Yaşar Yavuz'un haberi:
Suriye halkı bir yandan kendilerine zulmeden yönetimden kurtulma mücadelesi verirken, öte yandan da büyük ülkelerin oynadığı oyunları boşa çıkarmak için çaba sarf ediyor. Halk ekmeksiz, aşsız, ilaçsız, elektriksiz, yakacaksız kalmış vaziyette. Üzerlerine yağan bombalar karşısında sivil halk kaçacak yer arıyor. Gıda yok, mühimmat yok. Aslında Suriye'de ümitle beklenen özgürlüğün dışında güzel olan bir şey yok. Gece 23.30'da Kilis Öncüpınar sınır kapısından Suriye'ye girerken silah seslerine de kulaklarımız alışmaya başlıyor. Rejime bağlı Şebbiha'lar uçak ve helikopterlerle Basınç, Vakum, Misket ve Barmil (varil) bombalarını halkın üzerine bırakıyor. Tanklar, toplar ve ağır makineli silahlar Suriye'yi kan gölüne çevirmeye devam ediyor. Yıllarca sindirilmiş bir halkın canları pahasına özgürlüğe kavuşma savaşı yaşananlar.
SAVAŞ VE SOĞUK ZORLUYOR
Sınırdan içerde birkaç kilometre sonra bizi İHH çadır kent sorumluları karşılıyor. Burada 8 binin üzerinde Suriyeli sığınmacı yaşamaya çalışıyor. Kampı geride bırakırken Azez'e varıyoruz. Beşar Esed'in güçleri her bombalamada Azez unutulmuyor. Camiler dahil vurulmadık yer kalmamış kentte. Al- Bab ve Tadif de öyle. Burada kendilerini Ketibe-ül Ahfadu'l Ayişe olarak tanıtan direnişçilerle karşılaşıyoruz. Baba oğul sırt sırta vermiş aynı cephede mücadele ediyorlar. Direnişçileri çetin kış şartları ve imkansızlıklar yıldıramamış. Sadece silahlı mücadele vermiyor, Tadif halkının ihtiyaçlarını karşılamak için de canla başla çalışıyorlar. İçlerinden biri, 'biz halkımıza özgürlüğü getirirken, geçici de olsa onların perişan olmasını asla istemiyoruz' diyor. Al- Bab'ta katliamlarda 500 kişi hayatını kaybetmiş, 2 bin çocuk yetim ve öksüz kalmış durumda.
Bomba arası nöbet
Suriye'nin pek çok şehrinde bombalamalar nedeniyle halk fırın önlerinde nöbet tutuyor. Esed güçleri gündüz şehirleri bombaladığı için gece yarısı ekmek fırınları önünde uzun kuyruklar oluşuyor. Fırın olmayan yerlerde ise ekmek dağıtımları güçlükle de olsa yapılıyor.
Yeni Şafak