Said Nursi Ankara’dan koptu

İsmail BERK

Bediüzzaman Said Nursi ile alakalı İnönü ve Menderes kavgası devam ediyordu. 10 Ocak 1960 tarihli gazetelerde, özellikle Ulus, Milliyet, Hürriyet, Akşam ve Cumhuriyet’in başını çektiği haber sağanağı, konuyu detaylıca veriyordu.

İnönü, yeni demecinde Bediüzzaman’ın yayınladığı mektuplarda, şarka gönderdiği talebeleri vasıtasıyla seçim kampanyası yürüttüğünü iddia ediyordu. Menderes’ten cevap beklediğini basın aracıyla açıklıyordu. İnönü, “DP, Nursi ile işbirliğinde” diyordu.

Bediüzzaman ise Emirdağ’daydı. Avukatı Bekir Berk üzerinden Hür Adam gazetesine bir açıklama yapmıştı. Tartışmalardan oldukça sıkılmıştı. İstanbul ve Ankara seyahatlerinin amacını izah ediyordu.

Tam bu safhada, Ankara’da bir araya gelen Nur Talebeleri Bediüzzaman’ı tekrar Ankara’ya davet etmeye karar vermişlerdi.
Üstada  davet isteğini  arz etmeye Emirdağ’a giden heyette Hamdi Sağlamer, Dursun Kutlu ve Refet Kavukçu ağabeyler ile  şoför vardı.
Üstad, heyeti kabul etti. Heyet, davet mektubunu okudu. Üstad, “Ben çok hastayım. Bana 21 defa zehir verdiler. Fakat ölüm yatağında da olsam, bu davete icabet edeceğim” dedi.

10 Ocak, uzun bir gün olmuştu. Bediüzzaman’ın balmumu rengindeki chewrolet Isparta T20001 plakalı otomobili yola çıkmıştı. Gelen heyet ise emniyet tarafından sorguya alınmıştı.

Bediüzzaman’ın yola çıkışı, Ankara’yı, hükümeti telaşlandırmıştı. Harekete geçen Bakanlar Kurulu, Bediüzzaman’ın Ankara’ya girişini “şimdilik” uygun görmüyordu. Hükümet, İnönü ile girdikleri Said Nursi kavgasından hala çıkamamıştı, tedirginlerdi.
Hükümetin kararını Bediüzzaman Ankara’ya giderken yolda öğrendi. Bakanlar Kurulu kararına göre Bediüzzaman, mecburi ikamet olarak Emirdağ’da tutulacaktı ve Ankara’ya sokulmayacaktı.
Nitekim, Haymana yolundan gelen Bediüzzaman Çiftlik kavşağında polis barikatı ile karşılaşır.

Emniyet yetkilisi, hükümetin kararını iletip, Emirdağ’a dönmesini istedi. Üstad gerildi, tepki vermeye hazırlandı, hatta “Ben bu kararı dinlemiyorum” dedi. Ardından bir kenara çekilip bir iki dakika kendisiyle hemhal bir halet-i ruhiyede tefekkür etti. Sonunda kararını yeniden değerlendirdi. Emniyetin saygılı tutumlarını da dikkate alarak, kendisini bekleyen talebeleriyle görüşemeden geri dönmeye karar verdi.
Mahzun, mükedder ama davasına adanmış bir ömrün kadere teslim ruhaniyeti ile geri döndü.

11 Ocak 1960 tarihli gazetelerin gündemi yine Said Nursi olarak yerini almıştı.
Bediüzzaman’ın Ankara’ya sokulmadığı bu son dönüşü, aynı zamanda bir kopuştu. Ankara’dan, yaşananlardan, verilen eziyetlerden, CHP’nin şerrinden ve hükümetin ürkekliğinden…

İstanbul’dan sonra geldiği Ankara’da da birer gün kalmış ve hemen ayrılmıştı. İkinci kez Ankara’ya talebelerinin davetine icabet için geldiği bu ziyarette ise görüşme mümkün olmamıştı. Böylece Ankara’ya giremeden Ankara’ya veda etmişti. Seyahati engellenmişti. Ama tartışmalar bitmiyordu. Bu tartışmaları Emirdağ’dan izliyordu. Zaten Ankara’ya girişi engellendiği gibi, mecburi ikamete tabi tutulmuştu. Bu yüzden Emirdağ’daydı. Hamza Emek ve Çalışkanlar hanedanı mensupları ile beraberdi. Ahiret yurduna doğru hızlanan son iki haftanın gidişatı, durdurulamayan bir hareket getirmişti. Veda ziyaretleri devam edecekti.

İnönü, Bursa’daydı. Said Nursi yine gündemindeydi. Akşam gazetesi, ”İnönü,Said-i Nursi ile halka manevi baskı yapıldığını söyledi” haberini veriyordu.

Bediüzzaman ise, Emirdağ’dan bütün dünyaya Risale-i Nur’u yaymaya devam ediyordu.

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.