Sosyal gelişim (1)

Sosyal hayat; kendimizin de içinde olduğu bizim özelimizin dışında bir hayattır. Tüm insanların özelinin dışında paylaşımda bulundukları bir hayattır. Diğer bir deyimle toplum hayatıdır. Sosyalleşme topluma uyum sağlayabilme ve toplumun bir parçası olabilmedir.

Sosyal hayatı paylaşan kişilerin ilk önce kendilerinin sosyalleşmeleri gerekir. Hemen aklımıza kişi nasıl sosyalleşir? sorusu gelir. Bu sorunun cevabından önce kişi kaç yaşında sosyalleşmeye başlar, kişinin sosyalleşmesinde etkili olanlar kimlerdir? sorularına cevaplar aramalıyız.

Kişinin sosyalleşmesi kendini tanımasıyla başlar, çevresini tanıdıkça da gelişir. Demek ki sosyalleşme çocuklukta başlar. Çocuğun önce anne-babasıyla, evde birlikte yaşadığı kardeşiyle, oyunlar oynadığı arkadaşıyla, okulda öğretmeni, sınıf arkadaşları ve okul çevresiyle sosyal ilişkiler kurmaya başlar, etkileşim sonucu sosyal kuralları öğrenir. Çocuğun sosyal kurulları öğrenmesi zihinsel gelişime paralel olarak gelişir. Çocuk pek çok şeyi algılayıp öğrendikten sonra neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayırt etme yeteneği gelişir. 3 yaş öncesinde sosyal davranışlar çok bilinçli değildir. Çocuk arkadaşını vurup canını yaktığında bunu kasıtlımı yaptı veya kaza ile mi oldu bunu ayırt edemeyiz. Çocuk da ayırt edemez. 3-6 yaş okul öncesi dönemde dönemine gelindiğinde yapılan davranışlar daha da anlam kazanmaya başlar, çünkü çocuk hangi niyetle arkadaşının saçını çektiğini bilmektedir. Sosyal kurallar okul öncesi dönemde çocuğa mutlaka öğretilmelidir.

Çocuklarımızın her yıl, bir öncesi yıla göre sosyalleştiğini, sosyal kurulları öğrendiğini gözlemleriz. Örneğin; 3-6 yasındaki çocuklar:
Sorumluluk almaya başlar. Evin tozunu almak, çiçek sulamak, bakkaldan ekmek almak,  yatağını, oynadığı oyuncaklarını toplamak..vb.  görevlerini verdiğimizde ve bunun bir evcilik oyunu olduğunu söylediğimizde çocuk bu görevleri daha kolaylıkla üstlenecek bir yandan ilk sosyal ilişkileri gelişirken, sosyal kurallara da öğrenmeye ve uymaya  başlayacaktır. Evde aynı saatte yeme yemek, televizyonda yaşına uygun programları izleme, akşam yatış, sabah kalkış saatlerine uyma gibi anne-babanın koyduğu kurullarda öğrenilmeye ve uyulmaya başlanır.

Arkadaşları ile arkadaşlık ilişkileri gelişmeye başlar. Arkadaşlık ilişkileri oyuncak alış verişiyle sınırlıdır. Bu yaşta çocuklarda benlik duygusu daha hâkimdir. Ben, benim annem, benim oyuncağın, annem sadece beni sever duygusunun daha hâkim olmasından dolayı çocuklar genelde bencil olurlar. Çocuklarda gelişen bu bencillikleri oyuncağın, annenin, babanın, arkadaşın paylaşılamaması sonucu kavgalara neden olur.

Bencillikten çıkan kavgalarda anne-baba ve yakın çevrenin tutumu çok önemlidir. Kardeş ve arkadaş kavgalarının en önemli sebebi büyükler tarafından kıyaslama yapılıp kıskanmaya sebep olmalarıdır. Öncelikli olarak çocuklarımızı başkaları ile kıyaslamayacağız.

Çocuklara uygun oyun ortamları hazırlamalıyız. Çocuklara yetecek kadar oyuncak vermeliyiz. Çocukların arkadaşlık ilişkileri oyun oynarken daha çabuk gelişir. Çocuklar oyun oynarken pek çok sosyal kuralı öğrenir. Eğer oyuncakları paylaşamamaktan dolayı kavga çıkıyorsa oyuncakları paylaşmalarını, sıra ile değiştirerek oynamalarını öğretmeliyiz.

Evde kardeşleri ile birlikte iş bölümü yaparak sorumluluk vermeliyiz. Sorumluluk verirken çocukların yaşlarını göz önüne almalıyız. Çocuğun birini çöpü atması görev verilirken diğerine gazete, ekmek alma görevi verilebilir. Çocuklardan birisi sofrayı hazırlamada anneye yardım ederken diğer kardeşinde sofrayı toplamada yardım etmesi gibi örnekleri çoğaltabiliriz. Büyük kardeşin, küçük kardeşin derslerini çalıştırma sorumluluğu verebiliriz. Çocukların birbirlerini zararlı etkilerden korumaları, birbirlerine destek ve yardımcı olma sorumluluğu verebiliriz. Çocuğun yaşının üstünde sorumluluk vermek onda beceriksizim, başarısızım, hiçbir şey yapamıyorum, annemin-babamın yanında değersizim duygularını geliştirebilir.

