Küllî Kaziyyelerin Nakîzleri: Küllî Olumludan Cüz’î Olumsuza, Küllî Olumsuzdan Cüz’î Olumluya
Bir önceki derste şahsiyye, mühmele ve mahsûra kaziyyelerin nakîzinde keyf ile sûrun nasıl değiştiğini gördük. Şimdi Kızıl Îcâz, bu kaideyi iki temel küllî kaziyye üzerinde açıkça uygular: küllî olumlu bir hüküm cüz’î olumsuzla; küllî olumsuz bir hüküm ise cüz’î olumluyla nakzedilir.
Bu dönüşüm yalnız kalıp ezberi değildir. Küllî bir iddiayı çürütmek için onun tam karşıtı olan başka bir küllî iddia kurmak gerekmez; aynı şartlarda tek bir sahih istisna, küllî hükmün doğru olmadığını göstermeye yeter.
1. Süllem’in asıl metni
Süllem bir önceki beyitte mahsûra kaziyyenin nakîzinin hem keyfi hem sûru değiştirilerek kurulacağını bildirmişti:
وَإِنْ تَكُنْ مَحْصُورَةً بِالسُّورِ
فَانْقُضْ بِضِدِّ سُورِهَا الْمَذْكُورِ
Okunuşu: Ve in tekün mahsûraten bi’s-sûri / Fenkuz bi-zıddi sûrihe’l-mezkûri.
Yaklaşık mânası: “Kaziyye sûrla sınırlandırılmış mahsûra ise zikredilen sûrunun karşıtını getirerek onu nakzet.”
Burada keyf, hükmün olumlu veya olumsuz oluşudur. Sûr ise “her, hiçbir, bazı” gibi hükmün kapsamını gösteren nicelik kaydıdır. Bu kaide dört temel mahsûrada çapraz bir dönüşüm doğurur:
- Küllî olumlu ↔︎ cüz’î olumsuz.
- Küllî olumsuz ↔︎ cüz’î olumlu.
2. Bediüzzaman’ın Kızıl Îcâz haşiyeleri
Küllî olumlunun nakîzi cüz’î olumsuzdur
Esas nüshada kaide şöyle uygulanır:
فَإِنْ تَكُنْ مُوجِبَةً كُلِّيَّةً فَنَقْضُهَا سَالِبَةٌ جُزْئِيَّةٌ
Yani: “Kaziyye küllî olumlu ise onun nakîzi cüz’î olumsuzdur.”
“Her öğrenci hazırdır” hükmünün nakîzi “Hiçbir öğrenci hazır değildir” değildir. Çünkü öğrencilerin bir kısmının hazır, bir kısmının hazır olmadığı durumda bu iki küllî hüküm de yanlış olabilir. Hakikî nakîz şöyledir:
- Her öğrenci hazırdır.
- Bazı öğrenciler hazır değildir.
İkinci hüküm doğruysa birinci mutlaka yanlıştır; birinci doğruysa ikinci mutlaka yanlıştır. İkisi birlikte doğru veya birlikte yanlış olamaz.
Küllî olumsuzun nakîzi cüz’î olumludur
Nüshanın devamında ikinci dönüşüm şöyle verilir:
وَإِنْ تَكُنْ سَالِبَةً كُلِّيَّةً فَنَقْضُهَا مُوجِبَةٌ جُزْئِيَّةٌ
Yani: “Kaziyye küllî olumsuz ise onun nakîzi cüz’î olumludur.”
“Hiçbir öğrenci hazır değildir” hükmünü nakzetmek için “Her öğrenci hazırdır” demek gerekmez. Aynı kayıtlar altında tek bir hazır öğrenci göstermek yeterlidir:
- Hiçbir öğrenci hazır değildir.
- Bazı öğrenciler hazırdır.
Burada da iki hükümden yalnız biri doğru olabilir.
Ma’dûle ve sâlibetü’l-mahmûl inceliği
Haşiye, küllî olumlu hükmün ma’dûle yahut sâlibetü’l-mahmûl yapısında bulunmasının temel dönüşümü bozmadığını belirtir. Çünkü tenakuzda yalnız cümledeki “değil” kelimesine bakılmaz; hükmün mantıkî keyfi ve nisbetin kurulup kaldırılması araştırılır.
