Kızıl Îcâz Derslerİ-44

Said ÖZADALI

Kaziyye ve Haber: Doğru veya Yanlış Olabilen Söz

Önceki derslerde tasavvur, tarif ve beş küllî üzerinde durmuştuk. Süllem şimdi mantığın ikinci büyük alanına, yani tasdike geçiyor. Bu geçişin ilk sorusu şudur: Bir söz ne zaman “kaziyye” yahut “haber” adını alır? Cevap, sözün dış gerçeklikle karşılaştırılabilecek bir hüküm taşımasında saklıdır.

1. Süllem’in asıl metni

Gerçeği kendi içinde barındırabilecek olan şey,
aralarında gelişen bir mesele ve bir hikayeydi.

Okunuşu: Mâ’htemele’s-sıdka li-zâtihî cerâ / Beynehum kaziyyeten ve haberâ.

Yaklaşık mânası: Kendi zatı bakımından doğruluğa elverişli olan söz, mantıkçılar arasında “kaziyye” ve “haber” diye adlandırılır.

Beyitte açıkça doğruluk zikredilmiş, yanlışlık ihtimali ise bunun karşılığı olarak anlaşılmıştır. Çünkü kaziyye, yalnız doğru olan söz değil; doğru veya yanlış diye değerlendirilebilen hükümdür. “İnsan canlıdır” doğru, “İnsan taştır” yanlış bir kaziyyedir. “İnsan” kelimesi tek başına ise henüz bir hüküm bildirmediği için ne doğru ne de yanlış sayılır.

2. Bediüzzaman’ın Kızıl Îcâz haşiyeleri

Bediüzzaman bu kısa tarifi, insan düşüncesiyle kâinattaki nizam arasındaki geniş münasebet içinde ele alır. Âlemde farklılık, değişme ve kuşatıcı bir düzen vardır. Farklılıklar sayısız nisbî hakikati görünür kılar; değişmeler bu münasebetleri çoğaltır; nizam ise onları birbirine bağlayıp çeşitlendirir. Zihinde kurulan hükümler, bu münasebetlerin temsil ve ifadeleridir. Bu yönüyle onlar, kâinat kitabından çıkarılan “kevni kaziyyeler” gibi okunabilir.

İnsan fikrinin gayesi de nefs-i nâtıkanın, hakikatlerin kendisine nakşolmasıyla âlemin mânevî bir haritası hâline gelmesidir. Zihin yalnız dağınık kavramlar biriktirmez; varlıklar arasındaki bağları görür, onlar hakkında hükümler kurar ve bu hükümleri delillerle birbirine bağlar.

Haşiyede mantığın bahisleri arasındaki sıra da gösterilir: Birçok hakikat, nisbet ve münasebetler yoluyla bilinir. Bu münasebetler kaziyye ve netice şekline girer; neticeler delillerle elde edilir. Kaziyyelerin parçaları mevzu ve mahmuldür. Bunların tasavvuru tariflerle, tariflerin parçaları ise beş küllîyle açıklanır. Böylece daha önce öğrendiğimiz tasavvur ve tarif bahisleri, kaziyye ve kıyas bahislerine hazırlık olur.

“Doğruluğa elverişli olmak” kaydı hem zihnen anlaşılan hem de sözle ifade edilen hükmü kapsar. Fakat bu elverişlilik sözün kendisinden doğmalıdır. Bir kavramın zihinde bulunmasından bazı yan hükümler çıkması, o çıplak kavramı kaziyye yapmaz. Kaziyye için bir şeyin başka bir şeye nisbet edildiği veya ondan nefyedildiği bir hüküm gerekir.

3. Molla Abdülmecid’in izahı

Molla Abdülmecid, kaziyyenin hem akılda kurulan hem de lafızla söylenen yönüne dikkat çeker. Hüküm önce zihinde anlaşılır; söz onu dışarıya taşır. Bu sebeple mantık, yalnız kelimelerin biçimiyle değil, kelimelerin taşıdığı hüküm ve mâna ile ilgilenir.

Tarifteki “kendi zatı bakımından” kaydı ayırıcıdır. Meselâ Zeyd’i tasavvur ettiğimizde, “Zeyd’in sureti zihnimde hazırdır” gibi başka bir hüküm kurulabilir. Fakat bu hüküm, yalnız “Zeyd” tasavvurunun kendisi değildir. Doğruluk veya yanlışlığa elverişlilik, kavrama sonradan eklenen bir çağrışımda değil, kaziyyenin doğrudan bildirdiği hükümde bulunmalıdır.

