Teravih ve camiler boşalınca!

Resul TOSUN

Bugün sütunum "Teravih konusuna neden değinmiyorsun?" diyen kızım Büşra Durmuş'a emanet. Diyor ki:

"Arınma ayıdır Ramazan; dostluğun, birlikteliğin en yoğun yaşandığı, özlemle gelişi beklenen mübarek ay!

Her sene büyük bir nümayişle gelip, her kesimden insanı onlarca özelliğinden en azından biriyle kuşatan Rahmet ayı.

Memleketteki manevi hassasiyetin yok olduğunu görüp, tam da ümidimizi yitireceğimiz bir aralıktan bakıverince, tüm büyüsüyle hepimizi içine çekiveren oruç ayı.

Hassasiyetsizlikten hepimizi sıyırıp, tokun açın halinden anlamasına vesile olan, yardımlaşma ayı.

Cemaatsizlikten dertlendiği bir devri kapatıp, avlularına kadar camileri tıklım tıklım dolduran kutlu ay.

Daha nice vasfıyla hayatımızda iliklerimize kadar hissettiğimiz, ne mutlu ki hâlâ "nerde o eski Ramazanlar" dedirtmeyecek kadar lezzetle yaşanan mutlu ay.

Tam da bu duygularla hep birlikte, adeta Ramazan ayını ümmetçe kutlarken, içimizi bulandıran, sokaktaki adama "acaba" dedirten kafa karıştırıcı tartışmaları görmek çok üzücü.

Ekranda ilmiyle kendini kanıtlamış kıymetli hocaların adeta taraf oluşturarak ve aksi uygulamalara isnatta bulunarak yüzyıllık dini uygulamaları yargılamaları şu an hiç de ihtiyaç duyduğumuz bir durum değil aslında.

Dinde ihtilaf elbette yüzyıllık bir gelenek. Sırf bu ihtilaflar sonucunda her biri hak olan dört mezhep oluşmuş. İçeriklerine baktığımızda neredeyse tamamı ayrıntılardan oluşan bu ihtilaflar, dinde ayrışmaya değil, mezhep sahibi imamların arkasında tercihine göre dinini yaşayan bir ümmet portresine vesile olmuştur.

Ancak bahsi geçen bu ayrılıklar elbette zamanın koşullarını da uygun olarak Müslümanların gözü önünde cereyan etmemiş, ruhbanlık sınıfının olmadığı dinimizde müctehid sıfatındaki ilim adamlarının müşterek paydada buluştukları bir platformda gerçekleşmiştir. Sonuç itibariyle bu farklılık oluşmuş ancak kafa karışıklığına sebep olmaksızın uygulamaya geçilmiştir.

Bugüne dönüp baktığımızda, rahatsızlık veren manzara, iki kıymetli ilim adamının hiç de kibar denmeyecek bir üslupla insanların kafalarını karıştırıyor olmasıdır. İçinde bulunduğumuz teknoloji devrinin de nimetlerinden faydalanarak, her an her yerde sesini topluma duyurabilme avantajını fütursuzca kullanmak, üzerinde başlı başına tartışılması gereken bir mevzudur.

Ramazan'da kılınıp camileri hınca hınç dolduran, adına "teravih" denen bir namazla ilgili fikir beyan ederken, kim oruç tutar kim tutmazın bilgisi verilirken konunun sıhhati, toplumda oluşacak algının sıhhati açısından biraz daha temkinli, itidalli davranmak gerekir. Hele de konu böylesi hayırlı bir birlikteliğe, "on bir ayın sultanı " diyerek ululanan bu sıcacık iklimi camileri doldurarak iyice ısıtan nafile bir ibadetse, kafa karıştırıcı ihtilaflı bilgiler serdetmek büyük sorumluluktur. Çünkü insanımız içinde bulunduğu yozlaşmış, zaman zaman karamsarlaşmış iç halinden kurtulmanın vesilesi olarak Ramazan ipine sarılmıştır.

Orucun mucizevi etkisiyle ruh, büyük bir iştiyakla Ramazan'a ait olarak algılanan diğer ibadetlere sarılma isteği duyuyor ve bunun sonucu olarak cemaatsiz camiler dahi teravihle dolup taşıyor. Durum böyleyken ağızdan çıkan her yorum, üzerinde defalarca düşünülmeyi zorunlu kılar ta ki yorum kafa karıştırmayacak şekle bürünüp, toplumda lüzumsuz infiale sebep olmasın.

Camiler boşalınca düşünmek için artık çok geç demektir!"

Yenişafak

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.