Sahabenin fazileti

Mehmet ÖZÇELİK

Sahabe; arkadaş, dost, sahip anlamlarına gelmektedir.
Istılah olarak; Peygamber Efendimiz (asm) zamanında yaşamış ve de Peygamber Efendimizi görerek ona inanmış olan kişilere denir.
Veysel Karani aynı dönemde yaşadığı halde görmediğinden, Celaledin-i Suyuti yakaza aleminde bir çok defa gördüğü halde aynı dönemde yaşamamış olmasından dolayı sahabe olamamaktadırlar.

Sahabeyi farklı kılan olay, Peygamber Efendimizin farklılığından ve farkındandır.
Nasılki Allah Resulünün hocası Allah ise, Sahabenin de hocası Allah Resulüdür.
Sahabeler her yönüyle Peygamber Efendimize sahiblik yapmışlardır. Hemen hemen her sözlerinde; Anam babam sana feda olsun ya Rasulallah diyerek, O’na olan muhabbetini anne-baba ve herşeyinden daha üstün tutmuştur.

Mesela Uhud savaşında babası, kocası, kardeşi olan bir kadın olaydan haberi olduğu halde Peygamberimizi sorar. O’nun hayatta olduğunu öğrenince; bunun kendisi için bir sevinç olduğunu, büyük bir musibet olmadığını ifade eder.
Yine Uhud’da bir anda Peygamberimizin öldürüldüğü duyulunca sahabeler; O öldüyse, o halde biz niye yaşıyoruz, diyerek O’na olan bağlılıklarının hayatlarının fevkinde olduğunu bildirirler.

Tebükte (1) güçlük zamanında münafıkların geri dönmek için Romalıları büyük gösterip fitne sokmalarına karşı sahbeler O’nu yalnız bırakmamış ve; “İsrâiloğulları şöyle dediler: “- Ey Mûsa, o zâlimler orada iken biz hiç bir zaman oraya giremeyiz. Artık sen ve Rabb’in beraber gidin de ikiniz harp edin; biz mutlaka burada oturucularız.”

Yahudiler gibi demeyip, “Ya Rasulallah! Allah sana ne emir buyurduysa, onu yap. Ne tarafa gidersen git, biz kesinlikle seninle beraberiz. Biz, İsrailoğulları’nın Hz. Musa’ya dedikleri gibi, ‘Ey Musa! Sen ve Rabbin gidip savaşın. Biz burada oturacağız’ demeyiz. (…) Biz sana iman ettik, seni tasdik ettik ve bize getirdiğinin hak olduğuna şehadet ettik. Bu konuda sana uymak ve itaat etmek üzere söz verdik. Bu durumda sen ne dilersen onu yap. Seni hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin olsun ki, sen bize denizi gösterip dalsan, biz de seninle birlikte dalarız, içimizden bir tek kişi bile geri kalmaz. (…) Yoluna devam et. İstediğin kimseyle bağ kur, istediğin ile de alakayı kes. İstediğinle düşmanlık et, istediğinle barış yap. İstediğin kadar mallarımızdan al ve dilediğini de bize ver. Mallarımızdan aldığını, bize bıraktıklarından daha çok severiz. Bize ne emredersen ona tabi oluruz.” (2) demişlerdir.

Hadisde, “Ashabım gökteki yıldızlar gibidirler. Onların hangisine uyarsanız, hidayeti yani doğru yolu bulursunuz” buyurmuştur.
Ümmü Habibe daha müslüman olmayan babası Ebu Süfyan evine gelip de Resulullahın (asm) oturduğu mindere oturunca, onu oradan kaldırmış, kendisinin inanmayan bir kimse olduğunu söyleyerek, onda Resulullahın oturduğunu beyan ederek babasının altından çekip almıştır.

İnancı uğruna savaşta babasının karşısında bulunmuş, annesinin dininden dönmemesi halinde aç kalıp kendisini helak edeceği tehdidine aldırış etmemiştir.
Uhud savaşında Resulullaha karşı yapılan saldırılara hiç tereddüt etmeden göğsünü siper etmiştir.
Bugün Peygamberimizin gösterdiği binlerce mucizelerden haberdar olmaktayız. Sahabeler bir mucize karşısında hemen teslim olmuş, bir ömür O zata teslim olmuştur.

Onlarda bir mucizenin yaptığı etki ile, bizlerde binlerce mucizenin bıraktığı etki arasında büyük mesafeler vardır.
Kur’an-ı Kerim’de Onların faziletinden bahsedilmektedir. (3)
Kur’an-ı Kerim’de ismen bahsedilen sahabe Zeyd bin harise-dir. (4)
Ve ismen yerilen ise Ebu leheb-dir. (5)
“Tevrat'ta faran dağlarından zuhur eden peygamberin sahabeleri hakkında şu ayet var, "kudsilerin bayrakları beraberindedir. ve onun sağındadır." "Kudsiler" namıyla tavsif eder. Yani, "onun sahabeleri kudsi, salih evliyalardır." (6)
Mevlana Cami Sahabeler hakkında şu sitayiş-kârane ifadede bulunur:
“Ya Resulallah çi bâşed çün seki Ashab-ı Kehf
 Dahili cennet şevem der zümre-i Eshâb-ı Tú
 O reved der cennet men der-cehennem key-ravest
 O seki Eshab-ı Kehf men seki Eshab-ı Tú.”

“Yâ Resûlallah! Ne olaydı, Ashâb-ı Kehf'in köpeği gibi, senin Ashâbının arasında Cennete girseydim. Onun Cennete, benim Cehenneme gitmem nasıl revâ olur? O, Ashâb-ı Kehf'in köpeği; ben ise senin Ashâbının köpeği.”

DİPNOTLAR:
1-Tevbe.38-40,42-53,65-66,81-83,86-88,90,93,102-106,117,Hadid.7.
2-İbn Kesîr, 3/557.
3-Tevbe.100,Haşr.8,-10,Şura.36-39,Hadid.10,Maide.7,Fetih.10,18-21,Nur.11-20,Enfal.72-74
4-Ahzab.37-40.
5-Tebbet.1-5.
6-Mektubat.Said Nursi.19.Mektub.sh.168,Lem’alar.7.lem’a.37

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.