Dünya Bankası, 2010 yılında doğrudan yabancı yatırımların (DYY) coğrafi olarak bir avuç ülkede toplanmayı sürdürdüğünü, doğrudan yatırımların yüzde 60’ının Brezilya, Rusya Federasyonu, Hindistan ve Çin’den oluşan BRIC ülkelerine gittiğini bildirdi. Türkiye büyük batılı firmaların şu andaki yatırımlarının bulunduğu dünya ülkeleri listesinde 8’nci sırada yer aldı.
Dünya Bankası’nın “2011 Dünya’da Yatırım ve Politik Risk” raporu yayınlandı. Rapora göre Türkiye 2003 yılında 1.7 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım alırken, 2010 yılında aldığı DYY 5.4 kat artarak 9.28 milyar dolar oldu. Aynı süre içinde aldığı DYY miktarını Rusya 5.3 kat, Kazakistan 4.7 kat artırdı. Türkiye’nin dahil olduğu Avrupa ve Orta Asya bölgesinde DYY akışı 2003 yılında 23.8 milyar dolar iken bölgede akan doğrudan yabancı yatırımların miktarı 2010 yılında 84.9 milyara ulaştı.
“Arap Baharı”nın yaşandığı Mısır’da 2003 yılındaki doğrudan yabancı yatırım girişi 240 milyon dolarken, rakam yıllar içinde yükselerek 2010 yılında 6.39 milyar dolara çıktı, yani 27 kat arttı. “Bahar”ın geldiği diğer ülkelerden Tunus’ta 590 milyon dolar olan doğrudan yabancı yatırım 2010’da 1.40 milyar dolara çıktı.
Dünyada doğrudan yabancı sermaye yatırımları 2003-2010 yılları arasında iki kat arttı. 2003 yılında dünyada “doğrudan yabancı yatırım” kapsamına giren yatırım tutarı 646 milyar dolar oldu. 2010’da ise rakam 1 trilyon 307 milyar dolara ulaştı. Yedi yılda dünyada gelişmekte olan ülkelere doğru akışlar yüzde 3.3, gelişmiş ülkelere doğru akışlar yüzde 1.6 artış gösterdi.
-RAPORDA TÜRKİYE-
Raporda, Türkiye’den de söz edilerek “Doğrudan yabancı sermaye coğrafi olarak bir avuç ülkede toplanmaya devam ediyor. Brezilya, Rusya Federasyonu, Hindistan ve Çin (BRIC) önemli yatırım destinasyonları olmayı sürdürüyor, birlikte 2010’da gelişmekte olan ülkelere DYY akışının yüzde 60’ından sorumlu. Orta gelirli ülkelerden oluşan ikinci kademe ise Şili, Kolombiya, Endonezya, Kazakistan, Malezya, Meksika, Peru, Türkiye ve Vietnam ise ikinci beşte birden sorumlu” denildi.
-316 DEV İŞADAMININ YATIRIM SIRALAMASINDA TÜRKİYE 8’NCİ-
Dünya Bankası raporunda haziran ve temmuz aylarında gelişmekte olan ülkelerde yatırım yapan çoğunluğu batı kökenli, dev çok uluslu girişimlerden 316 üst düzey yönetici arasında yapılan bir anket de yer aldı. “Firmanız şu anda hangi gelişmekte olan ülkede yatırım yapıyor” sorusuna üst düzey yöneticilerin yaklaşık yüzde 45’i Çin, Yüzde 39’i Hindistan, yüzde 37’si Brezilya, yüzde 26’sı Rusya Federasyonu, yüzde 22’si Meksika, yüzde 20’si Arjantin, yüzde 19’u Güney Afrika olarak yanıt verdi. İşadamlarının yüzde 18’i ise Türkiye yanıtını verdi. Böylece Türkiye gelişmekte olan ülkeler arasında büyük batılı firmaların şu anda yatırımlarının bulunduğu listede 8’nci sırada yer aldı.
-DÜNYA EKONOMİSİNİN DURUMU-
Dünya Bankası bünyesindeki Çoktaraflı Yatırım Garanti Ajansı (MIGA) Başkan Yardımcısı Izumi Kobayashi rapora yazdığı önsözde, gelişmiş ülkelerde bugünkü ekonomik dalgalanma ve kırılganlığın küresel ekonomi için yeniden zorluklar oluşturduğunu belirtti. Gelişmekte olan ülkelerin bunun etkilerini doğrudan yabancı yatırımlar ve özel sermaye gibi yollarla hissettiğini kaydeden Kobayashi, 2010’da hızla toparlanan gelişmekte olan ülkelere yönelik doğrudan yabancı yatırım akışlarının 2011’de bu artışını sürdürdüğünü ancak ileride ılımlı hale geleceğini bildirdi. Kobayashi şu noktalara değindi:
“-Bu belirsiz ekonomik görünümün yanısıra, gelişmekte olan ülkelerin yüksek gelirli ülkelere oranla iki kat daha hızlı büyümeleri bekleniyor. Daha güçlü ve daha iş-dostu ortamlarla birlikte bu sürekli büyüme, gelişmekte olan ülkelerin dünya çapındaki çok uluslu girişimler nezdindeki çekiciliklerini artırır.
