Son kısa film

Senai DEMİRCİ

Görmüş olmalısın elbet; ama bir de ben anlatayım dedim Muhammedciğim. Sahneyi Ankara’da kurduk; cami bahçesinde topladık ekibi. Oyuncular yakından uzaktan geldiler. “Oyuncu” dediysem lafın gelişi; kimse oynuyor değildi. Bir cami bahçesindeki görülebilecek en sahih insanlardı. Bir musallanın üzerindeki bir tabutluk sessizliği okuyacak en sahici adamlardı. Prodüksiyonu zorlamadılar şükür. Yüz ifadeleri tam istediğimiz gibiydi. Yüz ifadesinden fazlasını, öz ifadelerini çekmemize de izin verdiler. 

Başrolü babana verdik. İlk karelerde amorstan aldık İsmail ağabeyi. Ancak, İsmail ağabeyin adını, “İbrahim” diye değiştirdik. Babasına sınama olan İsmail değil, oğluyla sınanan İbrahim olması gerekiyordu. Teklifin aniden gelişiyle sarsıldı ama rolünü benimsemekte gecikmedi. Oğlunu, can parçasını, kurban vermeye hazırlıklı İbrahim olmaya gönüllüydü. İlk planlarda, yüzünü göstermedik “İbrahim”in. Onun yüzüne yönelmiş hüzünlü ama teslim olmuş, mahcup ama umutlu bakışlar topladık. Sımsıcak kucaklaşmaları çektik sağdan, soldan, tepe açıdan… (İçin rahat olsun, montajda elimiz kuvvetli olacak.)

İkinci plana geçtik sonra. Bahçede dolaştı kameramız. “Oyuncu”ların göz bebeklerine dolduk yavaşça. Yüzlerin detaylarında gezindik uzun uzun. Yüzü hayata bakan, hayalleri göğün mavisini tamamlayan gençlerden görüntüler topladık. Bu görüntüleri, saçları ağarmış, hayat yorgunluğu kirpik uçlarına taşmış, alınlarında çileli kıvrımlar biriktirmiş yaşlıların görüntüleriyle miks edeceğiz sonra. 

Senin yokluğunda zorlanmayalım diye, ellerinden geleni yaptılar, yüreklerini ortaya koydular. Kamera gerginlikleri yoktu. Çekimde olduklarını unutmuş gibiydiler. Bakışların hepsini aynı noktaya doğru yönelttik. Kameranın arkasında birini arıyor gibi, hemen sonra aradıklarını bulmuş gibi baktılar. 

Ses kurgusuna gelince… Dudaklardaki mırıltı duaların sesini yavaş yavaş yükselttik. Başından beri baskın olan şehir uğultusu geri plana düştü, dua sesleri yükseldi. Keskin bir sükûneti sarıldı dua sözleri. 

Derken, ‘Allahuekber’ sesi yükseldi; aniden kırdı akışı. Drone’muz şehrin üzerine doğru yükseldi. Tekrarlandı ‘Allahuekber’ sesi… Tekrarlandıkça, büyüklenmelerin hepsini kırarak, iddiaların cümlesini susturarak, şehri küçülttük, önemli görünenleri önemsizleştirdik. 

Sonra başlar eğildi yakın planda. Gözler toprağa döndü. Adımlar sıklaştı. Yüzler bir yöne yöneldi. Heyecanlı kalp atışlarını duyar gibi olduk. “Olan oldu!” diyen el bağlayışlara odaklandık. Sanki herkese kendi bedenini avuçlayıp sahibine teslim ediyordu. Güneş bulutların ardına saklandı bu arada; koca bir gölge uzandı başlar üzerine.

Maksadımız, sığlığın ve çiğliğin hükmettiği bir çağda, milyonlarca insana hep yeniden iman etmenin tatlı heyecanını yükleyen o garip adamı anlatmaktı. Niyetimiz, o eşsiz bilgenin adını bile söylemeden, hayatı ölümde görmesini, ölümü hayatın içinde tatmasını öğrencilerinin gözlerinde okutmaktı. 

Emin ol Muhammedciğim, sayende, uzak sürgünlere aldırış etmeden, ağır hapis şartlarını yırtarak, akla hayale gelmez imkânsızlıkları aşarak, Allah’ı ümit diye sevdiren, ebediyeti teselli diye yüreklere indiren aziz Üstad’ın portresini okuduk. Yeniden sevdik “Acizim, aciz olanı istemem!” diyen gönül tercümanını. 

Finale doğru, rol icabı ‘İbrahim’ olmuş İsmail ağabeyin yüzünde topladık o buruk tebessümlü yüzleri. “Endişe etme,” diyen kırık dökük bir sesi dinliyordu. “Muhammed’in başını okşuyordur şimdi o koca bilge. Senden benden daha güzel babalık ediyordur ona... ‘Keçeli, ne bu acelen!’ diye hafiften azarlamıştır belki de…” 

Son kareyi babanın çocuklar gibi sevindiği o an’ın yüz ifadesiye kapatacağız. Ekran siyaha düşerken, “Şahidiz, elbet şahidiz, iyi biliriz” sesi uğuldayacak… Seyircinin kulağında asılı kalacak ekosu… 

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (4)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.