Meselâ “Her S, gayri-P’dir” sözü görünüşte olumsuz bir kelime taşısa da kaziyyenin bağı olumlu kurulmuş olabilir. Nakîz belirlenirken önce kaziyyenin gerçek yapısı çözümlenir; sonra sûr ile keyf uygun biçimde değiştirilir. Bu bahis, ileride muhassala, ma’dûle ve sâlibetü’l-mahmûl ayrımlarıyla genişleyecektir.
Hitabî mühmele küllî kuvvetinde kullanılabilir
Nüsha, bazı hitabî ve zannî bağlamlarda mühmele kaziyyenin küllî hükmünde değerlendirildiğini hatırlatır. Konuşanın maksadı gerçekten bütün fertleri kapsıyorsa, lafızda “her” bulunmasa bile nakîz cüz’î bir istisnayla kurulur.
Fakat günlük dildeki her mühmeleyi otomatik olarak küllîleştirmek doğru değildir. Önce maksadın bütün fertleri kapsayıp kapsamadığı tahkik edilmelidir. Mantık, konuşanın söylemediği bir küllîliği ona yüklemez.
Hakikî nakîz ile muhassal nakîz
Haşiyedeki önemli bir incelik, küllî olumlunun salt kaldırılışının “bütünün olumsuzlanması” şeklinde gayr-i muhassal kalabilmesidir. İstidlâlde kullanılabilen açık hüküm hâline getirmek için bunun lâzımı olan cüz’î olumsuz kaziyye onun yerine konulur.
“Her S, P’dir” hükmünün kaldırılması, en az bir S’nin P olmadığını gerektirir. Böylece belirsiz bir ret yerine açık ve muhassal bir kaziyye elde edilir: “Bazı S’ler P değildir.”
3. Molla Abdülmecid’in izahı
Molla Abdülmecid’in dipnotlu açıklaması, küllî olumlu hükmün nakîzini kurarken gerçek kaldırma ile bu kaldırmanın açıkça ifade edilen lâzımını ayırır. Küllî hükmün tamamını reddetmek hakikatte “bütün fertler için hükmün geçerli olmadığı” mânasına gelir; bunun istidlâlde kullanılabilen muhassal karşılığı, en az bir ferdin hüküm dışında kaldığını bildiren cüz’î olumsuzdur.
Bu sebeple:
- “Her insan yazardır” hükmünün nakîzi “Bazı insanlar yazar değildir.”
- “Hiçbir insan yazar değildir” hükmünün nakîzi “Bazı insanlar yazardır.”
İzah ayrıca şartiyye üslubunun tercih edilmesini öğretim bakımından açıklar. “Eğer küllî olumlu ise…” denilmesi, okuyucuya yalnız neticeyi bildirmekle kalmaz; kaidenin hangi şartta ve nasıl uygulanacağını adım adım gösterir. Böylece bilinen hüküm, uygulanan bir melekeye dönüşür.
Mühmele kaziyyenin hitabî bağlamda küllî kuvvetinde sayılması da aynı ölçüye bağlıdır. Maksat küllî ise nakîz cüz’î olur; maksat belirsizse önce kapsam açıklanır. Delilin göstermediği bir umumiyet kurulmaz.
4. İhsan Kasım es-Sâlihî hakkında tahkik notu
Esas nüshanın basılı 210-211. sayfalarında İhsan Kasım es-Sâlihî adına açıkça ayrılmış, imzalı müstakil bir şerh tespit edilmemiştir. Bu sebeple kendisine özel bir mantık görüşü isnat edilmemiş; neşir düzeni, Bediüzzaman’ın haşiyesi ve Molla Abdülmecid’in dipnotlu izahı birbirinden ayrılarak kullanılmıştır.