-Rapordaki şirket görüşleri bunu doğruluyor ancak aynı zamanda küresel ekonominin durumu ve olası finansman kısıtlamalarından duyulan yatırımcı endişesini vurguluyor. Rapor gelişmekte olan ülkelerde yatırım arayan çok uluslu girişimciler için siyasi riskin dikkati çektiğine bir kez daha vurgu yapıyor. Rapor yatırımlar için yeni uygulanan siyasi risk sigortasında 2010’da görülen artışın 2011’de de devam edeceğini belirtiyor.”
-ÖZET-
Çoktaraflı Yatırım Garanti Ajansı’nın (MIGA) 2011’de yaptığı anketin kısa vadeli risk algılamasında bir artış gösterdiği, ancak gelişmekte olan ülkelerde orta vadeli bir iyimserliğin sürdüğü belirtilen raporun özetinde şöyle denildi:
“-Orta vadede gelişmekte olan ülkelerde siyasi risklerle bağlantılı yapısal sorunlar yabancı yatırımcılar arasında önemli endişe konusu olmaya devam ediyor. Bu endişeler arasında sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin devletler ve kamulaştırmalarla ihlal edilmesi (düzenlemeci organın koyduğu vergiler, yavaş ilerleyen kamulaştırma faaliyetleri ve tam millileştirmeler). Bunlar gelişmekte olan ülkelerde orta vadeli risklerin tanımlanması istendiğinde, MIGA anketlerinde devamlı olarak gündeme getirilen yatırımcı kaygılarıdır.
-Doğrudan yabancı yatırımlardaki artışla açıklansa da, geçen on yılda hükümetlerin yabancı yatırımcılara karşı kamulaştırma faaliyetlerinde artış oldu.
-Kamulaştırmaların doğası şimdi daha dolaylı olacak şekilde değişiyor, düzenleyici organların koyduğu vergiler ve doğrudan kamulaştırmalar yerine yavaş ilerleyen kamulaştırmalar görülüyor. Böylece çok uluslu girişimlerin hükümetlerden duydukları kaygılar, gerçekte olumlu zemine sahip yatırımlarını olumsuz etkiliyor.
-Hükümetler ve yatırımcılar arasındaki anlaşmazlıkların kamulaştırmaya dönüşme olasılığı yüksek görülüyor.
-1970’lerden 2010’lara kadar elde edilen sonuçlar şöyle: Tüm anlaşmazlıklar ekonomik şokla ya da önemli siyasi değişikliklerle tetikleniyor; Demokratik rejimlerde, negatif etkisi olan adımlar genellikle, yasama organı ve yerel yönetimler yerine hükümet tarafından atılıyor. Ancak bu anlaşmazlıklar hükümet ekonomik şok ya da siyasi değişimin sonuçlarıyla başetme sorumluluğuyla karşılaşınca bir anlaşmaya varma eğilimi doğuruyor; Demokratik olmayan rejimlerde negatif etkileri olan adımlar ise alt yönetim birimleri tarafından atılıyor, bu tip sorunların sonradan çözülme olasılığı daha az. Bu nedenle söz konusu uygulamalar kamulaştırmaya dönüyor.
-Demokrasilerde vetoya gücüne sahip değişik oyuncular bulunuyor. Hukukun üstünlüğü ve siyasilerin şöhretleriyle ilgili kaygıları ve yeniden seçilme şansları da yatırımlara müdahaleler konusunda rol oynuyor.
-Geçen yıllar boyunca ‘siyasi risk sigortasına’ tabi doğrudan yabancı yatırımların oranı 1990’ların ortalarındaki yüzde 5-8’lik düşük düzeyden, şimdiki yüzde 13-15’lik orana geldi. Sonuç olarak maksimum toplam yükümlülük tarihi düzeylerine yükseldi. DYY akışı kısa vadede ılımlı olacakken piyasa fiyatlamasının da gelecek zaman dilimi için sakin kalacağı bekleniyor. Orta vadede önemli oyuncuları bulunan ‘bankalar için sermaye gerekliliğiyle’ ilgili dinamikler bu panoramayı değiştirebilir.”
ANKA