Bismillahirrahmanirrahim
Cenab-ı Hak (c.c), Şuara 34-48. ayetlerinde mealen şöyle buyuruyor:
34-(Fir‘avun) etrâfındaki ileri gelenlere: “Şübhesiz ki bu, gerçekten bilgili bir sihirbazdır!” dedi.
35-“Sihri ile sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?”
36-“Bütün bilgili mâhir sihirbazları sana getirsinler.”
37-“Bütün bilgili mâhir sihirbazları sana getirsinler.”
38-Böylece sihirbazlar, belli bir günün ta‘yîn edilen vaktinde bir araya getirildi.
39-İnsanlara da: “Siz toplanacak olan kimseler misiniz? (Haydi çabuk toplanın!)” denildi.
40-(Ve yine:) “Umarız ki galib gelenler onlar olur da, (biz de) o sihirbazlara uyarız!” (dediler.)
41-Derken sihirbazlar geldiğinde Fir‘avun’a: “Eğer galib gelenler biz olursak, şübhesiz bize elbette bir mükâfât var değil mi?” dediler.
42-(Fir‘avun:) “Evet, hem o takdirde doğrusu siz, elbette (bana) yakın kılınmış kimselerden olacaksınız” dedi.
43-Mûsâ onlara: “Siz (göz boyamak üzere) ne atacak kimseler iseniz, atın (bakalım)!” dedi.(1)
44-Bunun üzerine (onlar) iplerini ve değneklerini attılar ve (böbürlenerek:) “Fir‘avun’un şerefi üzerine yemîn ederiz ki, muhakkak galib olanlar elbette ancak biziz!” dediler.
45-Sonra, Mûsâ asâsını bıraktı; bir de baktılar ki o, onların uydurmakta oldukları şeyleri yutuyor!
46-Sihirbazlar (bunun aslâ bir sihir olmadığını anlayıp) hemen secdeye kapanan kimseler olarak (yerlere) atıldı(lar).
47, 48-“Âlemlerin Rabbine, Mûsâ ve Hârûn’un Rabbine îmân ettik!” dediler.