Savaş kesmeyen sözler

Şahin DOĞAN

-Hangi kanalı açsan siyaset. Hangi sohbet meclisine katılsan siyaset. Siyaset, siyaset, siyaset… Varsa yoksa siyaset. Sahi bu ülkede felsefe, kültür, sanat, edebiyat yok mu hiç?

-Biz ne aralar bu hale geldik? Bize ne oldu? Neden bu kadar düşman kesildik birbirimize? Alt tarafı her demokratik ülkede benzerine rastladığımız bir seçime gidiyoruz, savaşa değil. Bunu iman-küfür meselesi yapmak cehaletten başka bir şey değil. Çok yazık!

-Siyaset hakikate hizmetkar olmalı, yerine geçmemeli.

-Modernliği en fazla eleştirenlerin, modernliğin bütün nimetlerinden en fazla yararlanan ve modernliği herkesten fazla özümsemiş Müslümanlar olması çok düşündürücüdür.

-Düşünmenin hakkını veren tam inan(a)maz, tam inanan ise düşünmenin hakkını ver(e)mez. Çünkü inanmak tam teslimiyet ister, tam düşünmeyi değil.

-Düşünmek tereddütle başlar. Düşünen düşler, düşer ve dışlanır. Bir tercih değil bu bir kader.

-Düşünce, muhalifini tanımakla/okumakla başlar. Muhalifini tanımadan/okumadan yapılan şey düşünce değil, ezberdir.

-Düşünmek istiyorsan zirveye çıkman ve orada kalmayı göze alman gerek ama şunu asla unutma: zirveler piknik yapmak için uygun yerler değildir.

-Bir düşünce ne kadar bizimkine benzemiyorsa, bizimkini o kadar tamamlar. En büyük dostlarımız bizim gibi düşünmeyenlerdir.

-Bir "fikir adamı"nın, bir edebiyatçı'nın herhangi bir "kurulu düzen"den, herhangi bir "otorite"den, herhangi bir “müessese”den isteyeceği tek şey vardır: hürriyet içinde kendini ifade etmesine ses çıkarılmaması. (C. Meriç)

-Kendi hakikatinden çok "emin" olanlarla sahici bir diyaloğun kurulabileceğinden emin değilim.

-Çağımızın en büyük sorunu; akıllılar hep kuşku içindeyken aptallar küstahça kendinden emindir. (Bertrand Russell)

-Kazanana şükretmek yakışır, kaybedene sabretmek. Ve de biraz düşünmek.

-Kötülüklerle dolu bu dünyada erdemli bir insanın görevi -yapabiliyorsa eğer- kötülüğü görünmezleştirmeden  iyiliği çoğaltmaya çalışmak olmalı. İyiliği, insanlığı, güzelliği, adaleti, ihsanı…

-Zulme karşı olmak demek, zulmün her türlüsüne karşı olmak demektir. Zulmün bir çeşidini dillendirip bir çeşidini görmezlikten gelmek ayrıca bir zulümdür.

-Bir şeyin edebiyatı yapılıyorsa eğer o şeyin aslı yok olmuş demektir.

-Hayatın özeti: Gülmenin sonu ağlama... Vuslatın sonu hicran... Yazın sonu hazan... Ateşin sonu kül... İkbalin sonu zeval... Hayatın sonu ölüm...

-El duası bitmeden yapılacak dil duası yalnızca bir gürültüdür çünkü ancak elce ve dilce hazır olanlar huzur bulurlar." (İ. Fazlıoğlu)

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (4)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.