Gazete, kimyasal silah tedarikinde Sovyetler Birliği ve İran’ın yanı sıra Batılı şirketlerin de rol aldığını bildirdi.
Suriye’de rejime bağlı güçlerin 21 Ağustos’ta Şam kırsalında 1400’den fazla kişiyi zehirli gazla katlettiği saldırının ardından Şam yönetiminin kimyasal silah potansiyeli tartışılıyor. Fransız istihbaratının geçen hafta açıkladığı rapora göre yaklaşık bin ton kimyasal silahı olan Suriye, dünyadaki en büyük ve operasyonel kimyasal silah cephanesine sahip ülke. Sinir gazı, hardal gazı ve siyanür içerikli kimyasal silahları bulunan Suriye’nin, bu zehirli gazları taşıyacak gelişmiş konvansiyonel silahları da var. Peki Esed rejimi bu kimyasal silahları nasıl elde etti? Amerikan New York Times Gazetesi’ne göre rejim, dünyanın en büyük kimyasal silah stoklarından birini Sovyetler Birliği’nin ve İran’ın yardımıyla elde etti. Gazete, Batı Avrupalı tedarikçiler ve hatta bazı Amerikan şirketlerinin de Şam yönetiminin kitle imha silahlarına erişiminde pay sahibi olduğunu yazdı.
NY Times, bu iddiasını Wikileaks internet sitesinin ifşa ettiği gizli Amerikan diplomatik yazışmalarına ve günyüzüne çıkan istihbarat raporlarına dayandırdı. 1980’lerde Suriye’nin kimyasal silah geliştirmesini önlemek için birtakım kimyevi maddelerin bu ülkeye satışı yasaklansa da Esed ailesi yasal boşluklardan, uygulamadaki gevşekliklerden ve uluslararası toplumun nükleer silahların yayılması konusuna odaklanmasından istifade etti. Suriye, baba Hafız Esed döneminden itibaren tehlikesiz, ihracatı yasal olan ancak kimyasal silah üretiminde de hammadde olarak kullanılabilen kimyevilerle kitle imha silah deposunu geliştirdi. Esed rejimi, sarin ve hardal gazı yapımında kullanılan maddeleri, paravan şirketler ağı kurarak ithal etti. Rejim ‘ilaç’ kisvesi altında da bu maddeleri tedarik etti. Sovyetler’deki kimyasal silahların azaltılmasından sorumlu bir Rus general, Suriye yönetiminin kimyasal silah programını kurmasına yardımcı oldu. Kamuoyuyla şimdi paylaşılan 1991 yılına ait bir istihbarat raporuna göre Çekoslovakya ve Sovyetleri Birliği, Şam’a kimyasal harp maddesi ile bunların fırlatma sistemlerini temin etti, bu konuda eğitim verdi. İran üzerinden de Suriye’ye kritik kimyeviler ve bunları taşıyacak füzeler gitti. Çin de Kuzey Kore yoluyla bu konuda yardımcı oldu. Hatta Amerikan şirketleri dahi Suriye’nin kimyasal deposunu takviye etmesinde rol aldı. 2006 yılında ABD’li bir şirket, Suriye’ye kimyasal silah yapımında kullanılan potasyum siyanür gönderdi. Amerikan Waterville, Me adlı bir şirketin yöneticileri, 2001’de yasaklı biyolojik maddeleri Suriye’ye ihraçtan suçlu bulundu.
Barack Obama’nın Beyaz Saray’a çıktığı 2009 yılında Washington, büyüyen tehdit karşısında alarma geçti. Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton imzalı bir bilgi notunda Amerikalı diplomatlara, Suriye’ye giden kimyasallar ve teçhizat akışının durdurulması konusunda odaklanmaları uyarısı yapıldı.
Zaman