5. Risale-i Nur bağlantıları
Risale-i Nur’da umumî bir hüküm ile o hükmün istisnası birlikte okunurken bu tenakuz ölçüsü büyük önem taşır. “Ekseriyet”, “umum”, “bazı”, “nadiren” ve “istisna” gibi kayıtları korumadan yapılan nakiller, metnin söylediğinden daha geniş bir hüküm doğurabilir.
Küllî bir hükmü reddetmek için ona zıt başka bir küllî hüküm kurmak gerekmez. Meselâ “Bütün insanlar şu vasıftadır” denilmişse, aynı şartlarda o vasfı taşımayan tek bir sahih örnek küllî iddiayı kaldırır. Fakat bu istisna başka bir zaman, başka bir cihet veya başka bir şart altında ise hakikî nakîz olmaz.
Bu ölçü münazarada da ahlâkî bir disiplindir. Muhatabın “her” dediği yerde “bazı” bir istisna göstermek yeterliyken “hiçbiri” diye aşırı bir karşı iddia kurmamak; “hiçbiri” dediği yerde de tek bir sabit örnekle yetinmek gerekir. Delilin taşıdığı kadar hüküm vermek, hem mantığın hem hakkaniyetin gereğidir.
Bu bölüm belirli bir Risale-i Nur cümlesinin doğrudan iktibası değil, Kızıl Îcâz’daki tenakuz kaidesiyle kurulmuş açıklayıcı bir okuma bağlantısıdır.
6. Günlük tatbik
Bugün dört küllî hüküm seçip nakîzlerini kuralım:
- Hükmün mevzu, mahmul, zaman, mekân ve şartlarını aynen koruyalım.
- “Her” ile kurulmuş olumlu hükmü “bazı … değildir” biçimine çevirelim.
- “Hiçbir” ile kurulmuş olumsuz hükmü “bazı …dır” biçimine çevirelim.
- Karşıt bir küllî hüküm kurmak yerine tek ve açık istisnayı ifade edelim.
Örnekler:
- “Her çalışan toplantıya katıldı.” ↔︎ “Bazı çalışanlar toplantıya katılmadı.”
- “Hiçbir müşteri itiraz etmedi.” ↔︎ “Bazı müşteriler itiraz etti.”
- “Bütün siparişler zamanında ulaştı.” ↔︎ “Bazı siparişler zamanında ulaşmadı.”
- “Hiçbir öğrenci soruyu çözemedi.” ↔︎ “Bazı öğrenciler soruyu çözdü.”
Bugünün kısa ölçüsü:
Küllî olumlu bir hükmü cüz’î olumsuz; küllî olumsuz bir hükmü cüz’î olumlu nakzeder. Bir küllîyi çürütmek için aynı şartlarda tek bir sahih istisna yeterlidir.
Nüshanın sonunda ilmin hazmedilmesi gereken bir gıda olduğu, aceleci zihnin hakikatleri sindirmeden geçip gidebileceği hatırlatılır. Bu sebeple bugünkü kaideyi yalnız ezberlemekle yetinmeyelim; farklı cümlelerde tekrar tekrar uygulayarak zihinde yerleştirelim.
Bir sonraki derste cüz’î olumlu ve cüz’î olumsuz kaziyyelerin nakîzlerini ele alacak; dört temel mahsûranın tenakuz tablosunu tamamlayacağız.
Kaynak ve tahkik notu: Abdurrahman el-Ahdarî, es-Süllemü’l-Münevrak, mahsûranın nakîzinde sûrun karşıtına çevrilmesine dair beyit; Bediüzzaman Said Nursî, Kızıl Îcâz haşiyeleri; Molla Abdülmecid Nursî’nin ilgili dipnotları, İhsan Kasım es-Sâlihî’nin düzenlediği esas Arapça nüsha, basılı s. 210-211 (PDF s. 58-59). “Küllî olumlu → cüz’î olumsuz” ve “küllî olumsuz → cüz’î olumlu” ibareleri nüsha görüntüsüyle karşılaştırılmış; haşiye ve izahlar uzun doğrudan alıntı yapılmadan mânaca aktarılmıştır. İhsan Kasım adına müstakil bir açıklama tespit edilmemiştir.