SETA'dan Irak'ın geleceğiyle ilgili rapor

SETA tarafından hazırlanan Irak raporunda, Irak'ın parçalanma tehlikesinden, gelecekte İsrail yanlısı olmayacağına dair çarpıcı gözlemler yer alıyor

RisaleHaber-Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETAV) yetkililerinden, Ortadoğu Uzmanı İstanbul Şehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya ve SETA Ekonomi Araştırmaları Koordinatörü Taha Özhan tarafından hazırlanan Irak raporu, Amerikan işgalinin Irak'ta yaptığı hatalar ve Irak'ın içyapısından kaynaklanan öngörülemeyen faktörler, şiddet sarmalı içindeki Irak'ın yeni dönemdeki geleceği, bölgesel ve uluslararası aktörlerin olası pozisyonları, Türkiye'nin Ortadoğu ve Irak politikasına ilişkin önemli tespitler içeriyor.

İşte bugün düzenlenecek uluslararası bir toplantı ile kamuoyuna açıklanacak olan rapordan bazı çarpıcı başlıklar:

Irak'ın parçalanmasından İran karlı çıkacak

Raporda, Ortadoğu'da oluşacak bir "Şii Kuşağı"nın bölgedeki dengeleri derinden etkileyeceğine dikkat çekiliyor. Bu noktada Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri İran'dan sonra bölgede ikinci bir Şii ya da Şii çoğunluklu bir devletin ortaya çıkmasını hazmedemeyeceği vurgulanıyor. Raporda Kürtleri bağımsız bir devlet kurarak Irak'tan kopması halinde toplam nüfus içinde %60'lık bir kitleyi oluşturan Şiilerin bu kopuşla birlikte Irak nüfusunun %80'ine denk gelecekleri belirtiliyor. Bu noktada kısa ve uzun vadede bu süreçten en çok kazanç sağlaması beklenen ülkenin İran olacağına dikkat çekiyor.

Raporda Körfez ülkeleri nezdinde Şii İslamı yerleştirmeyi hedefleyen İran'ın Irak'ta yeni bir Şii devletinin kurulması halinde bölgedeki etkinliğini daha da artıracağını bu durumun İran'I köşeye sıkıştırmaya çalışan ABD'nin çıkarlarına ters olacağı vurgulanıyor.

2003 yılındaki Amerikan işgalinin ardından Irak'taki siyasal gelişmeleri ve seçmenlerin oy verme davranışlarını da irdeleyen rapor, yeni Irak'ta siyasî bir güç olarak 'İslamcılığın' etkili olacağını öne sürüyor. Her ne kadar Şiiler ile Sunniler arasında zaman zaman patlak veren görüş ayrılığı ve çatışmalara rağmen her iki mezhep temsilcilerinin İslami bir damardan beslenmesinin dışardan bu ülkeye yapılacak müdahalelerde İslamcı damarın güçlenmesini sağlayacağı ifade ediliyor. Hem ISCI ve Sadr hareketi gibi silahlı kanatları da bulunan gruplar, hem de Dava (Şii), Irak İslam Partisi (Sünni Arap) ve İttihad-ı İslam Partisi (Kürt) gibi silahlı kanadı bulunmayan İslamcı grupların tek ortak noktasının İslamcı olmalarına işaret ediliyor.

Irak her an parçalanabilir

Rapora göre, yeni Irak'ta hem Şii hem de Sünni Araplardaki eğilimler nedeniyle İslam-devlet ve İslam-toplum ilişkileri geçmişten farklı olacak. Buna bağlı olarak özellikle de Şii ulemasının siyasi ve toplumsal hattaki rolünün artacak. Ancak, Irak'ta İran'da olduğu gibi din adamlarının ülkeyi bizzat yönetmesinin de imkânsız olacağı ifade ediliyor. Raporda, mevcut anayasal ve federal sisteminde ileriki yıllarda temel bir değişikliğe gidilmediği takdirde, merkezi devletin ya da devlet kurumlarının göreceli zayıflığının devam edeceği konusunda da uyarılarda bulunuluyor. Yani kurulacak yeni devlet her an yeni çatışmalarla parçalanabilecek durumda.

Yeni İrak İsrail yanlısı olmayacak

Raporda, Amerikalı yeni muhafazakârların bütün hesaplarına rağmen, yeni oluşan Irak rejiminin İsrail yanlısı olmayacağına dikkat çekiyor. Ancak bu durum Irak'ın askeri bakımdan güçsüz ve siyasi bakımdan istikrarsız bir devlet olacağı gerçeğini değiştirmeyecek.

İlk kriz su sorunu olacak

Raporda, Irak'ta istikrar sağlandıktan ve siyasi sistem normalleştikten sonra ilk gündeme gelecek konulardan birinin su sorunu olacağı ifade ediliyor.

Raporda, Türkiye'nin yeni Irak'ta yapıcı, kolaylaştırıcı ve dengeleyici bir rol oynaması gerekliliğine işaret ediliyor ve şu önerileri getiriyor:

"Irak konusunda korku söylemleri ve reaksiyoner tavırlar terkedilmeli, barış, güvenlik, demokrasi ve istikrara vurgu yapan aktif, yapıcı ve çok yönlü bir söylem ve politika geliştirilmelidir. Türkiye, Irak halkına, bölgeye ve uluslararası aktörlere dönük kapsamlı bir kamu diplomasisi yürütmelidir."

İşgal sonrasında Saddam Hüseyin dönemi elektrik dağıtım oranının bile tutturulamamış olması, Amerika'nın büyük altyapı projelerini önceleyip günlük yaşam ihtiyaçlarını göz ardı etmesinden kaynaklanmasının Irak halkının ABD'ye karşı direnişini artırdığı ifade ediliyor.

İslam Haberleri