Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, şu ana kadar Türkiye'de misafir edilen Suriyeliler için bütçeden Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'na (AFAD) yapılan transferlerin 400 milyon lira olduğunu, fiili harcamanın da 380 milyon lirayı biraz geçtiğini bildirdi.
Babacan, ''Türkiye Cumhuriyeti devleti için bunlar çok kolaylıkla yönetilebilir rakamlardır. Genel mali tablomuzu etkileyecek bir boyut asla söz konusu değildir'' dedi.
'Güvenlik ve istihbarat harcamaları, dengeleri etkileyecek boyutta değil''
Bütçedeki savunma harcamalarının artışının, Suriye'deki gelişmelere bağlandığı yönünde yorumların olduğunun belirtilmesi üzerine de Babacan, harcamalardaki artışı yüzde olarak verdiğinizde yüksek gibi göründüğünü ancak toplama bakıldığında, bütçenin temel yapılarını, dengelerini değiştirecek rakamların söz konusu olmadığını söyledi.
Başbakan Yardımcısı Babacan, bununla birlikte 2012'nin nispeten terör olaylarının yoğun olduğu bir yıl olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:
''Aynı zamanda bizim güvenlik ve istihbarat birimlerimizin yeniden yapılanması da söz konusu. Bunun da kuşkusuz maliyetleri var ama bunları bütçemizin toplam büyüklüğüyle karşılaştırdığınızda dengeleri etkileyecek boyutlarda asla değil. Kaldı ki güvenlik söz konusu olduğunda işin maliyet boyutunu biz hep ikinci derecede düşünmek zorundayız. Buna rağmen tüm güvenlik birimlerimiz yaptıkları işte azami tasarrufa da gerçekten çok çok dikkat ediyorlar. Gereken neyse kuşkusuz harcanacak ama gereksiz harcama da görmüyoruz.''
''Suriye meselesi, Türkiye-Suriye arasındaki ikili bir mesele değildir''
Suriyeli sığınmacılar için yapılan harcamalara ilişkin bir soru üzerine de Babacan, Türkiye'nin Suriye vatandaşlarını misafir etmesinin bir insanlık borcu olduğunu söyledi.
Bunu, Türkiye açısından yapılması gereken bir görev olarak gördüklerinin altını çizen Babacan, şöyle devam etti:
''Biz arzu ederdik ki uluslararası kuruluşlardan ve başka ülkelerden de bu konuda destek gelsin. Maalesef ben şunu görüyorum; Suriye meselesi özellikle Türkiye bağlamında ikili bir mesele gibi tartışılır hale geldi. Sanki ikili meseleymiş gibi bu görülüyor, tartışılıyor.
Aslında Suriye meselesi insanlık perspektifinden baktığımızda bir küresel mesele. Yani biz nasıl dünyanın bir ucunda deprem veya bir sel felaketi olduğunda yardımlarımızı gönderiyorsak, Suriye meselesinin insanlık boyutu da böyle bir konu.
Dünyanın her yerinde beklenen bu insanlık boyutuna destek verilmesi, yardım edilmesidir fakat bunu, bugüne kadar maalesef pek görmedik. Güvenlik perspektifi açısından baktığımızda da yine bölgesel bir meselesidir. Türkiye-Suriye ikili meselesi değildir. Uluslararası toplumun da bunu böyle görmesi lazım.
Bunlar bir yana, bizim şu ana kadar misafir ettiğimiz Suriyeliler için bütçeden Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'na (AFAD) yapılan transferler 400 milyon lira. Fiili harcama da sanırım 380 milyonu biraz geçti, yani boyutlar bu.
Bizim valiliklerin ya da il özel idarelerinin bu kamplarla ilgili ne harcaması varsa bunu AFAD zaten kendilerine ödüyor. Yani devlete toplam maliyet dediniz ya, bu rakamın içinde hepsi var. Yani bu 400'ün dışında ilave bir rakam söz konusu değil.''
''Yapılacak harcama, gelen Suriyeli sayısına bağlı''
Babacan, ''Türkiye'nin bu konuda bir harcama limiti var mı?'' şeklindeki bir soru üzerine de bunun sayılara bağlı olduğunu söyledi.
Gelişmelere göre rakamların artabileceğini de azalabileceğini de dile getiren Babacan, bu konuda konteyner, altyapı gibi bir sabit maliyetlerin bir de günlük giderlerin olduğunu ifade etti.
Şu anda söz konusu kamplardaki çocukların eğitimi için 500 öğretmen görevlendirildiğini, üniversite çağındaki tüm gençlerin de bölgedeki üniversitelere yerleştirildiğini anlatan Babacan, sağlıkla ilgili de çok ciddi yatırımların yapıldığını bildirdi.
Dolayısıyla 400 milyon liranın önemli bir bölümünün bu sabit yatırımlardan kaynaklandığını belirten Babacan, ''Sayının bundan sonra artmadığını var sayarsak, rakamlar o kadar hızlı artmaz ama diyelim ki yeni girişler devam ederse kuşkusuz rakam daha da çoğalır ama ben tekrar ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti devleti için bunlar çok kolaylıkla yönetilebilir rakamlardır. Genel mali tablomuzu etkileyecek bir boyut asla söz konusu değildir'' şeklinde konuştu.
Ekotrent