Katliamın yankıları sürerken bu kez İstanbul Gazi Mahallesi'nde 12 Mart 1995 akşamı karanlık bir senaryo uygulamaya konuldu. Gaziosmanpaşa ilçesine bağlı çoğunlukla Alevi vatandaşların yaşadığı mahalledeki üç kahvehane ve bir işyeri, kimliği belirsiz kişilerce bir taksiden otomatik silahlarla tarandı. Saldırılar sonucu Halil Kaya adlı bir vatandaş ölürken, 5'i ağır 25 kişi yaralandı. Saldırganların olay yerinden uzaklaştıktan sonra gasp ettikleri taksinin şoförünü öldürdükleri ve taksiyi ateşe verdikleri anlaşıldı. Daha sonraki günlerde halkın tepkisini fırsat bilen provokatörlerin eylemleri artırması sonucu olaylar Ümraniye Mustafa Kemal Mahallesi'ne sıçradı. 12-15 Mart tarihlerinde yaşanan çatışmalarda 23 kişi öldü, 408 kişi yaralandı.
Kanlı provokasyonun bugün yıldönümü. Aradan 15 yıl geçti ama olayın tanıkları, o günlerin acısını hâlâ yüreklerinde taşıyor. Tanıklar, Sivas'taki kanlı eylemi planlayanlarla, Gazi'yi planlayanların aynı derin güçler olduğunu söylüyor. Gazi olaylarını tahrik eden diğer bir gücün medya olduğunu ileri süren tanıklar, "O gün alt yazıdan 'Gazi Mahallesi'nde Sünniler bir dedeyi öldürdü ve cemevini taradı.' diye haber yapmasalardı, olaylar büyümeyecekti." diyor.
Yavuz Kıraathanesi'nin sahibi Şevket Yavuz, Gazi'nin planlanmış, tahrik gücü yüksek bir provokasyon olduğunu düşünüyor. Mahallede kimliği belirsiz kişilerce ilk taranan kahvehanenin sahibi olan Yavuz'un anlattıklarına göre o akşam kahvehanede birçok insan maç izliyormuş. Kimliği belirsiz kişiler bir taksi içinden kahvehaneye ateş açmış. Yavuz, silah sesleri üzerine yola çıkmış. Yolun karşısında iki ticari taksi görmüş. Taksilerden birinin kahvehaneleri tarayarak ilerlediğini, diğer taksinin ise arkadan takip ettiğine şahit olmuş.
MEDYA ŞİDDETİ KÖRÜKLEDİ
Silahlı saldırıda yaşlı bir Alevi vatandaşın ölmesi üzerine bir anda mahalle halkının toplumsal refleks gösterdiğini ifade eden Yavuz, medyanın olayları Alevi-Sünni çatışması çıkmış gibi haber yapmasının olayların büyümesine yol açtığını vurguluyor: "Televizyonlarda alt yazı olarak 'Gazi Mahallesi'nde bir Alevi dedesi Sünniler tarafından öldürüldü.' ifadesi geçildi. Bu tüm Alevileri tedirgin etti. Öldürülen kişi Alevi dedesi değildi. Medyayı da kullanan derin güçlerin amaçlarında Alevi-Sünni çatışması çıkartmak vardı." Yavuz, yaralanan ve ölenleri görmek için hastaneye gittiklerinde gazetecilerin "Saldırıyı Sünniler mi yaptı?" sorusuna sinirlenerek, "Sünni komşularımızla yıllardır sorunsuz yaşıyoruz. Onların bu şekilde bir katliamı planladıklarına inanmıyorum." demiş.
Gazi Kültür Vakfı Başkanı ve Gazi Cemevi Dedesi Veli Gülsoy, bu provokasyonun benzerlerini Sivas, Çorum ve Kahramanmaraş'ta gördüklerini kaydediyor. Aynı senaryoları pişirip tekrar önlerine getirdiklerini vurgulayan Gülsoy, olayların ardından Sünnilerle daha fazla kucaklaşarak kimsenin ekmeğine yağ sürmediklerinin altını çiziyor.
Tanıklardan bir diğeri Gazi Cemevi kurucularından Şükrü Akkaya. Olay günü arkadaşlarıyla maç izledikten sonra eve dönen Akkaya, birden silah sesleri ve gürültü duymuş. Kahvehanenin tarandığını televizyonun alt yazısından öğrenmiş. 'Dede öldü' haberinin yayılmasıyla önü alınamayacak bir kalabalık yürüyüşe başlamış. Akkaya, "Basın o yönden görünce tansiyon yükseldi. Kimsenin burada birbiriyle derdi yok. Etnik kökene dayanan bir kavga kesinlikle olmadı." diye konuşuyor. Yaşananlardan sonra Gazi'nin dışlanan, horlanan bir mahalle olduğuna dikkat çeken Akkaya, şunları kaydediyor: "Kiralar düştü, dükkânlar boşaldı, işe alınmadı bu mahalledekiler. Başka şehirdekiler bile Gazi deyince önyargılı bakıyor."
Gazi Mahallesi Muhtarı Nevzat Altun ise provokasyonları yapanların hâlâ elini kolunu sallayarak gezdiğine dikkat çekiyor. Suçun 3 polisin üstüne atıldığını ifade eden muhtar, gerçek faillerin bulunmasını istiyor. Gazi Cemevi Vakfı eski Başkanı Hıdır Elmas da hâlâ karanlıkta kalan olayın suçlularının cezalandırılması gerektiğini söylüyor. Elmas, gençleri bundan sonra yapılabilecek provokasyonlara gelmemeleri konusunda uyarıyor: "Hem gençler hem de anne babaları; birtakım kışkırtmalara fırsat vermemeli. Oyunu planlayanların emelleri doğrultusunda hareket edilmemeli."
Zaman