Şerif Mardin: İslam'ın enerjisi artıyor

Büyük halk kitleleri, “Ben kimim. Neyim. Ne yapacağım” diye sorduklarında da…

Risale Haber-Haber Merkezi

 

Şerif Mardin Taraf gazetesinden Neşe Düzel’e konuştu:

 

Siz, Türkiye’de, “İslami dirilişin sürekliliğinden ve İslam’ın artan enerjisinden” söz ediyorsunuz. İslami diriliş derken tam olarak nasıl bir gelişmeyi tanımlıyorsunuz?

Türkiye’de toplumda bir merak var. İnsanların çoğu, İslami kültür ögesi peşindeler. İslami diriliş dediğim şeyin bir tarafında işte bu İslami merak var. Dirilişin diğer tarafında da, bu merakı destekleyen ve bu arayışın daha ileriye gitmesini isteyen kimseler var… Sonuçta Cumhuriyet’in ortaya koyduğu bir iştirak-katılma tabanı var. Büyük halk kitleleri, “Ben kimim. Neyim. Ne yapacağım” diye sorduklarında da, Cumhuriyet’in ortadan kaldırmadığı ve Müslümanlığın tatbik imkânlarının hâlâ devam ettiği bir Türkiye buldular karşılarında.

 

“Ben kimim” sorusunun cevabını nerede buluyor insanlar?

İslami kültür hayatımızın büyük bir kısmını kapsadığı için, bu soruların cevaplarını İslam’da buluyorlar. Yani mesele şudur. Bir tarafta bu soruların büyük kitleler tarafından sorulması var. Diğer tarafta da ortada bu sorulara cevap veren hazır bir kültürel taban var. Bu ikisi birlikte çalıştı. Bu yüzden İslami yeniden diriliş ve enerji artışı aslında basit bir şey değil!

 

İslamiyet’in enerjisi Türkiye’de nasıl artıyor?

Bir kere Cumalara giden şahıs sayısı artıyor. Eski Cumalar değil bu Cumalar. Bilen birisi bana şunu söyledi. “Siz, cuma günleri camilerde hayır toplama sandığının içine bakarsanız, şaşarsınız” dedi. O fakir fakir insanların bıraktıkları paralar... Yani bu enerjinin biraz da finansal bir tabanı var. “Bu nereden geliyor?” diyoruz. İşte geldiği yerlerden biri de orası. Yani bizim farkına varmadığımız halkın, kendiliğinden verdiği paraların bazı yerlerde toplanması bu. Ama bu durum, birtakım sahtekârlıkların yapılmasına mani değil. Çünkü paranın olduğu her yerde sahtekârlık vardır...

 

Türkiye’de tarikatların canlandığını mı gözlüyorsunuz siz?

Tarikatların yolundan, izinden giden bir İslami akım hep olmuştur Türkiye’de. Mesela birçok insan, yavaş yavaş tasavvuf nedir diye merak etmeye başladılar. Tasavvufa olan merak artışı, benim yakalamaya çalıştığım ilginin biraz sofistike olan şekli. Yani bu ilginin şekillerini yukarıdan aşağıya sayabilirsiniz.

 

Daha aşağıda nasıl bir ilgi yaşanıyor tarikatlarla ilgili?

Daha kaba olarak tanımlayabileceğimiz olaylar ve yapılar yaşanıyor. Bana tarikatlar hakkında hikâyeler anlatılıyor. Dedikodu değil bunlar. Mesela benim sevdiğim dört, beş kişi hakiki bir merak sonucunda tasavvuf meselesine girdiler son zamanlarda. Bir merak, iki merak, on merak, halk merakı, köylü merakı vs. derken, bunların hepsi birleşiyor ve bir İslami diriliş ortaya çıkıyor. Bu İslami dirilişi, sadece hocaların öğretisi ve geriye götürme çabası olarak görmemek lazım. Pek çok etkinin üst üste gelmesiyle ortaya çıkan ve pek çok kanaldan çalışan bir şey bu. Başta da dediğim gibi bir yanda toplumda bir tecessüs, merak var. Diğer yanda da insanlarda bu merak uyandırılmaya çalışılıyor. Bu merak destekleniyor.

 

Tarikatların canlanması söz konusu mu?

Canlanma değil bu. İslami bir yolculuğun devamı bu. İslami bir yolculuğun devamı yaşanıyor Türkiye’de.

 

Bu yolculuk Cumhuriyet’le kesintiye uğramadı mı?

Hayır uğramadı. Tekkeler kapatıldı ama mesele tekke değildi. Buraya gelen bir antropolog ilginç bir şey buldu. Tarikatlara canlılık veren şey, bizim hiç üzerinde durmadığımız ve önemsiz bulduğumuz bir şey. O şey ne biliyor musunuz?

 

Nedir?

Sohbet! “Tarikata giren insanlar arasındaki bağlılığı ne meydana getirir” diye sorduğunuzda, ortaya sohbet çıkıyor. “Her grup kendi arasında konuşur canım” demeyin! Öyle değil. Tarikat için sohbet, bir iç diskur. Sohbetin bambaşka bir vurgusu var.

 

Sohbet ne anlama geliyor tarikatta?

Orada sohbet, insanlar arasındaki tabii ilişkiyi başka bir şekilde kuran bir şey. Yalnızlık duygusunu ortadan kaldıran, kardeşlik duygusunu arttıran bir şey. Bakın... Din, insanın bazı manevi boşluklarına karşılık veren bir bütün olarak düşünülür. Her insan, dünyaya geldikten sonra iyi ve güzelin nasıl yapılacağını merak eder. Cumhuriyet bu konuda insanlara çok fazla şey vermedi. “Bizim yaptıklarımız faydalıdır” dedi. Cumhuriyet’in fayda konsepti çok ilginçtir. Ağırlığı fayda konseptine verirseniz...

 

Sonuç ne olur?

Ağırlığı fayda konseptine verirseniz, gönülle, iç hayatla ilgili şeyleri unutursunuz. Oysa Batı’da siyaset ve sosyoloji gibi laik bilimler bile gönül rahatlığının ne kadar önemli bir toplumsal parça olduğunun üzerinde duruyorlar bu sıralarda. Biz ise bu “gönül olarak rahatlamanın” altını fazla çizmiyoruz.

Güncel Haberleri