Bismillahirrahmanirrahim
Cenab-ı Hak (c.c), Sâd suresi 49-58. ayetlerinde mealen şöyle buyuruyor:
49, 50-Bu, (onları güzel) bir yâd etmedir! (*) Şübhesiz ki takvâ sâhibleri için, gerçekten güzel bir dönüş yeri, kapıları kendilerine açılmış olan Adn Cennetleri vardır.
51-Orada (o gün artık tahtlar üzerinde) yaslanmış kimselerdir; orada (dilediklerinden) birçok meyveler ve içecekler isterler.
52-Yanlarında da (kocalarından) başkasına bakmayan aynı yaşta olan (zevce)ler vardır.
53-(İşte) bu, hesab günü için va‘d edilmekte olduğunuz şeylerdir.
54-Şübhesiz ki bu, gerçekten bizim (verdiğimiz) rızkımızdır; onun tükenmesi yoktur.
55, 56-Bu (böyledir)! Şübhesiz ki azgınlar için de elbette kötü dönüş yeri, Cehennem vardır; oraya girerler. Artık o ne kötü yataktır!
57-Bu (böyledir!) İşte tatsınlar onu; bir kaynar su ve bir irin!
58-Ve bunun şeklinden başka çeşit çeşit (azablar) vardır.
(*)“Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm’a bak ki: O Zât (asm) herkesçe müsellem (kabûl edilen) ümmîliğiyle (okur-yazar olmamasıyla) berâber, geçmiş enbiyâ (peygamberler) ile kavimlerinin ahvâllerini (hâllerini) görmüş ve müşâhede etmiş gibi Kur’ân’ın lisânıyla söylemiştir. Ve onların ahvâlini, sırlarını beyân ederek âleme neşr ü i‘lân etmiştir (duyurmuştur). Bilhassa naklettiği onların kıssaları (ibret verici hikâyeleri), bütün zekîlerin nazar-ı dikkatlerini celb eden (dikkatli bakışlarını kendine çeken) da‘vâ-yı nübüvvetini (peygamberlik da‘vâsını) isbât içindir.”
(İşârâtü’l-İ‘câz, 158)