Ticareti inancıyla birlikte yapmayı anlatmıştı

Hacı Mustafa Güllü çeşitli gazete ve dergilere verdiği röportajlarda ticari ahlaka dair güzel ipuçları da vermişti

Ahmet Bilgi'nin haberi:

RİSALEHABER-Dün vefat eden Güllüoğlu Baklavalarının kurucusu Hacı Mustafa Güllü ticaretini inançları ile birlikte yapan biri olarak tanınıyor.

Hacı Mustafa Güllü çeşitli gazete ve dergilere verdiği röportajlarda ticari ahlaka dair güzel ipuçları da vermişti.

İşte merhum Hacı Mustafa Güllü'nün sözleri:

Anadolu esnaf-sanatkar geleneğinin çıkardığı en iyi markalardan biri olan baklavacı Güllüoğlu’nda ikinci kuşağın hızıyla birinci kuşağın geleneksel ticaret ahlakı çatışıyor. Bir oğlu doktor, 4 oğlu baklavacı olan Güllüoğlu’nun patronu Mustafa Güllü, 1982 ve 1993’te kendisinden ayrılan oğulları Nejat ve Faruk’un ayrı ayrı çok hızlı şubeleşmesine karşı çıkıyor. "Çok fazlayla çok azdan hayır gelmez" diyen Mustafa Güllü, yanında kalan Ömer ve Nadir ile kendisinden ayrılan öteki iki oğlundan daha küçük bir üretim ve ciroyla yoluna devam ediyor. Bir anda ülke geneline ve yurt dışına yayılmaya başlayan Nejat ile Faruk’a ise "Her yere Güllüoğlu baklavacısı açıyorsunuz, bizde başkalarının ekmeğine mani olmak var mı? Öteki baklavacılar ne olacak? Böyle hızlı büyümeye son verin" diyor.

İNCE DÜŞÜNEN NESİL

Mustafa Güllü, bu kadar hızlı büyümenin kendi içinde riskler de taşıdığını söylüyor ve şöyle konuşuyor: "Biz ince düşünen bir nesiliz, öyle yetiştik. Bir dükkán açarken, ’yakınında Seyidoğlu, Hacıbozanoğlu ya da bir başka baklavacı var mı? Ben açarsam işini bozar mıyım?’ diye düşünürüz. Bizim esnaflık ahlakımız böyledir. O yüzden ’bütün oğullarım yanımda kalsın. Karaköy’de çalışalım, kazandığımız Allah’a şükürler olsun hepimize yeter’ diyorum. Ama iki oğlum bunu dinlemedi. Şimdi duyuyorum; Faruk bir yere dükkan açmış ordaki filanca zarar etmiş. Bu beni çok üzüyor. Şu anda bana deseler ki ’tamam baba artık şube açmayacağız’ o zaman dünyanın en mutlu insanı ben olurum."  

BU İŞ MCDONALD’S’A BENZEMEZ

Mustafa Güllü, oğullarının açtığı büyük Güllüoğlu dükkanları nedeniyle öteki baklavacılardan kendisine gelen şikayetlere çok üzüldüğünü belirtiyor ve şöyle devam ediyor: "Mesela Merter’deki dükkanı varya Faruk’un, mal sahibiyle anlaşmış ama bir süre faaliyete geçmemiş. Bu sırada da bir baklavacı orada dükkan tutmuş tadilata başlamış. Faruk da bu arkadaşın tadilatı sürerken gitmiş dükkanı açmış. Adam kirasını vermiş be oğlum, yazık değil mi niye sen orada açıyorsun? Ankara’ya da açmışlar, orada da hemşehrimiz var. Çok ayıp, sanki Ankara’da baklavacı yokmuş gibi. Antalya’da açmış, tamam orada olur çünkü orada baklavacı yokmuş. Hem bu kadar çok dükkan açarsan nasıl yöneteceksin? İtina kalmaz ki. Bana McDonals’ı örnek gösteriyorsunuz. Bu iş onun işine benzemez. O yemek satıyor, bizim işimizde imalat var."