Bir kaziyye, işaret ettiği gerçeklikle uyuşursa doğru; uyuşmazsa yanlış olur. Yanlışlık da kaziyye olmayı ortadan kaldırmaz. Çünkü mantığın burada aradığı, hükmün fiilen doğru çıkması değil, doğruluk ve yanlışlık bakımından değerlendirilebilir olmasıdır.

Beyitteki “cerâ” fiili de “adı böyle yürüdü, böyle isimlendirildi ve tanındı” mânasındadır. Kaziyye ile haber bu seviyede aynı hüküm bildiren söz için kullanılan iki addır.

4. İhsan Kasım es-Sâlihî hakkında tahkik notu

Esas nüshada İhsan Kasım es-Sâlihî’nin neşir ve düzenleme emeği bulunmakla beraber, bugünkü beytin ilgili sayfalarında ona açıkça nispet edilmiş müstakil bir açıklama tespit edilmemiştir. Bu sebeple kendisine ayrıca bir görüş isnat edilmemiştir.

5. Risale-i Nur bağlantıları

Risale-i Nur, kâinatı mânâ taşıyan bir kitap gibi okumaya sıkça davet eder. Bu okuma, yalnız varlıkların adlarını bilmekten ibaret değildir; onların birbirleriyle münasebetini, düzenini ve işaret ettiği mânayı hüküm cümleleri hâlinde fark etmeyi gerektirir. “Çiçek” bir tasavvurdur; “Bu çiçek ölçülü bir sanat gösteriyor” sözü ise doğruluğu araştırılabilecek bir hükümdür.

Bu ayrım, imanî tefekkürde de önemlidir. Bir kavramı tekrar etmekle o kavram hakkında delilli bir hüküm kurmak aynı şey değildir. Tefekkür, tasavvurdan tasdike geçerken gözlem, nisbet ve delil ister.

Bu bölüm, Kızıl Îcâz’daki mantık ölçülerinden hareketle kurulmuş bir okuma bağlantısıdır; Risale-i Nur’dan doğrudan alıntı değildir.

6. Günlük tatbik

Bugün kurduğumuz üç cümleyi seçelim ve şu sorularla inceleyelim:

  1. Cümle yalnız bir dilek, emir veya soru mu; yoksa bir hüküm mü bildiriyor?
  2. Bildirdiği hüküm dış gerçeklikle karşılaştırılabilir mi?
  3. Hükmün doğru olduğuna dair dayanağım nedir?
  4. Kavramı, o kavram hakkında kurduğum hükümle karıştırıyor muyum?

“Kapıyı kapat” bir emirdir; doğruluk veya yanlışlıkla nitelenmez. “Kapı kapalıdır” ise kaziyyedir ve kontrol edilebilir. “Bu kişi güvenilirdir” de bir hükümdür; fakat onu doğru saymak için gözlem ve delil gerekir. Böylece mantık, konuşurken hüküm ile temenniyi, bilgi ile kanaati ve kavram ile tasdiki birbirinden ayırmayı öğretir.

Netice

Kaziyye yahut haber, kendi yapısı bakımından doğru veya yanlış diye değerlendirilebilen hükümdür. Tek başına bir kavram kaziyye değildir; kaziyye, bir şey hakkında olumlu veya olumsuz bir nisbet kurar. Doğruluk gerçekliğe uygunluk, yanlışlık ise uygunsuzluktur. Bu ilk tarif, ileride kaziyyelerin kısımlarını ve kıyasın nasıl kurulduğunu anlamanın temelidir.

Bir sonraki derste kaziyyelerin yüklemli ve şartlı oluşuna geçeceğiz.

Kaynak ve tahkik notu: Abdurrahman el-Ahdarî, es-Süllemü’l-Münevrak, kaziyye ve haber beyti; Bediüzzaman Said Nursî, Kızıl Îcâz haşiyeleri; Molla Abdülmecid Nursî’nin izahı, İhsan Kasım es-Sâlihî’nin düzenlediği esas Arapça nüsha, basılı s. 196-197 (PDF s. 44-45). Beyit esas nüshayla karşılaştırılmış; haşiye ve izahlar uzun doğrudan alıntı yerine mânaca aktarılmıştır.

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.