İdris-i Bitlisî 1520'de, Said Nursî ise 1878'de doğdu.
Said Nursî'nin İdris-i Bitlisî'ye yaklaşımı ise oldukça dikkat çekicidir.
1. SAİD NURSÎ, İDRİS-İ BİTLİSÎ'Yİ AÇIKÇA OLUMLU BİR ÖRNEK OLARAK ANLATIR
Said Nursî'nin özellikle dikkat çeken ifadelerinden biri, Temyiz Mahkemesi Talebe Müdafaaları'nda geçer. Burada İdris-i Bitlisî'yi şöyle anar:
“Hicrî dokuzyüz tarihlerinde bütün Şark vilayetlerini din şerefine tav'an Osmanlı Türk hükümetine bağlamak şerefiyle mübâhi olan, ehemmiyeti dünyaca müsellem bulunan Hakîmüddîn İdrisî Bitlisî, o gün hem Kürd, hem Türk idi.” (Mufassal Tarihçe-i Hayat, Abdülkadir Badıllı)
Bu cümle çok önemlidir. Çünkü Nursî, İdris-i Bitlisî'yi Türk-Kürt ayrışmasının değil, iki topluluğun birlikte hareket etmesinin tarihî bir örneği olarak gösteriyor.
Buradaki “hem Kürd, hem Türk idi” ifadesini de modern anlamda bir etnik kimlik tanımlaması olarak değil, Nursî'nin İslam ve Osmanlı çatısı altında ortak aidiyeti vurgulayan yaklaşımı içinde değerlendirmek gerekir.
2. SAİD NURSÎ, İDRİS-İ BİTLİSÎ'Yİ KENDİ DÖNEMİNDEKİ KÜRT-TÜRK İLİŞKİLERİ AÇISINDAN BİR ÖRNEK KABUL EDİYOR
Said Nursî'nin özellikle II. Meşrutiyet dönemindeki konuşmalarında temel düşüncelerinden biri, Kürtlerin Osmanlı'dan ayrılmasının Müslümanların birliğine zarar vereceği yönündedir.
Bu noktada İdris-i Bitlisî'nin Yavuz Sultan Selim dönemindeki rolünü tarihî bir örnek olarak kullanır.
Nursî'nin düşüncesinin özeti şu şekilde ortaya çıkar:
İdris-i Bitlisî → Kürt aşiretleri ile Osmanlı yönetimi arasında uzlaşma ve ittifak → İttihad-ı İslam (İslam birliği)
Said Nursî → aynı birlik fikrinin modern dönemde devam ettirilmesi
Bu nedenle bazı araştırmacılar İdris-i Bitlisî ile Said Nursî arasında bir “fikrî miras” veya “siyasî-tarihî devamlılık” bulunduğunu ileri sürmüşlerdir. Örneğin tarihçi Mehmet Emin Üner, iki ismin Türk-Kürt birlikteliği ve İttihad-ı İslâm düşüncesindeki ortak yönlerini özellikle incelemiştir. (https://www.risalehaber.com/idris-i-bitlisi-ve-said-nursi-turk-kurt-birlikteligi-icin-calisti-200718h.htm)
3. FAKAT NURSÎ, İDRİS-İ BİTLİSÎ'Yİ SADECE “OSMANLI'YA HİZMET ETMİŞ KÜRT” ŞEKLİNDE DEĞERLENDİRMİYOR
Burada önemli bir ayrıntı var.
İdris-i Bitlisî'nin tarihî rolü, yalnızca Osmanlı'ya katılmayı sağlamak değildi. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre İdris, âlim, tarihçi, münşî, siyaset adamı ve tasavvufla ilgilenen bir müellifti. II. Bayezid'in emriyle Heşt Bihişt'i yazmış, daha sonra Yavuz Sultan Selim döneminde önemli bir siyasî rol üstlenmiştir. (Diyanet İslam Ansiklopedisi)
Said Nursî'nin ona atıf yapmasındaki esas nokta da İslamî birlik ve bölgedeki Müslüman toplulukların beraberliğidir.
