Teheccüd Namazı

Prof. Dr. Şadi EREN

Teheccüd namazı, yatsı namazından sonra bir müddet uyuyup, sonra kalkarak sabah namazı vakti girmeden kılınan nâfile namazdır. Şu âyet, teheccüdü Hz. Peygambere farz bir ibadet olarak emreder:

“Gecenin bir kısmında da senin için ilave (bir ibadet olarak) teheccüd yap.”[1]

Teheccüd, bir gece ibadetidir. Gece ibadetine “gece kıyamı” da denilir. Kur'anın başka yerlerinde de gece kıyamına vurgu yapılmaktadır. Mesela:

“Şüphesiz Rabbin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, (bazen) yarısını ve üçte birini kıyamla geçirdiğini biliyor. Beraberinde bulunanlardan bir topluluk da böyle yapıyor.”[2]

Bediüzzaman’ın talebelerinden Re'fet Bey, kendisine “Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışı zamanında O’nu tesbih et”[3] âyeti hakkında soru sorar. Bediüzzaman cevaben şunları nazara verir:

“…Madem Kur'an bir hutbe-i ezeliyedir, nev'-i beşerin umum tabakatıyla ve ehl-i ibadetin bütün taifeleriyle konuşur; elbette onlara göre müteaddit manaları ve küllî manasının çok mertebeleri bulunacak. Bazı müfessirler, yalnız en umumî veya en sarih veya vâcib veya bir sünnet-i müekkedeyi ifade eden manayı tercih eder. Meselâ bu âyette

وَمِنَ اللَّيْلِ فَسَبِّحْهُ dan ehemmiyetli bir sünnet olan iki rek'at teheccüd namazını ve اِدْبَارَ النُّجُومِ dan, bir sünnet-i müekkede olan sabah fecir sünnetini zikretmiş. Yoksa evvelki mananın daha çok efradı var.”[4]

Âyetin ilk kısmı bir kısım müfessirler tarafından teheccüd namazına, ikinci kısmı ise sabah namazının iki rekât sünnetine işaret olarak da değerlendirilmiştir. Ama -Bediüzzaman’ın da nazara verdiği üzere- âyetin manası küllidir, bunlar da o külli mananın fertlerinden biridir.

Bediüzzaman teheccüdle alakalı şöyle der:

“…Ve gecede teheccüd ise, kabir gecesinde ve berzah karanlığında ne kadar lüzumlu bir ışık olduğunu bildirir, ikaz eder…”[5]

Gece insanların uykuda olduğu vakitte kalkıp iki rekât namaz kılmak, insanın kabrini ve ruhunun gönderildiği berzah âlemini aydınlatan bir ışıktır.

Teheccüd, Hz. Peygambere farz, ümmete ise sünnettir. Bediüzzaman bu sünneti hayatı boyunca hassasiyetle uygulamıştır. Talebeleri, kendisinin Barla yıllarını anlatırken bunu şöyle nazara verirler:

“Gecelerde, sabaha kadar câlib-i dikkat bir hal-i hâşiâne ile ubudiyette bulunurlar. Yaz ve kış bu âdetleri tahallüf etmez. Teheccüd ve münâcat ve evradlarını asla terk etmezler. Hattâ bir Ramazan-ı Şerifte pek şiddetli hastalıkta, altı gün bir şey yemeden savm-ı visal içinde ubudiyetteki mücahedelerini terk etmediler. Komşuları her zaman derler ki: "Biz, sizin Üstadınızın sekiz sene yaz ve kış geceleri, aynı vakitlerde sabaha kadar hazin ve muhrik sadasiyle münâcat seslerini dinler ve böyle fasılasız devamlı mücahedesine hayretler içinde kalırdık."[6]

[1] İsra, 79

[2] Müzzemmil, 20

[3] Tûr, 49

[4] Nursi, Şualar, S. 298

[5] Nursi, Sözler, s. 42

[6] Nursi, Tarihçe-i Hayat, s. 327

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.