimizin dikkatini çekti. Türkiye'nin ekonomik alanda gösterdiği ilgi ve canlılığın akademik dünyaya yansımadığı açıkça görülüyordu. Zira söz konusu konferansa ülkemizden katılım yok denecek düzeydeydi.
Kuzey Irak'ta eğitim alanındaki tek etkin girişim, 1996 yılında Türkiyeli müteşebbislerin başlattığı eğitim faaliyetleriydi. Geçen süre içerisinde K.Irak'ın çeşitli şehirlerinde 20 okul ve bir üniversite açılmış. Bu okullarda eğitim dili İngilizce olmasına rağmen Kürtçe, Arapça ve Türkçe de öğretiliyor. Başta Türkçe Olimpiyatları olmak üzere çeşitli vesilelerle Türkiye'ye getirilen öğrenciler, Türkçeyi çok güzel konuşuyorlar.
Alman akademisyenlerin 29 Kasım�1 Aralık 2010 tarihinde Erbil'e adeta çıkarma yaptıklarını öğrendik. Berlin, Erlingen, Dortmund ve Freiburg üniversitelerinden 150'den fazla akademisyen Iraklı meslektaşları ile Erbil'de bir araya gelmişler. Irak'tan katılan akademisyenler başta Bağdat olmak üzere Mustansıriyye, Diyala, Basra, Selahaddin, Duhok ve Süleymaniye'deki üniversitelerden. Bunun anlamı ise Irak'ın bir bütün olarak bu toplantıya katılımıydı. Diğer önemli bir boyut ise bu etkinliğin, Alman hükümeti tarafından düzenlenmesi ve desteklenmesiydi. Etkinliğin ev sahipliğini ise Erbil'deki Selahaddin Üniversitesi yaptı.
Konferanstaki konular incelendiğinde, Almanya'nın bir yılı aşkın süredir Irak'taki üniversitelerle işbirliği için girişimlerde bulunduğu anlaşılıyor. Amaç, her iki ülke üniversiteleri arasında bilimsel işbirliğini artırmak olarak belirtiliyor. Bu çerçevede ele alınan başlıca konular: 'Ortak seminerler düzenleme', 'karşılıklı öğretim üyesi değişimi', 'karşılıklı uzman değişimi', 'Alman-Irak burs programlarını geliştirme'.
Diplomatik jargonun ötesine bakınca, Almanya'nın yeniden inşa sürecindeki Irak'ta ciddi bir mesafe aldığı; yeni Irak'ı inşa edecek genç nesilleri ve bilim insanlarını yetiştirme işine giriştiği açıkça görülüyor. OECD'nin tüm dünyaya ilan ettiği gibi, küreselleşen dünyada 'sürdürülebilir kalkınmanın' anahtarı eğitimdir; daha doğrusu kaliteli eğitimdir. Bunun nasıl olduğu ve olacağını ise Batı ülkeleri başta olmak üzere Çin, Japonya, Hindistan ve G.Kore gibi ülkeler çok iyi biliyorlar.
Almanya-Irak akademik işbirliği etkinliklerinin Alman Akademik Değişim Programı (DAAD) ve Dışişleri Bakanlığı'nca planlandığı, desteklendiği ve yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Bu girişimin sonuçlarını görmek için Irak Yükseköğretim Bilimsel Araştırma Bakanlığı Müsteşarı Dr. Ammar Aziz'in konuşmasına bir göz atmak yeterlidir. Buna göre, şu anda hükümet burslusu olarak yurtdışında öğrenim gören 500-600 Iraklı öğrencinin 100'den fazlası Alman üniversitelerinde eğitimlerini sürdürüyorlar.
Bölgesel Yönetim'in Yükseköğrenim Bakanı Dr. Dilaver Alaattin ise yaptığı konuşmada, Irak'ın yeniden inşasında üniversitelerin oynayacağı rolün farkında olduklarını belirterek, Bölgesel Yönetim'in bu amaç için her yıl 100 milyon dolar fon ayırdığını; bu paranın yurtdışına gönderilecek öğrenciler için harcanacağını vurguladı. Dr. Alaattin, her doktora öğrencisinin bir yıl için de olsa muhakkak yurtdışına gitmesini arzuladıklarını; ayrıca öğretim üyelerinin de bir-iki aydan başlayan sürelerle yurtdışı tecrübesi edinmelerini istediklerini vurguladı.
ortak eğitim girişimi
Konferansta Almanya'ya gidecek öğrencilerin dil sorunu da tartışıldı. Bulunan çözüm: 1) Almanya'ya gitmeden önce 3 aylık yoğun bir Almanca eğitimi; 2) Alman üniversitelerinde İngilizce eğitim veren bölümlerin tercih edilmesi.