Oğlu Faruk’un bir anda 24 şubeli bir Güllüoğlu zinciri kurmasına kızan Mustafa Güllü, en büyük oğlu Nejat’ın, Güllüoğlu markasının yurtdışı marka tescilini yaptırmasına da içerlemiş. Mustafa Güllü bu konuda yaşadığı üzüntüsünü de şöyle anlatıyor: "Bizim Nejat yurtdışında Güllüoğlu markasını almış, ABD’ye her yere baklava gönderiyor. Yunanlılar da bizim Karaköy’den baklava istediler. Biz de ’gönderelim’ dedik. Soruyorum sana ’bir baba bir evladın eline bakarsa Allah ondan razı olur mu?’ Nejat bize müsaade etti, lütfetti de biz öyle Yunanistan’a baklava gönderebildik. Böyle şey olur mu? Bunlar hoş şeyler değil." (Said Özdemir-23 Mart 2008-Hürriyet)

CUMAYA GİTMEKLE RIZIK AZALMAZ

Cuma namazını Yeraltı Camiinde eda ettikten sonra Kat Otoparkının altındaki dükkana doğru yürüyoruz. Dükkanın önünde gittikçe artan bir kalabalık. Yoldan geçen bazı insanlar kalabalığın sebebini anlamaya çalışır gibi bakıyorlar. Kimisi ise kapının üstündeki levhayı okuyarak durumu anlıyor. "Cuma namazı dolayısıyla kapalıyız. 12.15 -13.15" Saatimize baktığımızda 13.10 olduğunu görüyoruz. Bu arada kuyruk biraz daha artıyor. Saat 13.15 te ışıklar yanıyor ve içeriye sırayla giriyoruz. Çalışanlardan birine müessesenin müdürünü soruyoruz, görüşmek istediğimizi söylüyoruz. Kendisini gösteriyorlar. Kasadaki işini başka birine devrederek yanımıza geliyor. Selamlaşıp tanışıyoruz. Kendisiyle biraz görüştükten sonra konuya girip Mustafa Güllü Bey'e Hergün 12.15-13.15 saatleri arasında dükkanının açık olmasına rağmen Cuma günü özellikle Cuma namazı vaktinde kapalı olmalarının sebebini soruyoruz. Önce bize Cuma suresinin son üç ayetini okuduktan sonra mealini söylüyor ve açıklamaya başlıyor.

"Efendim Allahü Teala Kur'an-ı Kerim'inde Cuma günü Cuma Saatinde ezan okunduktan sonra Allah'ın zikrine koşmanın, farz olan Cuma namazını eda etmenin, boş sözlerle, boş işlerle ve ticaretle uğraşmaktan daha hayırlı olacağını söylüyor ve bu saatte "Herşeyi bırakın, Allah'ın zikrine koşun" buyuruyor. Cuma vakti geçtikten sonra ise "Yeryüzüne dağılın ve helal rızık için çalışın" buyuruyor. Müessesemizi bu vakitte kapatmamızın yegane sebebi budur."

Mustafa Bey'e Karaköy gibi bir iş muhitinde gıda maddesi satan bir dükkanın öğle vaktinde kapalı olmasının işlerine maddi bir tesiri olup olmadığını sorduğumuzdaysa şu cevabı alıyoruz.

"Hayır Efendim kesinlikle böyle bir şey konu değil. Görüyorsunuz ki herkes kuyrukta dükkanın açılmasını bekliyor. Hatta Cuma günleri diğer günlere nazaran daha çok iş yapıyoruz. Rızkı veren Allah'tır. Yine cuma suresinin son ayeti "Allah tek ve en hayırlı rızık vericidir" . Bu yüzden müessesemizin böyle bir endişesi yoktur."

Son olarak bu durumdan dolayı müşterilerinden tepki veya eleştiri alıp almadıklarını soruyoruz.

"Bugüne kadar bu durumdan dolayı epey tepki aldık ancak bu bizi hiçbir zaman yaptığımız uygulamadan döndüremez. Bizi üzen taraf bazı müşterilerimizin "Cuma namazını kaza edin!" şeklinde çözüm göstermeleri oldu." (Murat Erker-Nisan 1988-Altınoluk)

Güncel Haberleri