(Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin EMİRDAĞ LAHİKASI-2 eserinden bölümler.)
Bismillahirrahmanirrahim
Bazı gazetelerde çıkan yalanlar hakkındaki bir tekzîbi berây-ı mâlûmat gönderiyoruz.
...
Yalanlarının birkaç delili de şunlardır:
Üstadımız Said Nursî için “Bir şah ve bir pâdişah gibi yaşamakta ve gelen yardımlarla geçinmektedir .” diye o vicdânsızlar apaçık bir iftirada bulunmuşlardır.
Said Nursî, amcasının çorbasını dahi içmemiş olup, hayatında kimsenin minneti altında kalmayıp, beş bin lira hediyeye beş para değer vermeden red ve iâde eden, hayatındaki istiğnâ düsturunu en zâlimâne muâmeleler ve mahrumiyetler içinde kaldığı zamanlarda dahi bozmayan ve böylece izzet‑i İslâmiye ve şeref‑i diniyeyi muhâfaza etmiş olan bir zâttır.
Evet, Üstadımızın halkların hediyesini kabûl etmemek düsturu, seksen senelik hayatı ile sâbit olduğu ve otuz senelik müteaddit mahkemelerde dahi vesikalarla tahakkuk etmiş, dost ve düşmanın gözleri önünde zâhir olmuştur.
Bu bedîhî hakikatin herkesçe bilindiği bir zamanda böyle ittihamda bulunanların ne kadar dehşetli garazkâr olduklarını ehl‑i vicdânın takdirlerine bırakıyoruz…
Ankara hükûmetinin adâletiyle Üstadımız Said Nursî’nin Risale‑i Nur eserleri basılmaktadır. Hissesine düşen bir miktar kitap fiatlarını Üstadımız, hayatını nurlara vakfedip nafakasını çıkaramayan Nur talebelerine tâyin olarak vermektedir. Kendisi de bugün artık herkesin mâlûmu olmuş olan âzamî bir iktisat ve kanâatle yaşamaktadır. Ve bütün ömrü boyunca fevkalâde bir iktisat dâiresinde kendini idare ettiğine, seksen senelik hayatını bir şâhid‑i sâdık olarak gösteriyoruz.
...
Hastalığı münâsebetiyle hizmetinde bulunan
Tahiri, Zübeyr, Ceylan, Bayram, Sungur, Rüşdü