Çocuklar kavga ettiklerinde problemlerinin çözümünü çocuklara bırakılmalı büyükler sadece yol gösterici olmalı. Büyükler problemin çözümünü öğretmeli, kavga içine girmemelidirler. Hele de çocuğunun avukatlığını yapmamalıdırlar, sonuçta karşıdaki de çocuk.

3-6 yaşındaki çocuklarda hayal gücü çok geniştir. Hayali arkadaşları vardır. Bu yaştaki çocuğu kendi başına oyun oynarken hiç gördünüz mü? Gerçek anlamıyla gözlemlediyseniz tek başına oynuyordur fakat yanında sanki annesi- babası veya arkadaşı varmış gibi konuşur.  Evcilik oyunu oynarken kendisi bir rol üstlenirken hayali arkadaşlarına da başka roller verir ve onlarıda konuşturur. Çocuğunuzun oyuncak telefonuyla görünmeyen karşı taraftaki arkadaşıyla konuşmasını bir dinleseniz size de kendisi, duygu düşünceleri, isteklerini anlamanız konusunda mesaj verir.

Pek çok sosyal kuralı öğrenen, 7 yaşına giren çocuk artık okul hayatına atılır. Daha büyük ve geniş bir sosyal hayatın içindedir. Okulda da öğretmeninden ve okul idaresinden farklı sosyal kurallara uyması istenir. Örneğin, derslerini çalışması, arkadaşları ile uyum içinde olması, okulunun giriş çıkış saatlerine uyması gibi.

Öğretmenin çocuklara karşı tutumu ve davranışları çok önem kazanmaktadır. Aile Seminerlerimize katılan bir annenin anlatımıyla ilkokulda öğretmen dersine fazla çalışmayan öğrencisine tembelsin dediğinde sınıftaki diğer arkadaşları da sürekli tembel demeye başlamışlar. Bir süre sonra bu çocuk arkadaşlarından uzaklaşmış, okulu da gitmek istememiş. Yaşanmış örnek olayda gördüğümüz gibi öğretmenin çocuğa karşı tembelsin sıfatını koyması çocuk ile arkadaşları arasında ki sosyal ilişkileri de bozmaktadır.

Anne-babanın veya öğretmenin çocuğa tembel, aptal..vb.  sıfatı koyması çocukta ben değersizim düşüncesini geliştirir. Çocukta ben değersizim duygusunun gelişmesi çocuğun arkadaşları ile ilişkilerini bozar, kendini yalnız hisseder, içine kapanır, a-sosyal bir yaşamın içine girer. Bu durum da çocuğun duygusal gelişimini etkiler çocuğumuzdan başarı beklerken tamamen başarısızlığa sürükleyebiliriz.
Çocuğumuzun yanlış değerlendirilmesini düzeltmeliyiz. Çocuğumuz iyi notlar alamıyorsa onunla konuşmalı kötü not almak değersiz olmak değildir, ders çalışma yöntemlerini tekrar gözden geçirelim, ben senin yanındayım,  desteğim, mesajları vermeliyiz.

Ortanca kızım ortaokula başlamasıyla birlikte dersaneyede gitmeye başladı. Okul da derslere farklı öğretmenlerin girmesi kızımda yeni eğitim tarzına uyum sağlamakta güçlük çektiğini gözlemledim. Zamanla farklı öğretmenleri de tanıdıkça onlara da alışacaksın. Sen artık büyüdün abla oldun, ortaokulda da çok başarılı olacağını inanıyorum dedim. Kızım yeni okul ortamını uyum sağlamaya çalışırken dershaneden de kalın ciltli soru bankası kitaplar verildi. Matematik sorularını çözmek istiyordu. Ama çözemiyordu. Bir de baktım ki bizim kız oflayıp pufluyor. Ben nasıl olsa çözemiyorum deyip kitabı bir tarafa attı kendide strese girdi. Önceleri çok endişelendim.

Önce kendimi sakinleştirmeli, sonra çocuğa nasıl yardımcı olabileceğimi bulmalıydım. Kızımın morali çok bozuk, iştahı da kesildi. Kızıma karşıma aldım. Okul bitirmek, SBS sınavında başarılı olmak, İyi okullarda okumak, Üniversiteye girmek, bir iş sahibi olmak her şey değil. Önemli olan sağlıklı olmandır. Anadolu lisesinde değil de normal lise de okursun. Hiç moralini bozma. Bizim için senin sağlıklı olman her şeyden önemli. İyi bir iş sahibi olamayabilirsin ama iyi bir anne olursun, Allaha iyi bir kul olursun dedim. Kızım biraz rahatladı.

Ayrıca dershaneye gidip kızımın durumundan bahsettim. Ona bu duygularını atlatana kadar sıkmamalarını, bunun zamanla atılacağına, biraz zamana ihtiyacımızın olduğunu, bu konuda bizlere destek vermelerini istedim. Aile ve dershane işbirliği ile kızımızın sene sonu SBS sınavı sonucu hem dershaneyi, hem de bizi memnun etti. Hangi şartlarda, hangi durumda olunursa olunsun senin yanındayız diyerek çocuğumuzu destek olmayız.

Çocuk olayları kendi bakış açısından değerlendirir. Ortaya saplı bir bardak koysak bardağın sapı bize göre sağda, karşımızdakine göre soldadır. Ama bardak bir tanedir. Herkesin aynı olayı bakışı farklı olabildiğine göre çocuğumuzun da olayları farklı bakabileceğini kabul etmeli, bir yanlışı olduğunda, yanlışının sonuçları anlatılarak doğru davranış öğretilmelidir.

hatipoglu@risalehaber.com