Risale Haber - Haber Merkezi
Faruk Beşer Yeni Şafak'taki yazısında Moda ve Tesettür kavramlarını ele aldı. Moda ile tesettür bağdaşır mı sorusuna cevap arayan Beşer, 'Moda'nın ne anlama geldiğinin üzerinde durduktan sonra modanın doğal bir değişim olmadığını vurgulayarak; kapitalizmin bir aracı olarak modanın insan duygularından istifade ederek ihtiyaç kavramını değiştirip bireyi 'moda tüketicisi' ne dönüştürdüğünü ifade ederek yazısına şöyle devam etti:
...
Çünkü moda bir ihtiyaç değil, kazananı sadece üretenleri olan bir yarıştır.
Bu sebeple tüketenleri açısından bakıldığında moda safi zarar ve safi israftır. Tatminsizlik ve özenti uğruna paranın ve daha pek çok değerin umursamazca saçılıp savrulmasıdır. Kısaca moda tam bir dünyevileşme göstergesidir.
Tesettür modasını bile başkalarının üretiyor ve onların işine yarıyor olması her şeyi anlatmaya yeter. 2013 yılında bir derginin verdiği rakamlara göre tesettür modası harcamasında ülke bazında Türkiye İslam ülkelerinin başını çekiyor. Rakamlar bana biraz abartılı geldi ama Türkiye'nin yılda modaya yaptığı harcama 39.3 milyar dolarmış. Türkiye'yi takip eden ülkeler ise Birleşik Arap Emirlikleri (22,5 milyar dolar), Endonezya (18,8 milyar dolar), İran (17,1 milyar dolar), Suudi Arabistan (16 milyar dolar) ve Nijerya (14,4 milyar dolar). Avrupa'da, Fransa, Almanya ve Birleşik Krallıkta yaşayan Müslümanların da 25 milyar doların üzerinde tüketim yaptığı belirtilmiştir.
İslami kadın modasına ilişkin dergi ve literatürün de önce Batıda ortaya çıkması ve orada gelişmesi meselenin kapitalizm ve sermaye ile ilişkisini açıkça ortaya koyuyor.
MODA İLE TESETTÜR BAĞDAŞIR MI?
Tesettürün ittifakla kabul edilen şartları ile modayı moda kılan özellikleri yan yana düşündüğümüzde moda ile tesettürün ne ölçüde bağdaşabileceğini, ya da bağdaşamayacağını anlayabiliriz:
Tesettürde namahreme bakmama ve baktırmama esastır. Yani tesettürlü bir kadın tesettürü ile 'bana bakma!' demiş olur. Oysa moda 'bana bak' demenin ifadesidir.
Tesettürde 'teberruc' haramdır. Önceki yazımızda tanımını verdiğimiz teberruc, burçlaşma, yani görünür olma çabasıdır. Oysa moda baştan ayağa teberruçtur.
Tesettür ucu Hz. Âdem'e dayanan bir geleneğin devamıdır. Oysa moda eskiyi çöpe atmanın adıdır, yarın tekrar değişecek olan şu anı yaşamaktır.
Tesettürde şöhret, istenmeyen bir şeydir. Resulüllah (sav) 'şöhret libasını' lanetlemiştir. Şöhretin her iki ucu da yerilmiştir.
MODA SAFİ İSRAF VE ÖZENTİDİR
Tesettür israfın haram olduğu bir düşüncenin ve ihtiyacın ürünüdür. Oysa moda safi israftır.
Tesettür bir kişiliği, kimliği ve aidiyeti sembolize eder. Oysa moda özentinin ve öykünmenin ürünüdür.
Tesettürün asıl boyutu manevi yönüdür, o bir ibadettir, moda ise gösterişten, riyadan ve görünenden ibarettir.
Moda bir bakıma da 'karargâhınız evleriniz olsun' denen kadınların toplumsal hayatta ve aktif iş hayatında bir ihtiyaca bağlı olmaksızın, sırf ekonomik özgürlük adına arzı endam etmesinin kaçınılmaz bir sonucudur.
Moda ve gösteriş tarzındaki tesettür modernliğin ve dünyevileşmenin bir tezahürüdür.
Bütün bu sebeplerden ötürü moda ile tesettüre bağdaştırma imkânı gözükmemektedir. Ama Müslümanların kendi aralarında yaygın bir örf haline gelmiş bir giyim kuşam biçimine uymak da, ayrılıp dikkat çekmeme adına olması gereken bir şeydir.