Irak'ta yükseköğretim alanındaki sorunları yakından bildiği anlaşılan Almanya, Irak'ta yükseköğrenim alanındaki gelişmelerde kullanılmak üzere 7 milyon dolar ayırmış. Tüm bunlar Kasım 2009'da karşılıklı olarak imzalanan bir mutabakat zaptına (MoU) dayanıyor. Buna göre Irak hükümeti, her yıl Alman üniversitelerine (mastır ve doktora için) 100 öğrenci gönderecek. Almanya ilk yılda hedefi tutturmuş bile.
Alman tarafının bu konferanstaki bir gözlemi ise Irak tarafının Alman üniversitelerini ve yükseköğretim sistemini yeterince tanımadığıydı. Bu sorunu gidermek için bir çalışma yapmaya ve Alman üniversitesini daha iyi tanıtmaya karar verilmiş.
Bu çerçeveden bakılınca, Almanya-Irak bilimsel ilişkilerinde kârlı çıkan/çıkacak ülkenin Almanya olduğu açık. Aslında hangi gelişmiş ülke olursa olsun, bu aşamada Irak ile işbirliği yaptığında kârlı çıkacaktır. Irak, yıllarca süren savaşlar ve bunların getirdiği istikrarsızlık sonucu eğitim alanında çok geri kalmış durumda. Beyin gücünün bir kısmını kaybetmiş, bir kısmını ise 'beyin göçü' olarak dışarıya vermiş.
Bu bağlamda düşününce Türk üniversitelerinin komşu Irak konusunda (çok) geç kaldığı görülmektedir. İşin ilginç yönü ise işadamlarımızın, tüccarlarımızın ve hatta film sektörümüzün bu konuda akademinin önünde gitmesidir. Bunu Kuzey Irak'a adım atar atmaz görmek mümkün. Geçtiğiniz yolları, köprüleri, kavşakları; gördüğünüz büyük alışveriş merkezlerini ve muhtemelen kalacağınız otelleri işadamlarımız ve işçilerimiz yapmış. Ama üniversitelerimiz hâlâ yok!
Sonuç olarak, komşumuz Irak'la ekonomik ilişkilerimiz çok iyi ve her geçen gün de gelişiyor. Ancak küreselleşen dünyada kalkınmanın anahtarı "kaliteli eğitim" olduğu gibi, ekonomik ilişkiler dâhil siyasi, kültürel ve sanatsal ilişkilerin gelişmesi ve en önemlisi "sürdürülebilir" olmasının temel şartı da eğitimdir.
Bundan hareketle öncelikle yapılması gereken Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun Erbil ziyareti ile aralanan kapının, sonuna kadar açılması; üniversitelerimizin zaman geçirmeden Iraklı meslektaşları ile bir araya gelmesidir. YÖK, zaman kaybetmeden, Irak üniversiteleri ile ortak bir konferans düzenlemelidir. Konferans için en uygun mekân Erbil'dir. Güvenlik ve daha birçok açıdan bu gerekli görülmektedir. Almanlar da aynı sebeplerle toplantılarını burada yaptılar. Bu konferansa ev sahipliğini Selahaddin Üniversitesi yapabilir. Fezalar Eğitim Kurumları'nın kurduğu Işık Üniversitesi'nin de bu süreçte olumlu katkı yapabileceği değerlendirilmektedir.
Iraklı yükseköğretim yönetici ve liderlerinin ülkemizi, eğitim sistemimizi ve üniversitelerimizi daha iyi tanıması için bir "çalışma ziyareti" düzenlenmelidir. Iraklı öğrenci ve akademisyenler için de özel bir program düzenlenebilir. Ülkemize gelecek Iraklı öğrencilerden, eğitimlerini İngilizce yapmak isteyenler, İngilizce eğitim yapan devlet ve vakıf üniversitelerine yönlendirilmelidir.
Kısacası, "Türkiye-Irak Yükseköğretim Konferansı" YÖK'ün başkanlığında ve en kısa zamanda gerçekleştirilmelidir. Tanışma ve karşılıklı durum tespiti niteliğinde olacak böyle bir konferans için uzun süreye ihtiyaç yoktur. Böyle bir konferansta devlet ve vakıf üniversiteleri birlikte temsil edilmelidir. Uygun zaman olarak mart-nisan ayları görülmektedir. Her geçen süre aleyhimize işlemektedir. Erbil'de yapılan yükseköğretim konferansına yabancı ülkelerden 157 katılımcının katıldığı; Avustralya, ABD, İngiltere, Malezya, Almanya, İsveç gibi ülkelerin konuya çok sıcak baktıkları düşünülünce, hızla hareket etmenin gereği açıktır. Zira Türkiye-Irak ilişkilerinin geleceği ve sürdürülebilir olması, yükseköğrenim alanındaki ilişkilere bağlı görünmektedir.
Zaman