4. “İDRİS-İ BİTLİSÎ'NİN MİRASININ DEVAMI” ŞEKLİNDEKİ YORUM NEREDEN GELİYOR?
Risale-i Nur çevresindeki bazı araştırmacılar bu bağlantıyı oldukça açık biçimde kuruyorlar. Örneğin Risale-i Nur Enstitüsü'nde yayımlanan bir çalışmada İdris-i Bitlisî'nin Yavuz döneminde doğudaki aşiretlerle Osmanlı yönetimi arasında aracılık yaptığı ve bunun İttihad-ı İslâm düşüncesiyle bağlantılı olduğu ileri sürülüyor. (https://www.rne.com.tr/secilmis-makaleler/bediuzzamanin-ittihad-i-islamda-selefleri/)
Başka bir çalışmada da İdris-i Bitlisî'nin doğudaki Kürt ve Türkmen beylerinin Osmanlı yönetimine katılmasındaki rolü anlatılarak, bunun Nursî'nin sonraki dönemdeki Türk-Kürt birlikteliği anlayışıyla karşılaştırıldığı görülüyor. (https://www.risalehaber.com/tarihte-kurtler-ve-said-nursinin-yorumu-155624h.htm)
Fakat burada bir ayrım yapmak gerekir:
“Said Nursî, İdris-i Bitlisî'nin doğrudan öğrencisiydi veya onun özel bir tarikat/ilmî silsilesinden geliyordu” şeklinde bir iddia için tarihî dayanak yoktur.
İlişki doğrudan hoca-talebe ilişkisi değil; tarihî şahsiyet ve fikirlerin değerlendirilmesi şeklindedir.
5. NURSÎ'NİN İDRİS-İ BİTLİSÎ HAKKINDAKİ EN GÜÇLÜ İFADESİ
Konuyu anlamak açısından en önemli cümle yukarıdaki “o gün hem Kürd, hem Türk idi” ifadesidir.
Çünkü Nursî burada İdris-i Bitlisî'yi:
- Bitlisli olması,
- Kürt olması,
- Osmanlı hizmetinde bulunması
sebebiyle birbirine zıt kimliklerin temsilcisi olarak görmüyor.
Tam tersine, bu kimliklerin İslamî birlik içinde bir arada bulunabileceğini göstermek için onu örnek veriyor.
6. İLGİNÇ BİR PARALELLİK DAHA VAR
İdris-i Bitlisî'nin en önemli eserlerinden biri Heşt Bihişt'tir ve kendisi tarihçi, âlim ve siyaset adamı olarak tanınır.
Said Nursî ise özellikle hayatının erken dönemlerinde Kürtlerin eğitim seviyesinin yükseltilmesi, medrese eğitiminin geliştirilmesi ve Türklerle Kürtlerin birlikte hareket etmesi üzerinde durmuştu.
Dolayısıyla iki şahsiyet arasında yaklaşık dört asırlık bir zaman farkı olmasına rağmen, Nursî'nin zihninde İdris-i Bitlisî “Şark'ın Müslüman unsurlarını birbirine bağlayan tarihî bir şahsiyet” olarak önemli bir referans noktasıdır.
Kısacası: Said Nursî, İdris-i Bitlisî'yi İttihad-ı İslam (İslam birliği), Türk-Kürt beraberliği ve Şark'ın Osmanlı ile bütünleşmesi bakımından olumlu bir tarihî örnek olarak anlatır. Ancak bunu “İdris-i Bitlisî'nin siyasî çizgisinin aynısını savundu” şeklinde basitleştirmek de doğru olmaz; Nursî'nin kendi dönemindeki meseleleri, özellikle hürriyet, meşrutiyet, eğitim ve İttihad-ı İslâm çerçevesinde ele aldığı görülür.