Sizi, ibret alacak bir süre kadar yaşatmadık mı?

Ayet meali

Bismillahirrahmanirrahim

Cenab-ı Hak (c.c), Fâtır Suresi 36-39. ayetlerinde meâlen şöyle buyuruyor:

36 . Hâlbuki inkâr edenlere gelince, onlar için Cehennem ateşi vardır. Onlara ne (ölümle) hüküm verilir ki ölsünler (de kurtulsunlar), ne de onlardan (Cehennem ateşinin) azâbı biraz olsun hafifletilir. İşte her azılı kâfiri böyle cezâlandırırız!

37 . Onlar orada şöyle feryâd ederler: “Rabbimiz! Bizi (bu Cehennemden) çıkar ki (dünyada) işlemekte olduğumuz (günahlar)dan başka, sâlih bir amel işleyelim!” (Onlara:) “Sizi, ibret alacak bir kimsenin, kendisinde ibret alacağı (bir süre) kadar yaşatmadık mı? Size (bu günün dehşetinden haber veren) korkutucu da geldi. Öyle ise tadın (azâbı)! Artık zâlimler için hiçbir yardımcı yoktur” (denilir). (1)

38 . Muhakkak ki Allah, göklerin ve yerin gaybını (bütün gizliliklerini) bilendir.Doğrusu O, sînelerin içinde olanı (dahi) hakkıyla bilicidir.

39 . O (Rabbiniz), sizi yeryüzünde halîfeler kılandır. (2) Artık kim inkâr ederse, o takdirde onun inkârı kendi aleyhinedir. Çünki onların küfrü, Rableri katında o kâfirlere gazabdan başka bir şey artırmaz, ve onların küfrü, o kâfirlere ziyandan başka bir şey (de) artırmaz.

1- “Küfür üzerine ölen bir kâfir, ebedî bir ömür ile yaşayacak olursa, o gayr-ı mütenâhî (sonsuz) ömrünü behemehâl (her hâl u kârda) küfür ile geçireceği şübhesizdir.Çünki kâfirin cevher-i rûhu bozulmuştur. Bu i‘tibarla, o bozulmuş olan kalbin gayr-ı mütenâhî (sonsuz) bir cinâyete isti‘dâdı (kābiliyeti) vardır. Binâenaleyh ebedî cezâsı, adâlete muhâlif (zıd) değildir.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 74)

2- “Cenâb-ı Hakk’ın arzında (yeryüzünde)beşerin (insanın) halîfe olması, Allah’ın hükümlerini icrâ (uygulama) ve kānunlarını tatbîk etmesi içindir. Bu ise, tam bir ilme mütevakkıftır (bağlıdır).” (İşârâtü’l-İ‘câz, 258)

“İnsan mâlikin kemâlâtına (mülk sâhibinin mükemmelliğine) delâlet eden âlemin hüsnünü (güzelliğini) görüyor, ve kendisine beşik olarak yaratılan küre-i arzda istediği gibi tasarruf eden bir halîfedir. Hattâ semâ-i dünyada (gök yüzünde) dahi aklıyla çalışıyor ve küçüklüğüyle ve za‘fiyetiyle berâber hârika tasarrufât-ı acîbesiyle (şaşılacak işleriyle) eşref-i mahlûkāt (yaratılmışların en şereflisi) ünvânını almıştır. Ve elinde cüz-i ihtiyârî (cüz’î irâde) bulunduğundan, bütün esbâb (sebebler) içerisinde en geniş bir salâhiyet sâhibidir.” (Mesnevî-i Nûriye, Habbe, 120)

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.

İslam Haberleri